Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
5289
 

“Çılgın Proje” çıldırtabilir!

“Çılgın Proje” çıldırtabilir!
 

Kaynak:İnternet


Aslında, tam olarak ne olduğu açıklanmadan üç aşağı beş yukarı maliyeti konusunda az buçuk bilgilendiğimizde fikrimi yazmıştım.

Bir kez daha yazmayı düşünmüyordum, hele ki ne mimar, ne de mühendisken…

Ancak gelin görün ki hem ülkemi tanıyorum hem de kendimi!

Bu konu öyle birkaç günde bitmeyecek, fikir üstüne fikirler üretilecek, ben de dayanamayıp ille ki şahsi fikrimi söylemek isteyeceğim; peşinen beyan edeyim bari, olsun bitsin!

Bir kere, her şeyden önce Türkiye’nin tefe ve de tüfelere yansıyan hali değil de, gerçeği açısından haddinden fazla gereksiz bir masraf!

Yani, o kadar paramız varsa niye bunca aç, açık insan var?

Niye sağlık sigortası koşulsuz her vatandaş için uygulanamıyor, niçin üniversite harç bedelleri bu kadar yüksek?

Neden vergi oranlarımız bu kadar yükseliyorken, gelirlerimiz yüzde üç, dört gibi artış gösteriyor?

Mesela, neden canlı hayvan ithal ediyoruz, tohum falan?

Üç tarafı denizler ile çevrili, bolca yaylaları olan ülkede neden üretim yerine ithalata yönelindi?

Fabrikalar neden ya özelleştirildi ya da kapandı?

Tekel iyileştirilemez miydi de BAT’ye devredildi?

Yeraltı madenlerimiz, mesela bor, neden hala yok sayılıyor?

Diğer soruları da siz sorun bir zahmet, yoksa bu yazı tefrikalar halinde devam eder gider…

******

Diğer düşündürücü bir konu ise deprem riskinin çok yüksek olduğu bir bölgenin coğrafi konumuyla ilgili…

Bilgisayarda oyunlar var, pat diye ada oluşturuyorsunuz, pıt diye kanal açıyorsunuz, falan… Yaptıklarınız yanlış ise, şehirler yıkılıyor, insanlar kaçışıyor, filan…

Sil baştan tekrar oyuna sıfırdan başlayabiliyorsunuz ama…

Bu konuda hiçbir eğitimim yok, ama proje sunulurken başbakan da değinmediğine göre, bir iki kelam etmemde de sakınca yok demektir.

Ciddi bir deprem riski bulunan bir şehre kanal açmak ne derece sağlıklıdır?

O kazılar nedeniyle zeminin ne şekilde etkileneceğini, o titreşimler sonucu fay hattının harekete geçip geçmeyeceğini ben bile düşünüyorken, bu konu mu araştırılmamış, araştırılmış ve onay almış da başbakan mı söylemeyi unutmuş, bilemiyoruz!

Hadi, diyelim kazı çalışmaları sırasında fay hattına zarar gelmez, olası bir depremde bölünmüş bir şehrin tahribatı ne olur?

******

Boğazı riskten kurtarmak gibi bir konuşma içinde kanal etrafına kurulacak yerleşimlerden söz etmek ise ayrı bir ironi!

Gemilerin, tankerlerin geçeceği her yerde aynı riskler zaten var!

Hele ki kanallar!

Koskoca gemilerin, tankerlerin kanaldan geçmeleri kolay mı sanıyorsunuz?

İnsanlık adına boğaz riskten korunacakmış! Peh! Kanalın etrafında oluşturulacak yerlerde yaşayacak olan garibanlar önemli değil herhalde!

Toki oralarda evler yapar, başbakan bilmem ne kadar evin açılışını yapar…

Yok canım, hakikaten epey çılgın bir proje!

******

“Azzz sonra…”, “diğer Çarşamba’ya, “Seçim sonrasında!” dendiğine bakılırsa seçime endeksli bir proje bu; zira maliyeti de seçimden sonra açıklanacak, yeri falan da daha sonra!

İlave şehirler de ayrıyeten açıklanacak; muhtemelen seçim konuşmalarında!

Ahh, bakın burasını unutuyordum az kalsın!

Kültürel değerleri korumaktan söz etti ya başbakan bir ara, şıp diye anladım ki hala satılabilecek yalılar var boğazda!

Bir de bu projenin istihdam sağlayacağından söz etti; ne fena değil mi, tonla para harcanacak bir projeden gıdımla insanlara düşecek bir pay!

Üretim değil de tüketimden gelecek istihdamı yakıştıramıyor insan bir başbakana…

******

Son olarak diyeceğim: Birileri fena halde sağlık vermiş reklam konusunda! “Bizi izlemeye devam edin şekerim!” tarzında ifadelerden anlamamak elde değil!

“Bir sonraki Çarşamba’ya açıklayacağım!, “Seçimlerden sonra devamı!...”

Haa, önemli bir başka konu daha var, yani şahsi fikrim: Başbakanın tarihe altın harflerle geçmek gibi bir ideali var; ister öyle, ister böyle!

“Dağları deldim, heyyy! Denizleri çoğalttım behey! Şehirden şehirler ürettim tey tey”!

Son deyip duruyorum ama sonlanmıyor bir türlü!

Bir şey daha düşünüyor insan, yeni şehirler oluşturup da, “ahanda işte size il mi, il” diyerek “vatan toprağından vazgeçmeyiz” diyenleri dizginleyip, ille de toprak isteriz diyenlere de umut vermek midir?

Normal vatandaş adına hiçbir getirisi olmayan projenin gerçekten de anlamsız şekilde çılgın olduğunu düşünmekteyim…

Normal vatandaştan götürüsü ise malumumuz: Yedin vergisi, içtin vergisi, giydin vergisi… Az kaldı “Yaşadın vergisi” ile “Nefes aldın vergisi”!

Ayyy, son, vallaha son: Rahmetli Bülent Ecevit’in projesi olduğu söyleniyor, gerçeği nedir bilmiyorum, lakin o dönemler İstanbul’un bu kadar deprem riski altında olduğu bilinseydi, şiirlerini okuduğum rahmetlinin insan canını yok sayacağını, inanın hiç zannetmiyorum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Demokrasi Penceresinden başlıklı yorumcunun özetinin yaptım: 1. Yaşasın sermaye sınıfı için yaratılan değerler. 2.kahrolsun üretime harcanan para, tüm kamu malı, parası sermaye sınıfına. 3. halk açlıktan çöplük eşelesin, birbirini .boğazlasın geç bunları yeterki prestijin olsun. 4. Projeyi rakip parti başkanı ortaya atmışsa tu kaka, senin lider bellediğin külhanbey intihal ederek pazarlıyorsa bravo. PS:Gülgün Hanım'ın yazısı gerçekten çok iyi ve doğru, tebrik ederim.

toplumcu adalet 
 29.04.2011 16:01
 

Sn.Gülgun h.,yazınız çok hoş bir uslupla,bizim duygularımızı da dile getiriyor.Tesekkür ediyorum ve kutluyorum.Sn.Başb.,dediği gibi şayet yurdun her yöresini aynı şekilde kucaklıyorsa ve 2023 yılına hedefli İstanbul plan nüfusu 17milyon kabul edilerek,kentin orman,havza gibi yaşam destek sistemleri tehdit altında kalıyorsa;burada kesip yatırımlarını Güneydoğuya kaydırsın ki yurdun her tarafı eşit çağdaş yaşam kalitesine yükselsin.Bütün dünyanın kentleşmede geldiği noktada, tarihi kültürel ve doğal değerlerin,geçmişin ve geleceğin hakkı olarak sürdürülebilirliğini sağlamak vazgeçilemez bir ilkedir.3 Büyük dünya imparatorluğuna(Doğu Roma,Bizans, Osmanlı) ve 3 ayrı dünya görüşüne (Pagan,Hıristiyan, İslam) başkentlik yapmış olan 2700 yıllık kent İstanbul,bu kültürel ve doğal değerleri ile hakkı olan dünya kenti olma potansiyeli taşımaktadır ve diğer dünya kentlerinden farkı da bu eşsiz tarihi kültürel değerleridir.Ve Kanal projesinin güzergahı üzerinde;binlerce yıl öncesinden buyana dünyay

Hatice Fahrünnisa KARA 
 29.04.2011 15:47
 

Roma'yı yakarak tarihte yerini almıştır:) Türkiye'de yakılacak hiç bir yer olmadığına göre sanal Neron'lara da ihtiyaç yoktur. Tabiat hıncını mutlaka alır.

Nurten Altınok 
 29.04.2011 11:08
 

Hangi tanker veya gemi kaptanı, genişliği 700-1500 metre arasında değişen 30 kmlik boğazı bırakarak yönünü 150 metre genişliğindeki 50 kmlik kanala çevirip kendisini altından kalkamayacağı riske sokar. Ama kanal yapılırsa maliyetini geçen gemilerden değil çevresinde tutulacak arsalardan ve yapılacak arazilerden çıkarırlar bence. Dahası kanalın çevresine de konut yapılacakmış. Boğaz kıyısında oturanınki can da kanal kıyısında ev tutanınki portakal suyu mu? Sırf seçim yatırımı bu. Başka bir şey değil. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 29.04.2011 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster