Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
173
 

“Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Paşayı öldürdü!” (2)

“Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Paşayı öldürdü!” (2)
 

Düşünerek bir sonuca gidebilen bir insanın en belirgin özelliği; Farkında olabilmektir.


Her düzen, uygulandığı ülkenin insanının yapısına, değer yargılarına, davranışlarına uygun düşmeli ve kendi amacı, kendi öğretisi doğrultusunda insan yetiştirmeye özen göstermelidir.(1) Bu noktada yukarıdaki hususun bir soru ile açıklanması gerekmektedir.

-Bir Müs­lü­man Ka­pi­ta­list anlayış ile başarılı olabilir mi, veya bir Müs­lü­man’dan başarılı bir ka­pi­ta­list olur mu?

...

-Her düzenin buna uygun bir insan tipi var. Kapitalist düzenin insanı, bencil, daha çok kişisel çıkarlarını düşünen, ekonomik dürtülerle hareket eden, kazancın hakça olup olmadığı konusunda ahlaki kaygıları olmayan, gerektiğinde acımasız, sömürücü, çifte standart uygulayabilen, yararcı, gösterişçi olduğundan farklı görüntüler verebilen, itici gücü para olan bir tip. Kapitalist sistemin eğitim sistemi, kurumları, iletişim araçlarının kullanımı da bu tip insan yetiştirmeye elverişli. (2)

Burada konunun açıklanması adına bir örnek verilmesi gerekmektedir.

-Sosyalist bir düzenin tipik insanı ise, toplumsal sorumluluk ve paylaşma duygusu gelişmiş, davranışlarında kişisel - ekonomik çıkardan çok topluma yararlı olma, başarılı olma güdülerinin egemen olduğu, toplumdan aldığından daha fazlasını topluma vermeye çalışan, üretken, toplum yararına konmuş kurallara uyan, insana değer veren, onu küsümsemeyen, aşağılamayan, insancıl davranan, hak ve adalet duyguları gelişmiş bir insan.

Sosyalist bir düzenin ayrıca, başarılı bir girişimcinin tüm yeteneklerine sahip olmakla beraber bu yeteneklerini kişisel çıkarları için değil, toplumun çıkarlarını ön planda tutan işletme yöneticilerine de gereksinmesi var. Deneyimler gösteriyor ki, bir ülkede, o ülkenin insanının davranışları ile değer yargıları ile uyumlu olmayan bir düzeni kurmaya, başarılı kılmaya olanak yok. (3)

Burada Sovyet Rusya (başarısızlığı) örneği ele alınmalıdır;

...

....Sovyet Rusya ve Doğu Avrupa deneyimleri, düzenle uyumlu insanın varlığının ve bu tür insan yetiştirilmesinin öneminin yanı sıra,

-(I) Baskıcı, zorgulu (otoriter), tümcül (totaliter) düzenlerin insan yaradılışına uygun düşmediğini,

-(II) Baskı karşısında insanların ancak bir süre sindirilebildiğini, susturulabildiğini,

-(III) Parti gücünün kişisel çıkarlar için kullanılarak partinin yozlaştırılmaması gerektiğini,

-(IV) Bazı kişilere parti üyesi veya benzer sıfatlarla ayrıcalık tanınmasının düzeni sarstığını,

-(V) Dürüst, yansız, etkin bir kamu yönetiminin kurulmasının zorunluluğunu,

-(VI) Merkezi planlama da olsa geniş bir bağımsız çalışan kesimin varlığını sürdürmesini,

-(VII) Tarımda, devlet çiftliklerinin, üretim kooperatiflerinin yanı sıra aile işletmelerine kesinlikle yer verilmesini,

-(VIII) Devlet işletmelerinin başına bu tür işletmeciliğe inanmış, yönetim işlevlerini yerine getirebilecek, başarılı olma, topluma hizmet tutkusu yüksek kişilerin getirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. (4)

...

Yazılanlar özetlenirse;

-Her düzen, uygulandığı ülkenin insanının yapısına, değer yargılarına, davranışlarına uygun düşmelidir.

-Örnek, İsrail Dün kuruldu. Peki, hangi değerler üzerine? Batı'yı mı (kopyaladı) taklit etti, yoksa kendi Musevi değerleri'nin üzerine onların ilmi çalışmalarından mı yararlandılar? Veya İran? Nükleer teknolojiye nasıl ulaştı? veya Japonya, veya bir İngiltere, Fransa, Almanya, birilerini körü körüne taklit ederek kötü bir kopya mı oldular?

-Her düzenin buna uygun bir insan tipi var. Kapitalist düzenin insanı, bencil, daha çok kişisel çıkarlarını düşünen, ekonomik dürtülerle hareket eden, acımasız, sömürücü... (Kul Hakkı"na saygı göstermeye çalışan) Bir Müslüman bunlara ne kadar uyum sağlayacaktır veya sağlayabilecek midir?

-Sovyet Rusya’nın uyguladığı düzen, (kendi) insanının değerlerine uymadığı için başarılı olamamıştır...

-Türkiye’nin başarılı olabilmesi; Devletin ekonomik düzeni ile insan malzemesinin karakterine (değerlerine) uyumlu olmasına bağlıdır.

-Bu manada, “insanımız, 80-90 yıldır neden ekonomik boyutta başarılı olamadı?” Sorusu cevabını bulmaktadır.

 

Devam edecek...

www.canmehmet.com

Resim; web ortamından alınmış alt yazılar tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar;

(1)“EKONOMİDE GERÇEĞİ ARAYIŞ “ ÖZTIN AKGÜÇ, Birinci Basım: Nisan 1991

(2)A.g.e; Sahife;43

(3) A.g.e, Sahife;44

(4) A.g.e.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Canmehmet:ekonomik konulardan pek anladığımı söyleyemem. Ancak, "bir ülkenin kalkınması için uygulanacak proğramın, seçilecek yöntemin o ülkenin değerleriyle uyuşması lazımdır" anlamındaki görüşünüze katılıyorum. Aksi taktirde asırlar boyu edinilmiş yargıları, alışkanlıkları, ahlaki birikimi hiçleyen, toplumun varoluş sebebi olan değerleri yok sayan bir sistemin yaratacağı travma, getireceği faydadan daha ağır olacaktır. Belki de bazılarının değişim adını verdiği bu anormal gidiş, takip ettiğimiz yanlış istikametin bıraktığı güdük bir mirastır. Mesela hem cinsel namustan hem de cinsel özgürlükten söz edilen bir ülkede batı tipi bir ahlaki kabul yerleşemez. Çünkü bunlardan biri diğeriyle çatışır. Kavgalar,cinayetler, vurup kırmalar bitmez. Nitekim bitmiyor da... Sanıyorum ekonomi veya kalkınma için de benzer örneklemeler yapabiliriz. Yazınızdan çıkardığım sonuç herkesin planı, projesi kendi yapısına uygun olmalıdır. Selam ve saygılar.

Hüseyin Atacan 
 20.03.2015 14:53
Cevap :
Değerli Hüseyin Bey, Bilirsiniz, ülkelerin kalkınmaları, Rekabetçilerini güçlü kılan etkenlerin kullanılması ile doğru orantılır. Bu Tarım Toplumu'nda toprağı; İmalatçı Toplumlar'da çeliği; Sanayi-Bilgi toplumlarında ise, bilgi-teknoloji üretimi'dir. İngiltere'de Sanayii Devrimi'nin 19'ncu asrın başlarında gerçekleştiğini dikkate alırsak, Cumhuriyetin önünde yaklaşık bir yüzyıllık deneyim vardır. Buna rağmen bulunduğumuz yerde (yaklaşık 200 yıl sonra) biz hala yerli otomobil üretebilmenin peşindeyiz. Burada eksik iki husus vardır; a)Halkın okuyarak bilgi(teknoloji) üretememesi; b)Üretilen bilgi(teknolojinin) fabrikalarda ete-kemiğe bürünenemesi. Bunlar için bilgi ve halkın tasarrufuna (sermayeye)ihtiyaç vardır. Biz halk olarak ne okuyoruz, ne de tasarruf ediyoruz. Okumamız gereken yılda 400 milyon kitap ile, yıllık kazancın yüzde 20-25'nin tasarruf edilmesi. Peki, Devlet burada nerededir? Devlet halkın tepkisi oranında vardır-yoktur. Katkınız için teşekkür ediyorum sağlıcakla kalınız  21.03.2015 17:10
 

Merhaba Canmehmet Bey...Her iki bloğunuzu da okudum. Ben kimin kimi öldürdüğüne değinmeyeceğim. Genel bir şey söyleyeyim..."Yığınakta yapılan hata, muharebe boyunca devam eder"...Bir harp kuralı olan bu ilke, siyasete de, hatta girişilen her iş için geçerlidir. Sivil hayata planlama" olarak da tercüme edebiliriz. Bunu Kurtuluş Savaşı için de söylemiyorum. O savaş topyekun bir savaştı ve başarı ile sonuçlandı. Hata, siyasi, sosyal, felsefi yığınakta yapıldı...Tarihi de, bana göre 1924 Anayasası'dır...Bu nedenle Türkiye, yeni bir yığınak yapmalıdır...Girişimler yapılıyor aslında. Yeni yığınağın en önemli ayağı da yeni bir anayasadır...Selamlar.

cdenizkent 
 20.03.2015 13:21
Cevap :
Değerli cdenizkent, yaygın benzetmeyi bilirsiniz. "Bir gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişse bu yanlışlık diğer düğmelerde de devam edecektir." Maalesef, okuyan, araştıran, sorgulayan bir millet değiliz. Hal böyle olunca, ne yanlış iliklenmiş ilk düğmenin farkında olabiliyoruz, ne de tüm düğmeleri açacak yeniden ancak bu kez doğru olarak iliklemeyi göze alabiliyoruz. Batı'nın gelişmesinin arkasında, "AR-GE" araştırma, geliştirme, sorgulama olduğunu bildiğimiz halde, özellikle yakın tarihin sorgulanmasını istenmez, sorgulayanları, (eğer, devlet memuru ise), anasından emdiği burnundan getiririz! Peki, neden? Vatandaş, Bir dünya savaşı sonunda (o günkü şartlar nedeniyle) meydana gelmiş büyük bir kırılma olayındaki gerçeği-sonrasını neden sorgulayamaz, veya buna kimler neden engel olurlar? Biz, geleceğimizi dünlerin üzerine kurduğumuza göre? Ve kendimize nasıl doğru bir gelecek kuracağız? İlgi ve katkınıza teşekkür eidyorum. Sağlıcakla kalınız.  20.03.2015 15:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1117
Toplam yorum
: 2714
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1732
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster