Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
569
 

"Çözüm Süreci"nin Diyarbakır'da atılan ilerleme adımının ekonomik yanı...

"Çözüm Süreci"nin Diyarbakır'da atılan ilerleme adımının ekonomik yanı...
 

Yorumsuz...(!?)


TÜRKİYE VE KUZEY IRAK ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞME, LOZAN'DA KAYBETTİĞİMİZ MUSUL'UN PETROL GELİRLERİNİN YENİDEN TÜRKİYE'YE DÖNMESİNİ SAĞLAYABİLİR Mİ

Ama önce, Kuzey Irak'ın bugünkü ve en geç 3 yıl sonraki muhtemel ekonomik durumunun bir göz atalım...

Günlük bir gazetemizin ekonomi yazarlarından birinin bir değerlendirmesinin özetini sizlerle paylaşayım.

Yazar, özetle şöyle diyor : "2018'de Kürt Bölgesi'nden ihraç edilen petrolün tutarı yılda 108 milyar doları bulacak. Kuzey Irak Kürt Bölgesi'nin şu anda 5 bin 300 dolar olan fert başına geliri de üç yıl sonra 55 bin dolara çıkacak"

Eğer, Lozan'da biraz daha basiretli ve biraz da cesur davransaydık bu petrol gelirinin % 25'i bizim olacaktı. Bence, Türkiye ile Kuzey Irak Yönetimi arasındaki yakınlaşmasının bir nedeni de bu...Başbakan'ın aklından geçiyor mudur, bilmem ama, ben işin siyasi yanın kadar bunun da önemli olduğunu düşünüyorum.

Şimdi sizlere, Lozan'a giderken bizim olan Musul(yani Kuzey Irak) petrolünden nasıl vazgeçtiğimizi ya da vazgeçmek zorunda bırakıldığımızı anlatmaya çalışacağım...

x    x    x

Lozan Konferansı bitmiş ve Musul Sorunu İngiltere ile Türkiye arasındaki ikili görüşmelere bırakılmıştır... Bu bilgiyi, lisede öğrenmiş ve aynı bilgi ile üniversiteyi bitirmişizdir... En kabadayı resmi tarihimiz bile  bu konuyu bir sayfa içinde yazar...

Bu konuyu seven ve araştıran bir kişi olarak "milliyet,blog" sayfalarında sanırım --doğrudan ve dolaylı olarak--10'a yakın blog yazdım... Bu bloğumda da, Musul(Kuzey Irak) petrolleri ilgili tarihe dönük bir şeyler hatırlatacağım.

x    x    x

Lozan Konferansı 20 Kasım 1922'de başlamıştı. Konferansta, Musul konusu daha görüşmeye başlamadan, 26 Kasım 1922'de Lord Curzon ile İsmet Paşa özel bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede, Lord Curzon İsmet Paşa'ya, bu sorunun --Musul Sorunu'nun-- konferans dışında "dostça" yapılacak özel bir görüşme ile çözüme bağlanmasını önermiştir(1)

Gerçekten de öyle, yukarıda belirttiğim gibi, tahsil hayatımızın boyunca bize öğretildiği gibi olmuştur...Ama bunun "dostça(!?)" olduğu bize söylenmemiştir.

Ertesi gün, İngiliz temsilcilerinden Tyrell ile görüşen İsmet Paşa, Türkiye'nin Musul petrol kaynak larından pay istediğini bildirince, Tyrell, "Tatmin edici bir barış antlaşması imzalanır imzalanmaz, İngiltere'nin yeni Türkiye'ye her türlü ekonomik yardım yapacağını, fakat barış antlaşmasının hazırlanmasında, petrol ve mali yardımın pazarlık konusu yapılmaması gereğini belirtmiştir"(2)

Bu görüşmelerde, İsmet Paşa, sanki İngilizlere, "Türk tarafının Musul'un toprağından çok petrolü ve buradan elde edilecek gelirle ilgilendiği" izlenimini veriyordu.

Nitekim o tarihten sonra, Türkiye'nin Musul üzerindeki hak iddiasından vazgeçmesi şartıyla, Türkiye'ye Musul petrol kaynaklarından ya da gelirinden bir hisse verilmesi amacıyla, İngiliz petrol uzmanları ve Türk Delegasyonu üyeleri arasında görüşmeler yapılmıştır(3)

Musul konusundaki görüşmeler, bu minval üzerinde  --yani, Lord Curzon'un, Lozan Konferansı'nın çalışmaya başlamasından hemen 6 gün sonra İsmet Paşa'ya  önerdiği "dostça(!?)" -- devam etti.

İngilizlerin, Ankara'daki "güvenilir kaynakları" , Londra'ya içeriği aşağıdaki gibi olan bir telyazıda ; "Mustafa Kemal ile İsmet Paşa'nın seçilmiş gazetecilere Ankara'da bir açıklama yaparak 'batıcı' bir politika izleyeceklerini; başka bir deyişle, İngiltere'ye 'dostça' davranacaklarını;" Ayrıca İsmet Paşa'nın da, "İngilizleri tatmin etmek için gerekirse Musul sorununda fedakarlık yapacaklarını; fakat bu ödünleri tazminatsız vermeyeceklerini, Büyük Asya projeleri için bu tazminatın Musul'dan bin kere daha değerli olduğunu(4) söylediğini bildirirler.

Bir kez daha "Musul" yerine "para" ihtiyacı öne çıkıyor...

Ama bu arada İngiltere Süleymaniye'yi bombalamakta ve Türkiye de, verdiği notalarla bu hareketi kınamaktadır... İngiltere ile Türkiye arasındaki Musul görüşmelerinin bu hava içinde geçtiği de bilinmelidir.

Bu konuda daha çok şeyler yazılabilir, doğrular yanlışlar ortaya konabilir ama, biz daha fazla uzatmayalım...

5 Haziran 1926 'da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul ve petrolleri sorununa son verilmiştir.

Bu antlaşmaya gereğince Türkiye Hükümeti, Musul üzerindeki haklarından vazgeçtiği takdirde, Irak Hükümeti, petrolden alacağı gelirin, %10'unu, 25 yıl süreyle Türkiye'ye verecekti.

Aynı gün taraflar arasında teati edilen ve Antlaşma'nın bir parçası olarak kabul edilen notalarla, Türkiye Hükümeti, %10 hissesini paraya çevirmek  isterse 30 gün içinde, bu maddenin yerini almak üzere Türkiye'ye 500.000 İngiliz lirası(Sterlin) ödeyecektir(5).

Türkiye, daha sonra 500.000 İngiliz Sterlini karşılığında bu paydan vazgeçmişti(6).

 SONUÇ :

Musul(Kuzey Irak), Mondros Mütarekesi'nin hemen ardından haksız ve hukuksuz olarak ve bir "oldubitti" ile işgal edildi. Lozan'da ve daha sonraki Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelerde ve yapılan diğer antlaşmalarda da Musul'u geriye alamadık.  Yeni kurulan Cumhuriyet Devleti'mizin parasal sıkışıklığından yararlananlar, Musul'daki petrol payımızı da yok pahasına satın alarak, Musul petrolleri üzerindeki haklarımızı da adeta gasp ettiler.

Şimdi ise, "Çözüm ve Barış Süreci"nin ileri bir adımı olan bu girişimle, belki de Musul'un(Kuzey Irak'ın) tekrar M. Kemal Atatürk'ün, alınamaması içinde bir "ukde"(7) olarak kalan Musul'un topraklarımıza katılması ya da en azından bölge petrollerinden tarihi bir hakkımız olan geliri tekrar elde ederiz, diye düşünüyorum...

Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Irak Bölgesel  Kürt Yönetimi arasındaki bu yakınlaşma, umarım ki,  Türkiye'den geçen petrol hattı ve Türk petrol şirketlerinin Kuzey Irak'ta yaptığı petrol araştırmaları ile Türkiye'ye aktarılacak petrol geliri, 30 yıldır süren PKK terörü ile mücadelede Türkiye ekonomisinin bükülen belinin doğrulmasına neden olur...

M. Kemal Atatürk'ün hatırı ve O'nun ruhunu rahatlatmak için böyle düşünemez miyiz?

cdenizkent

----------------------------   :

(1) Foreign Office(F.O) / İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın Siyasal belgeleri, ss.338-339(Lord Curzon'un Dışişleri Bakanlığı'na tel yazısı, Lozan, 27-11-1922)'den Selahi R.Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt-2, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayını,1991, s.309

(2) Foreign Office, 7965 / E 113599, Tyrell'in raporu, Lozan 28- 11 - 1922'den  R.Sonyel,a.g.y.

(3) Foreign Office, 7964 / E  13443, Lord Curzon'dan Dışişleri Bakanlığı'na telyazı, Lozan, 1 - 2 1922'den a.g.y.

(4) PRO.FO.371 / 10077, F. 3861 / 765 (3-5-1924'dem M. Kemal Öke, Musul ve Kürdistan Sorunu, ss.132-133

(5) ve (6) Şahin Yurdakul, Suphi Saatçi, Ömer Kürkçüoğlu'nun bu konu ile ilgili tespitleri. cdenizkent, M Dosyası - Misak'ı Milli ve Musul, İstanbul, 2000, s.172

(7) 1933 yılında, M. Kemal Atatürk, Ankara'da görüştüğü Amerikalı General Mc. Arthur'a aynen şöyle demiştir : "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım" (Misak-ı Milli,, Ankara; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, 1988,ss.216-217)

ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuzey Iraklıların geliri 55 bin dolara çıkıyor da merkezî Irak'ın vaziyeti ne oluyor? İşler o yazarın söylediği kadar basit ve tozpembe değil. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 26.11.2013 5:47
Cevap :
Merhaba İsmail bey...Hemen bugün yarın demedim...5 yıl süre koydum ortaya...Zaman ne gösterir bilinmez: ama geçmişi iyi incelersek, bazı olayları da günümüze bağlarsak ve günümüzü iyi anlarsak geleceğe yönelik sağlıklı öneriler getirebiliriz...Tutar ya da tutmaz; bunu kimse bilemez...Bugün Kuzey Irak'ta bir "halk oylaması" yapılsa halkın çoğunluğunun, Irak yerine Türkiye'yi tercih edeceğine eminim...Ayen, Lozan Konferansı"nda sonra Milletler Cemiyeti'ninden bağımsız bir heyetin Musul'da(Kuzey Irak) halkın nabzını yoklamak için yaptığı incelemede olduğu gibi...  26.11.2013 13:08
 

Bloğuma bir ekleme : Bloğumu yazarken atladığım bir konuyu, burada ifade etmek istiyorum...500.000 İngiliz Lirası'na bıraktığımız Musul petrolleri payımız için, aslında İngilizler, 1.000.000 İngiliz Lirası'nı gözden çıkarmışlardı...Ama olmadı işte...

cdenizkent 
 25.11.2013 12:17
 

Ben sizin kadar iyimser değilim...Üzerinden 90 yıl geçmiş bir argümanı bugün işletmemize en başta Amerika izin vermez...Ancak yakınlaşma ile belki petrol tedarikimizde kolaylıklar olur. Bunun ötesinde ben kuru barışa razıyım.

Kerim Korkut 
 25.11.2013 6:21
Cevap :
Merhaba kerim bay...Baştan beri olanların içinde zaten ABD var...Daha Körfez Savaşı sırasında, ABD, Özal'a "Irak'a siz de kuzeyden kara harekatı ile girin, Kuzey Irak sizin olsun" şeklinde dedikodu olarak kabul edilen görüşmeler dolaştı ortalıkta...(o zaman doktora öğrencisiydim, hocalarıma bunu sordum; ama bana doyurucu bir yanıt veremediler. Ben de oturdum Milliyet Gazetesi'nde bu konuda kapsamlı bir makale yazdım. O zaman beni "savaş çığırtkanlığı" ile kınayanlar, şimdi "çözüm ve Barış sürecine destek veriyorlar)1993 yılındaki Özal'ın Kürt Açılımı sırasında Talabani ile görüşmesi de ABD'nin dürtmesi ile oldu...Ama içimizden bazıları bunu istemedi ve Turgut Özal'ın ve askeri kanattan "Kürt Açılımı"na destek veren Org. Eşref Bitlis'in, öldürülmesi de(ben öldürüldüğüne inananlardanım) buna bağlandı...Barış konusuna gelince, elbette hepimiz "barış" istiyoruz...Zaten benim arzu ettiklerim de savaşla değil; barış yolu ile kendiliğinden olabilecektir....Selamlar.  25.11.2013 13:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 908
Toplam yorum
: 2400
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster