Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '12

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
113
 

“Devlet, Ayılarına sahip çıksın!..”

Başlığı okuyunca, bazılarınız hemen Sazan gibi atlayıp; benim yine “İki Ayaklı Ayılardan” bahsedeceğimi filân düşünerek, belki biraz keyiflendiniz, hemen birilerini giydireceğime heveslendiniz belki, ne bileyim ben? Ama burada “Dört Ayaklı” ve vahşi ayılardan bahsedeceğiz bugün… Gerçi vahşi ayılar da bazen şaha kalkar, “iki ayaklı” da olurlar ya, bugünkü konumuzla bunun hiç alâkası yok…

Erzurum’dan gelen haber şöyleydi: “Yerleşim birimlerine kadar inen ayılar yüzünden bahçelerine gidemeyen Erzurumlular; ‘Devlet, ayılarına sahip çıksın’ diyorlar. Doğa ve Yaban Hayatı Koruma, Avcılık ve Atıcılık Sporu Derneği Başkanı Abdullah Erzurum; geçen yıl 3 kişinin ölümüne neden olan Boz Ayı için Bakanlık tarafından ‘vur’ emri çıkarıldığını anımsattı. Bölgedekilerin fotoğrafını çektiği Ayıyı yakalamak için gece-gündüz dağlarda gezdiklerini belirten Erzurum şunları söyledi: “15 gün bazı köylerin yakınlarında gezdik ve 20’ye yakın ayı tespit ettik. Ama fotoğraftaki ayıya rastlayamadık. Yeşilyurt Köyü’nde 50’ye yakın Ayı tespit ettik. Her yerde ayı sayısı giderek artıyor. Bir ayıyı öldürmenin cezası 18 bin lira. Eğer bunu vuran bir avcı ise; silahına el konuluyor ve av ruhsatı da iptal ediliyor” dedi. (8 Ağustos Gazeteleri…)
Doğal hayat, yabani tüm hayvanlar, göçmen kuşlar, doğal sulardaki başta balıklar olmak üzere, her canlı türü devletin malı ve onların sorumluluğundadır. Zati onun için avcılardan, halktan, balıkçılardan vergi alır, kurs açar ve ruhsatlarını verir ya? Çıkardığı yasalarla; ruhsatsız avlananların, suçluların, bu sebeple maddi ve manevî olarak canlarına okur ya?
Demek ki, bu AYILAR devletin malıdırlar… Önce bunu tespit edelim… Ayılar, vahşi hayvanlardır ve onları izinsiz öldürenler tam 18 Bin TL ceza ödediği gibi, av tüfeğine ve avcılık ruhsatına hemen el konulur!.. Bunu da tespit edip, bir kenara koyalım…
Doğal hayatı korumak, dünyadaki her insanın ve her yetkilinin görevidir! Bu konu, bilumum herkesin ‘olmazsa olmazıdır!..’ Buna saygı göstermeyen insan değildir, bizden de değildir!..
Bu meseleyi de hallettikten sonra, gelelim Erzurum ve dolaylarındaki kırsal ve sert yaşam gerçeğine: Sarp dağlar, ormanlar, metrelerce kalınlığındaki KARlar, deli danalar gibi akıp giden ve geçit vermez derelerle nehirler, her çalı arkasında vahşi ve çok yırtıcı hayvanlar, yılanlar, zaman zaman da eşkıyalar ve teröristler…
E bura insanının yaşamının kolay olduğunu mu sanıyorsunuz? Buralarda silâhsız ve korunmasız yaşanabileceğini mi zannediyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız, çok fena yanılıyorsunuz!..
Çiftçi her gün tarlasına gidecek, çoban her daim hayvanlarını otlatacak, kadınlar ateş yakmak için odun toplayacak, çocuklar okullarına, kırsaldaki memurlar mesai saatlerinde, işçiler de üç vardiya olarak, gece bile görev yerlerine gidecekler… Kış geldiğinde Kurtlar, Çakallar, Sırtlanlar; Bahar ve Yaz aylarında da Ayılar, Yılanlar, Eşkıyalar ve Teröristler piyasa çıkarlar… Ne yapacak bu insanlar?
Çobanın bir buzağısına saldıran aç Ayı için; bu çoban Ayı’nın biraz beklemesini rica ederek, hemen şehre koşup da, yetkililerden onu ‘vurma izni’ mi alacak!? Keza; kuzusuna saldıran bir Kurt için, oğlağına saldıran bir Çakal veya Sırtlan için, 'bunlar koruma altındaki hayvanlar' diye, elinde silâh olduğu halde, hayvanının parçalanmasını mı seyredecek? Böyle bir şey olabilir mi?
Erzurum Avcılar Derneği Başkanı Abdullah Erzurum da söylüyordu; “Bir gün gezdik 20 Ayı tespit ettik, başka bir gün de, başka yerde 50 tane Ayı tespit ettik, günden güne çoğalıyorlar ve tehlike arz ediyorlar, devlet bir çare bulmalı” diyordu…
Bunun iki çözümü vardır: Ya bu kırsal insanları devletçe başka bir yere yerleştirilir, ya da bu Ayılar bertaraf edilir! Başka yolu var mı? Zaten doğada vahşi hayvanların yiyeceği birşey bırakmadık, onlar da mecburen bize saldırıyorlar, başka ne yapmalarını bekliyorduk ki?
Böyle konuların çözümleri zordur! Hani; “seninle de, sensiz de olmuyor” sözü gibi… Ama doğayı koruyacağız diye, bazı insanlarımızın hayatı da hiçe sayılamaz! Vebali ağır olur! İllâ ruhsatlı silâh diye tutturup, ceza verip, önüne gelenin silâhına el koyarsanız, olmaz!.. Biz insanlar; önce kendimizi, sonra da doğayı korumalıyız, çözüm budur… Devlet de, yasal çözümlerini bu düşünce etrafında üretmeli ve uygulamalıdır…     

 

Sakin KOŞAR…
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 683
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster