Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '17

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
56
 

“Cin Ali ”

“Cin Ali ”
 

Zaman zaman yeni tanıştığım insanlardan benzer bir soru geliyor..

Ne iş yapıyorsunuz?
Resim Öğretmeniyim.
Hıımmmm ben ancak “Cin Ali” çizebiliyorum.
Nasıl yani ?
Hiç resim yeteneğim yoktur.

Bu cevaptan sonra  afakımı düşünceler sarıyor ve bir yorgunluk çörekleniyor üzerime.
Nasıl çökmesin ki Allah aşkına.

Cin Ali çizmenin yeteneksizlik ve ya bir eksiklik olduğunu kim öğretiyor insanımıza? Özgüven eksikliği, kabullenilmişlik, bastırılmışlık duygusunu. Eğitmenlerimizden mi kaynaklı ya da müfredattan?

Boşuna mı demiş atalarımız “Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder”diye.  Prof.Dr. Aziz Sancar dün şu cümleyle Osmanlı tokadını indirdi suratımızın ortasına. İslam dünyasının 500 yıldır bilime katkısı yok. Koskoca Profesörün yalan söyleyecek hali yok ya. Hemen hafta sonu Kpss sınavında sorulan bir soru geldi aklıma. Avicenna olarak bilinen İslam bilgini kimdir? Bizim çocuklar boş değil tabi şak diye işaretlediler İbn-i Sina’yı. Ancak Auguste Rodin’in “Düşünen Adam” sorusunda o kadar başarı sağlayamadılar. Meğer 16. Yy’dan beri okullarımızda hep aynı soru soruluyormuş.ÖSYM her yıl 500 bine yakın genci üniversitelere yerleştiriyor. Dört yıl sonra yapılan ALES sınavlarda öğrencilerin çoğunluğu asgari koşul olan puanı olan yüzde 50’yi alamıyor. Üniversitelerimizin birçok birimine lisansüstü eğitimi için asgari şart olan yabancı dil ve ALES puanını aşamadığı için genç araştırıcı kazandırılamıyor, nitelikli bilim insanı akışı (taze kan) sağlanmıyor.

Bu konu zaman geçirilmeden YÖK ve üniversiteler tarafından mutlaka acilen önlem alınmayı gerektiriyor. Bu bağlamda ülkemizin temel eğitim ve bilim politikasını, üniversitelilik anlayışını ve araştırma yöntemlerini yeniden gözden geçirmesinin ülkemizin belirli alanlarda öncü konuma geçmesi için önemli olduğu düşüncesindeyim.

Bütün göstergeler ülkelerin bilimsel başarıları ülkelerin gelişmişlik ve kalkınma düzeyi ile doğrudan orantılıdır. İleri teknoloji üreten ve ihraç eden ülkelerinin bilime katkıları da genel de yüksek olmaktadır. Bu ülkelerin genel karakteri üniversite ile siyaset arasındaki ilişki sınırlı, düşünce özgürlüğü nispeten daha iyi, liyakate dayalı proje, maddi destek ve akademik kadro almalarıdır. Üniversiteyi halen ders verilen ve ülke için diplomalı insan yetiştiren birer devlet kurumu olarak görülüyorlar. Türkiye’nin en ciddi sorunu eğitim ve bilimsel gelişmemiştik olmasına rağmen maalesef bilim ve üniversite toplumun ve siyasilerin gündemlerinin çok çok gerisinde bulunmaktadır. Bilim, felsefe, tartışma, bilgi üretme, bilgiyi teknolojiye dönüştürme konusu yine ne yazık ki devlet ve toplumumuzun hatta hatta çoğu üniversitemizin de çok gündeminde değildir.

Üniversiteleri bağımsız olmayan, özgürce bilgi üretmeyen hiçbir ülkenin sorunlarını çözme şansı olmaz. Türkiye’nin bugün karşılaştığı ekonomik ve sosyal sorunların çözememesinin altında siyasilerin sorumluluğu yanında üniversitelerinde bilimsel bilginin üretilememesi sorunu da bulunmaktadır.Ülkemizin eğitim, bilim ve üniversite sorunu bilinenden da çok ciddi. Bir an önce soruna el atılmalıdır. Bütün bu ölçülebilir kriterlerin iyileştirilmesi ciddi düzenlemeler ile mümkündür. 

  “Zurnada peşrev olmaz‚ ne çıkarsa bahtına. “ demişler bize de lambadan Cin Ali çıktı iyi mi.

25.05.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 12.12.11
 
 

Eğitimci, Aşkadaşım ve Aşkolsun kitaplarının yazarı. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster