Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
321
 

"Devlet sırrı"... "Şeref madalyası"... "İşgüzar gazeteciler"...

"Devlet sırrı"... "Şeref madalyası"... "İşgüzar gazeteciler"...
 

Henüz hak etmediniz...Bunu derken de, "mücadelenizin süreceğini" söyemiştiniz...Bir sürsün bakalım neymiş bu mücadeleniz?


...KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARDILAR...

Bloğuma, "devlet sırrı yoktur" diyenlere, koca koca harflerle "DEVLET SIRRI vardır; önceden de vardı, şimdi de vardır ve gelecekte de olacaktır" diye başlamak istiyorum...

x       x       x

Kişilerin özel sırları, aile sırları, meslek sırrı gibi sırlar varken "devlet sırrı" neden olmasın ki... Bir "magazin gazetecisi" ya da "sosyal, ekonomik, siyasi..." haberler veren bir gazeteciye, "bunu nereden öğrendin; bu haberi neye dayanarak yayınlıyorsun?" diye sorulduğunda "meslek sırrı" deyip geçiliyor...

MİT TIR'larının durdurulmasına ilişkin görüntüleri yayınlamak suretiyle devletin gizli kalması gereken belgelerini elde eden, ifşa eden Can Dündar ve Erdem Gül'ün acaba, kendilerine ve ailelerine ait özel sırları yok mudur?

Bu ve benzeri sırları, bu iki gazeteci için ne kadar önemliyse, MİT TIR'larının durdurularak, devlette ait gizli bir faaliyetin ortaya çıkarılması ve ilgili bilgilerin ifşa edilmesi de o kadar önemlidir...

Tutuklanan bu iki gazeteciden Can Dündar, bu tutuklama için, "bunlar bizim şeref madalyamızdır" diyerek mücadelesinin süreceğini söyledi...

Erdem Gül'ü, bir televizyonda, katıldığı "günce-siyasi" tartışma programlarından tanırım, onun da Can Dündar gibi düşündüğünü bilemem; ama Erdem Gül'ün bu konuda, Can Dündar'ın gazına gelen "ikinci adam" konumunda olduğunu sanıyorum...

Bir de şu var...

Kanun önünde, ister gazeteci olsun, ister asker olsun; ne olursa olsun herkes eşittir... Bu TIR olayının içinde üst ve ast rütbeli askerler de yok mu? Aynı eylem içinde ve aynı gerekçe ile suçlanan bu insanların, bu iki gazeteciden farkı ne? Gazetecilik mesleği dışında suçlanan bu iki gazeteci niye diğerlerinden "ayrıcalıklı" olsun ki?

Bu iki gazeteciye destek olan bazı muhalefet partilerinin milletvekilleri, aynı desteği, aynı suçtan tutuklanan askerlere neden vermezler ki?

Bu bir hukuki tartışma, neden bu iki gazetecinin  şahsiyetleri ve meslekleri üzerinden yapılıyor ve bir köşe yazarının dediği gibi, "bu kişilerin eşleri, çocukları, anneleri hepsi, her şey tartışmaya dahil ediliyor"(1).

Aynı suçtan yargılanan asker eşleri, çocukları, anneleri bu tartışmaya girmiyorlar... Çünkü onlar asker, her ne kadar "bilerek ya da bilmeyerek" bu suça dahil olmuşlarsa da, kendilerini bilen "dik duruşlu" insanlardır. Bu yaptıklarından dolayı "şeref madalyası" beklemiyorlar...

ŞEREF MADALYASI...

Can Dündar'ın sürdüreceği mücadele nedir acaba?... Neyin mücadelesini sürdürecek?... Mücadelesi bitmediğine göre, "Şeref Madalyası"nı  henüz hak etmiş sayılmaz...

Şeref Madalyası, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurtiçinde ve yurtdışında üstün feragat, fedakarlık, başarı ve yararlılık gösteren Türk ve yabancı uyruklu kişilere verilen madeni ve altın kaplama semboldür. Bu madalya, Bakanlar Kurulu'nun teklifi ve Cumhurbaşkanı'nın tevcihi ile verilir"(1)

Görüldüğü gibi, bu madalyayı hak etmek o kadar kolay değil... Bu madalya, hak edenlere verilmek üzere Türkiye'de imal edilir. Okyanus ötesi başka ülkelerden gönderilmez...

Erdem Gül'ü aynı kefeye koymak istemediğim için, Can Dündar'ın MİT TIR'ları ile ilgili haberlere ve belgelere ulaşmasını, "üç-dört yaşında küçük bir çocuğun, sokakta sarı bir 25 kuruşluk bulup koşa koşa annesine gidip, 'bak anne ben altın buldum!' demesiyle eş tutuyorum... Ama bu arada, çocuğu kandırmak için, o 25 kuruşluğu çocuğun önüne bir başkasının attığının da düşünmeden edemiyorum...

Son sözüm şu olsun...

Bu ülkeye yaptıkları yararlılıkları ve verdikleri üstün hizmetlerinden dolayı, hayattaki insanlarımızın, şehit ve gazilerimizin hak ederek göğüslerinde gururla taşıdıkları madalyaların altın sarısı rengini soldurmayalım...

cdenizkent

  -----------------------  :

(1) Melih Altınok, "sabah.com.tr", 7 Aralık 2015

(2) Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği, Md.5,(A)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Devletin sırrı olmasına katılıyorum ancak gazetecilerin de olayları araştırmak görevleri...Ortada suç olabilir ama konuya biraz böyle bakılması lazımdı.Gazeteci devleti araştırabilir.

Kerim Korkut 
 01.11.2016 23:50
Cevap :
Merhaba Kerim Bay...Devletin sırrı olduğu gibi, devletin bazı kademelerinde çalışanların da, çalıştığı birimle ilgili olarak, yaşamı boyunca saklayacağı sırlar da vardır..."Olabilir" demiyorum: vardır diyorum...Devletin ya da kişililerin sahip olduğu sırlar; gerçekleştiği zaman bu sırlar ortadan kalkar...Şu anda, güneyimizdeki siyasi ve askeri olaylar konusunda bizim bildiklerimiz medyanın bize yansıttığı kadardır. Bu da çok fazla değildir...Savaşta, devletin sırlarını açığa vuranların cezası çok ağırdır...Cumhuriyet Gazetesi, yanlış yapmıştır...Teşekkürler ve selamlar.  02.11.2016 11:31
 

Devlet sırrı vardı; bugün de vardır; fakat gelecekte olmamasını arzu ederim. Yani dünya uygarlığı yeteri kadar dürüst bir insancıllık üzerine kurulduğunda devlet sırrına ihtiyaç kalmayacaktır. Devlet hakkı kişilik haklarına benzetilemez. Teoride olması gereken devlet sırrı olmayışıdır. Dünya gerçekliği ne yazık ki devletlerin diğer devletlerden niyetlerini saklamak için devlet sırrı perdesini çekmelerini gerektiriyor. Bu hukuk içine alınmış yasal bir gerekçe yapılmışken sırrı ifşa kahramanlıktan sayılmaz. Doğru olan devletin sırlardan arınmış biçimde işletilmesine olanak verecek bir uygarlık kurumu talebiyle mücadele etmektir. Tabi ki devlet sırrının da yasal bir tanımı vardır. O tanım dışında kalanların açığa çıkartılmasıdır şimdilik asıl yiğitlik. Sırsız devlet dileklerimle.

Muharrem Soyek 
 13.12.2015 15:02
Cevap :
Merhaba Muharrem Bey...Görünüşe bakarsak sizin söylediğini bir dünya idealdir...Bu işe de, kişiden ve kişiler arası ilişkilerden başlamak gerekir. Bu da bir ahlak sorunudur...Hepimizin, birbirimizden sakladığımız şeylerimiz vardır...Bunların açığa çıkması, hem kendi huzurumuzu hem de ilgili olanın huzurunu bozar...Eğer, açığa çıkan bu sır, devlete aitse bedeli çok ağır olabilir...Bence sizin düşündüğünüz ideal toplum, bana göre, gerçekleşmesi çok zor ve hatta imkansız bir ütopyadır...Olmaz ama, ümit etmekten de bir zarar gelmez...Teşekkürler ve selamlar.  14.12.2015 17:33
 

Can Dündar'ınki ucuz kahramanlık. Burada olsa olsa kullanılma söz konusu olabilir. O tırları kim durdurmuşsa belgeleri veren de odur. Yani çocuk 25 kuruşu sokakta bile bulmamıştır. Yufka yürekli(!) bir amca tarafından 25 kuruş doğrudan cebine konulmuş ve başı okşanmıştır. Selamlar...

Hasan Basri Özgen 
 13.12.2015 0:05
Cevap :
Merhaba Basri Bey...Evet, o da olabilir..."Ucuz kahramanlık" yerinde bir yakıştırma...Teşekkürler ve selamlar.  13.12.2015 12:58
 

Bunlar olaya sadece Hükumete muhalif olmak yönünden bakıyorlar Sayın denizkent...Memleket batsa umurlarında değil, yeter ki bu Hükumet zarar görsün...Kendi devletinin dışardaki soydaşlarına gizlice yaptığı silah yardımını ifşa ederek hangi ŞEREFin madalyasını almayı düşünüyor hayret...Çok güzel yazı olmuş elinize sağlık...Selamlarımla

ali açıköz 
 11.12.2015 10:30
Cevap :
Merhaba Ali Bey...Benim içime sindiremediğim, gazeteceilerin bu "dayanılmaz ayrıcılıkları"dır...Gazeteciliğin dışındaki her türlü yalan yanlış şeyleri, oradan buradan aldıkları doğruluğu kanıtlamadan kişileri, devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak amacıyla yayınlayarak gazetecilik yaptıklarını sanıyorlar ve bunları da "basın özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü" kapsamında sokarak kendilerine bir zırh oluşturuyorlar. Devletin sırlarını ortaya çıkararak, bazı kişi, grup ve soydaşlarımızın hayatını tehlikeye sokanlardan gazeteci olmaz..Gazeteciliği, kurallarına göre yapanları bunlardan tenzih ederim...Selamlar.  11.12.2015 21:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 954
Toplam yorum
: 2450
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster