Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '17

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
72
 

"Cogito, ergo sum"

"Cogito, ergo sum"
 

Belçika da yapılan bir araştırma, “düşünme” üzerine olan fikirlerinizi bir hayli değiştirebilir. Çünkü; bulaşıcı olmasından kaynaklı biraz korkabilirsiniz ancak bu hastalık “keşke ben de kapsam” diyeceğiniz türden. İşte  ya da sosyal yaşamınızda  bir konu hakkında fikir üretemiyor musunuz? Odaklanmakta ve yaratıcılıkta kendinizi başarısız mı görüyorsunuz? Sorun sizde değil, çevrenizde olabilir!  Bireysel ve toplu düşünme üzerine yapılan bu araştırma oldukça basit aslında.  İçinde bulunduğumuz dönemde düşünen topluma o kadar ihtiyacımız var ki eğer düşünen bir toplum içinde değilsek vay halimize.

       Şimdi gelelim deneye. “Araştırmacılar deneye katılan kişilere aynı bilgisayar işlemini yapan iki farklı program sundular. Dört farklı renkte karenin belireceği ekranda iki kare belirdiğinde tuşlara basmaları istendi. Bu işlemi bir birlerini görmeden araya paravan konularak yaptılar. Tek bir kişi için kolay bir görev olan bu deney, toplu bir şekilde yapıldığında inanılmaz bir sonuç ortaya çıkarttı.

     Kendi başına gayet iyi sonuçlar veren denekler, birbirlerini görebilecekleri bir salonda toplu olarak aynı görevi yapmaya çalıştılar. Monitörlerdeki paravanlar kalktı ve bütün salonda aynı ekrana bakan ikişerli gruplar halinde katılımcılar inanılmaz bir test sonucu ortaya çıkarttılar. Görevleri zorlaştırıldığında, onların yüzlerindeki ifadeyi ve çaresizliğini gören yanlarındaki kişilerin, kendi görevleri kolay olmasına rağmen başarı sağlayamadıkları görüldü. Sonunda ne oldu dersiniz? Bu başarısızlık dalga dalga salona yayıldı ve deneklerin %90’ı tam anlamıyla artık düşünemez hale geldi. Gözlemciler, zorlaştırılmış sorularla uğraşan grubu ilk gözlemleyen deneklerin, düşünmeyi bıraktığını ve kolay görevi yapamama hastalığının bu şekilde salona bulaştığını düşünüyorlar. Ama dahası da var…
Aynı deney bu sefer tam tersi şekilde yapıldı. Oldukça zor bir görev verilen bir salon dolusu deneğin arasında, görevleri kolaylaştırılan katılımcıların yükselen performansları hareketlerine ve yüzlerine yansımaya başladı. Bu onları gözlemleyen deneklerin kendilerinin de başarılı olabileceğine inanmalarını sağladı. Bu sefer kendi başlarına zorlandıkları görevleri başarmaya başlayan deneklerin yarattığı etki salona yayıldı ve %100’e yakın bir başarı sağlandığı görüldü. Gözlemciler, kolay görevleri yerine getiren katılımcıları ilk gözlemleyen grubun düşünmeye başladığını ve bu düşünme azminin yarattığı başarıyla bütün salona yayılan bir etkinin oluştuğuna inanıyorlar. Ortaya çıkan sonuç gerçekten toplumsal olarak bir şeyler hakkında düşünerek ve başarılı olarak birbirimizi nasıl etkileyebileceğimizi ortaya koyuyor.

 Bu durumda yapabileceğimiz şeylerin başında, düşünen ve üreten topluluklar içerisinde yer almanın bireysel performansımızı etkilemesi açısından büyük bir ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Aynı televizyon programlarını izleyen, aynı partiye oy veren, aynı bilimsel tezi savunan, aynı sosyal görüşe sahip insanların birbirleriyle aynı zeka seviyesine sahip olduklarına inanıyorsanız haklı olmanız yüksek bir ihtimal. Çünkü aynı çevrede bulundukları sürece düşünce güçleri aynı seviyede kalacaktır. “(Kaynak: Psychonomic Bulletin & Review)

       Şimdi bu deneyden yola çıkarak sürü psikolojisinin sadece hayvanlara has olmadığını anlamamız zor olmasa gerek. Nasıl olsa sizin yerinize birileri düşünüyor üretiyor düşüncesinde olmak bile başlı başına yerimizde saydığımızın göstergesidir. İşte bu yüzdendir Tübitak’ın ”bitkilere Kur’an okunduğunda daha çabuk büyüdüklerini”  ya da“suyla çalışan Cami musluğu”na proje desteği sağladığı gerçeğini sorgulamam.


Şehit verdiğimiz bir günde Hulusi bey’in düğüne akmasını mesela..
Milletvekili dokunulmazlıklarını..
MHP kurultayını.
Terörü..Açılım saçılımları.
17 Aralıkları. Araklamaları..
Ekrana çıkıp Allah kitap diyenleri..
Başkanlık sistemini kimler düşünüyor dersiniz?
     

        Latince "Cogito, ergo sum" Düşünüyorum, öyleyse varım demiş Descartes.Usculuğun temel sözüdür bu. Kitap okuma oranı bir  hayli düşük olan ülkemizde sizin okuyup okumamanız Siyaseti iyi bilen  badem bıyıklı Rusların  çokta Dosteyevskisindeydi.

 

17.05.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 12.12.11
 
 

Eğitimci, Aşkadaşım ve Aşkolsun kitaplarının yazarı. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster