Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '13

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
363
 

“Çocuğumun bir dediğini iki etmiyorum. Daha ne olsun ki?” Yaklaşımı üzerine...

“Çocuğumun bir dediğini iki etmiyorum. Daha ne olsun ki?” Yaklaşımı üzerine...
 

Hafta sonunda okullar yarıyıl tatiline giriyor.

Öğretim yılını uzu ve yorucu bir maraton olarak düşündüğümüzde, iki haftalık bir ara tatil, iyi bir soluklanmadır.

En başta şu hususu yeniden hatırlatmakta fayda var: Karne notları zayıf olan çocukların aileleri, hoşgörülü olmak zorundalar.

Çünkü notlar, yalnızca öğrencilerin değil, aynı zamanda ailenin ve okulun da başarılarını ortaya koyan sonuçlardır.

O nedenle ders notlarından sadece öğrencileri sorumlu tutup, onları insafsızca yargılamaya kalkışmak, tek kelime ile haksızlıktır.

Pay çıkarmada öncelik sırası okulda ve velilerdedir. Sonrasında çocukların neden başarısız olduklarına, yine birlikte kafa yormaları gerekir. 

Aslında dönem arası tatil sadece dinlenme veya soluklanmayla sınırlı değil. Bunun başka amaçları da vardır.

Örneğin sene başında, kurumda başlatılan eğitim-öğretim çalışmalarının bir dönemlik kısmının tam olarak yerine getirilip, getirilmediğini görebilmek!

Dahası bir bütün olarak okul; planlamasında öğrencileri için neleri amaçladı? Hangilerini yerine getirdi ve neleri eksik bıraktı?

Anlaşılacağı üzere ara tatil; aynı zamanda kurumdaki birimlerin yaptığı işleri, eleştirel bir üslupla değerlendirmeleri için bir fırsattır.

Bu konuda benzer bir sorumluluğu velilerden beklemek yanlış olmaz. Onlar da kendilerini yoklamalı, yanlışları varsa, düzeltmeleri gerekir.

Bilindiği üzere, “Çocuğumun bir dediğini iki etmiyorum. Daha ne olsun ki?” diyen ve bunun dışında onlarla hiç ilgilenmeyen velilerin sayıları az değil.

Bu tarz ilginin çocuklara yarardan çok zarar verdiğini, gözlemleyenlerin kolayca farkında oldukları sakıncalı bir yaklaşımdır.

Harçlık adı altında çocuğa verilen ihtiyaç fazlası paraları, dilediğince harcamaya başlayan çocuklarda aşağıdaki muhtemel değişiklikler görülmeye başlar:

Beslenme ve uyku bozukluğu başta olmak üzere; şımarıklık, aşırı mızıkçılık, sorumsuzluk, derslere karşı ilgisizlik, vs...

İş bu noktaya gelince de, hem aileler için, hem de çocuklar için yeniden toparlanmak zorlaşır. Dahası işleri yoluna koymak için ek zamana ihtiyaç vardır.

Okul süresince bir yandan dersler, diğer yandan çocukların davranışlarını düzelteme çalışmak, gayet yorucu olur.

Bu işin önünü almak için; baştan çocukları sürekli izlemek, okuldaki öğretmenlerle sıklıkla görüşerek, ortaya çıkacak sıkıntıları önceden gidermek gerekir.

Bunları yaptığımızda, görülecektir ki, çocukları yetiştirmek problem olmaktan çıkacak, zevkli bir iş olmaya başlayacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

Emekli; Öğretmen, Yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster