Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '15

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
3469
 

“Değer” arayışlarınıza karşılık alamadığınızda ne olur?

“Değer” arayışlarınıza karşılık alamadığınızda ne olur?
 

Bazı ilişkiler; her ne kadar öyle ya da böyle sürdürülebilmeye çalışılsa da;  kimi zaman ilişkinin yapısındaki yetersizlikler insana acı çektirebilir. Bu biraz da kişinin karşısındaki ile benzer değer yapılarında olamayışı, beklentilerinin karşılanamaması ya da aynı değer frekansını yakalayamamasından da kaynaklanabilir.

Sevgisel ve duygusal bağlantıların devamı ya da sonlandırılması konusunda aslında birçoğumuzun karmaşaya düştüğü çok ince bir çizgi var. Bu çizginin hangi tarafına düşeceği konusunda kimi zaman kararsız kalınması;  bu durum  kişinin hayata karşı verimliliğinin düşmesi kadar ruhsal dengesini de bozabiliyor, hayatta yapması gereken günlük ya da uzun vadedeki işlere isteğini azaltabiliyor.

Değer bulmadığı ya da duygusal beklentilerinin karşılanmadığı bir ilişkiyi sırf yanımda olsun düşüncesi ile ya da yalnız kalma korkusu yüzünden devam ettirmeye çalıştığında, kişi bir anlamda kendini kandırıyor olabilir.

Kendini değerli hissetme ihtiyacı… Bu ihtiyaç aslında yaşamın her kısmında ya da sahip olduğumuz her rolde kendini gösterebilir. Değerli hissetmek için belki de insanın önce kendi değerini bilmesi, önce kendini kabul etmesi gerekir. Kendi gibi davranması, değer bulmak adına kendi öz davranışlarını ya da çizgisini terk etmeden varlığını sürdürebilmesi…

Bazen istediğimiz değeri göremediğimizde karşı tepkimiz kaçmaktan yana da olabilir. Kendimizi değersiz hissettirecek durumlar ya da insanlardan kaçmayı tercih ederiz. Ya da bir ilişki içinde ne kadar değersiz hissettiriliyor olsak ya da değer göremiyorsak da hala ısrarla orada kalmak konusunda bir direniş vardır içimizde… Takıntılı ilişkilerin de temelinde belki de yatan psikoloji budur. Kişi değersiz hissettirildiğinin ya da kendisine değer verilmediğinin farkındadır fakat bağlantısını da koparamamaktadır. "Tamam madem ilgisiz davranıyor bana, uzak duracağım, aramayacağım, mesaj göndermeyeceğim, yanıma çağırmayacağım. Bu bağlılığı bitireceğim." kararları nedense hep lafta kalır. Bu kişinin egosu ile savaşı mıdır sizce yoksa kendi öz değerini inkar etmesi mi?

Değerli hissettirilme duygusu dışarıdan gelecek etkilere bağlanılmadığında belki de sorun temelden çözülebilir. Her insan aslında değerlidir ve bunu diğer bir tarafın fark etmemesi ya da hak ettiği değeri beklentide olan tarafa vermemesi; o insanı değersiz hissettirmemelidir. Kendi değerini bilen insan bir başkasının kendine zarar vermesine engel olabilir.

Kimi zaman birçok insanın düştüğü hata; sırf yanındaki insanları kaybetme endişe ile ya da bir ilişkiyi her ne kadar doyumlu olmasa da yalnız kalmamak adına sürdürmeye çalışması sırasında,  kendi olması halinden uzaklaşmasıdır. Birilerinin vereceği değere bağımlı olma ihtiyacı ve bu ihtiyaç ile beslenebilme arayışı…

Kendi değerinin farkındalığında olan insan; sürekli, veren taraf olan konumunda olmayan, ilişikilerinde alma-verme dengesini kurabilme aşamasına gelebilmiş insandır. Çünkü sadece veren pozisyonda olmayı kabul etmez. Hayatını, duygularını tamamen kendi yönetir.  Değerli hissettirilme arayışı içinde yaşayarak bir başkasının bu anlamda onun hayatını yönetmesine izin vermez.

Karşı tarafa verilen aşırı ilgi zamanla onun kendini üstün taraf hissetmesi eğilimi yaratabilir. Halbuki,  belki de çevresinde bu kadar ilgi gören ya da görmesi gereken davranış yapısında ya da nitelikte bir insan değildir. Hatta bu değeri belki de başkalarından görememektedir. Bir gün kendisine aşırı değer veren biri çıktığında şaşırabilir, bu değerin altında ezilmeye bile başlayabilir. Çünkü o; gördüğü bu ilgiye yeterince karşılık vermemektedir, hak etmiyordur  ya da aldığı değer kadar  değeri karşısındakine verme potansiyelinden yoksun bir insan yapısı sergilemektedir.

Terk edilmek ya da sevdiği (ya da sevdiğini zannettiği) kişi tarafından yarı yolda bırakılmamak adına birçok insan verdiği değer ve sevgisinin altında ezilebilmektedir. Başka insanlar ona değerini hissettirebilirken, o kendine aslında değer vermeyen ya da bundan yoksun birine kapılabilir ve zamanla saplantıya dönüşen “o kişiden ilgi alabilme” beklentisi ile karşı tarafın çok üstüne düşmeye, verdiği değeri arttırmaya yönelebilir.

İşte bu an aslında o insanın acı çekmeye ve kendi öz benliğinden uzaklaşmaya başladığı andır. Karşı tarafa hak etmediği değeri sürekli vermek; zamanla onun hak etmediği bir değer altına ezilmesine, hatta belki de birlikte olduğu o kişiden uzaklaşarak kendini; bu yapısını daha rahat ortaya koyabileceği başka insanlar ya da kişiler arayışına itebilir. Kimi zaman eskiyi de bırakmaya meyilli değildir. Çünkü ilgi gördüğü insanın verdiği değere de alışmıştır. Garip bir kısır döngü…

Hayatın her cephesinde sınırlar çok önemli… Sınırlar… Sınırlar doğru koyulabildiğinde insan kimsenin kendisini yarıda bırakmasına ya da bir başkasının onu üzebilmesine izin vermez. Çünkü o zaten kendi öz değerini biliyor ve bunu etrafına hissettirebiliyordur.

Kendi öz değerini bilen insan;

Kendisi ile barışıktır. Yaşadığı durumları önce kabullenir. Hayatında yürümeyen alanlara söylenmek, kendini, etrafını suçlamak yerine bunları değiştirmeye odaklanır. Güçlü olmayı seçer.

Her şeye bir anlam yükleyerek ya da beklentiyle yaklaşmaz.

Kendi öz dünyasında tam ve bütün olmayı başarabilir. Birilerinin gelip onu tamamlamasını beklemez. Kendi içinde çok fazla sorunlu olan ya da kendiyle mutlu olamayan bir insan karşısındakine ne verebilir ya da nereye kadar siz tolere edebilirsiniz bu boşluğu; bir düşünün. İki tam yani iki kendini tanyan, bilen ve her şeyi korkusuzca ve hesapsızca paylaşmaya açık iki insan bir araya gelirse sağlıklı ilişki yaşamak mümkün. Her seçim bir tercihtir, unutmayın. 

Kendi kişisel bakımına ve gelişimine önem verir.

Problem odaklı değil sonuç odaklı yaşar.

Prensip sahibidir, öz disiplinini kaybetmez. Kararlarının ve sözlerinin arkasında durur.

Gereken yerde hayır demeyi bilir.

Kendini mutlu eden uğraşları vardır. Hedefleri vardır. Bu hedef ve uğraşlarla kendi enerjisini her zaman pozitifte tutar. 

Birilerinden değer bekleyerek bununla beslenme ihtiyacında yaşamak hem kişinin kendisini yorar hem de karşı taraftaki insanda baskı yaratır. Kendinizde olmayan bir duyguyu başkasından almayı beklemeyin. Değer duygusu... Siz de bu duygu var ama karşınızdakinde yoksa serbest bırakın ve yolunuza devam edin. Kim olduğunuzu tercih etme seçeneğiniz var. Hayatta birileri bizi üzebiliyorsa belki de buna biz izin verdiğimiz içindir. Kim bilir?

 

Yeşim Buyurgan

 

*Yazılar kaynak ve yazar ismi belirtilmeden kopyalanamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3638
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster