Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '15

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
712
 

“Çöpte Dostoyevski buldum”

“Çöpte Dostoyevski buldum”
 

Alıntı


Okumak neyi değiştirir? Elbette çok şeyi. Ve bazen bir yaşamı tümüyle değiştirebilir.
 
Enis Rıza Sakızlı’nın yönettiği  “Çöpte Dostoyevski  Buldum” isimli belgesel film;  Oktay Çetinkaya’nın okumayla değişen yaşam öyküsünü anlatıyor. Ve film Goethe’nin şu cümlesi ile başlıyor: 
 
“Özgürlüğü ve hayatı hak edenler, onu her gün fethetmek zorunda olanlardır.” 
 
***
Oktay Çetinkaya’nın hayatı Adana’da başlar. Yoksulluk, evsizlik, babasızlık ile geçen çocukluk yıllarını önce annesinden sonra da arkadaşlarından öğrenmeye başlarız. Öğrenmeye başlarız diyorum çünkü pek çoğumuzun yakından görmediği, bilmediği bir yaşamdır onunkisi.
  
Böyle bir dünyaya doğmuş olmanın getirdiği yükler yüzünden ilkokul çağında çalışmaya başlar. Çeşitli işlerle başlayan iş yaşamı kağıt toplama işiyle devam eder.
 
Oktay’ın dostları ve arkadaşları ; diğer kağıt toplayan insanlar, tinerciler, sokak çocuklarıdır. Hepsinin Oktay ile ilgili güzel anıları vardır, birer birer anlatırlar.
 
***
Kitap, onun için sadece ağırlığı olan kağıttır. Çöpte bulduğu kitaplar ne kadar ağırsa o kadar sevinir daha fazla para edeceği için.
 
Kağıt  toplayıcılığı, kendini en özgür hissettiği iştir. Bir süre sonra Adana’nın çöpleri yetmez ona. Hayallerini de yanına alarak daha çok çöp üreten şehre;  İstanbul’a gelir. Burada da yılmadan ve severek devam ettirir çöplerle olan yaşamını. Değişik arkadaşlar, çevreler  edinir ama kopmaz tinerci çocuklardan, çöp toplayan diğer arkadaşlarından. Yine de çok severek yaptığı işi içindeki sıkıntıları geçirmeye yetmez.
 
Bir gün çöpte bulduğu bir kitabı okumaya başlar, sonra bir diğerini. Bulduğu bütün kitapları okur. Ve okuduklarını satamaz olur. Artık kitapları atık kağıt torbalarında değil de arkadaşları ile kaldıkları deponun bir köşesinde biriktirmeye başlar. . . 
 
Okuduğu kitaplarda Dostoyevski ile tanışır. Albert Camus ve daha niceleri ile. En çok Dostoyevski’yi sever. Dostoyevski’ nin roman kahramanlarında kendini bulur çünkü.
 
Bir süre sonra çok sevmesine rağmen kâğıt toplama işini bırakıp önce sokakta, sonrada tuttuğu mekân da kitapları satmaya başlar. Sonunda sahaf olarak çıkar karşımıza hem de gerçek bir sahaf.
 
***
Oktay Çetinkaya belgesel boyunca bir çok  şey söyler bize. 
 
“iletişim hayatın kendisidir” der. 
 
Yaşadığı zorluklara, yaşamın adaletsizliklerine rağmen hep mutlu bakar geleceğe.
 
“İnsanlara bakıyorum çoğu mutsuz. O kadar anlamsız hayatlar yaşıyorlar ki.” 
 
Edebiyatın yaşama anlam kattığını bu sözlerle çok güzel ifade eder.
 
***
Belgeselin sonunda okumanın her şeyi değiştirebileceğine bir kez daha tanık oluyorum.
 
Ekim 2015 / Naz Avcı
 
Mehmet Arat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 572
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Kırklı yaşlarda başladığım yazma serüvenine elli li yaşlarda da devam etmeye çalışıyorum. Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster