Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
451
 

"Devletin malı deniz...."

"Devletin malı deniz...."
 

Bugün gazetede bir haber vardı. 1998 yılında Paris’te bir toplantı yapılmış. Bu toplantıya, “Uluslararası GSM Alfabesi Oluşturma Toplantısı” diyelim. Tüm ülkelerden temsilciler katılmış bu toplantıya ve her ülke kendi alfabesinde yer alan (hemen hemen) tüm harfleri bu “GSM Alfabesi”ne kaydettirmişler.

Türkiye’den bu toplantıya giden heyet ise, toplantıya katılmak yerine şehir turu çıkmayı tercih etmişler. Onlar şehir turundayken de, bizim alfabemizde olan 5 harf GSM Alfabesi’ne girememiş. Bu nedenle de Türkçe karakter kullanılan kısa mesajlar nedeniyle cep telefonu faturalarımız şişiyormuş.

Konunun özü bu.

Bu mevzudan yola çıkıp biraz düşünelim.

Bu memlekette (yani güzel Türkiye’mizde) herkesin yaptığı yanına kar kalıyor. Gerçi “herkesin” demek yanlış. Gariban vatandaşların yaptığı hiçbir şey yanına kar kalmıyor! İyilik de yapsa, kötülük de yapsa cezasını mutlaka çekiyor!

“Yanına kar kalan” kesimin en başında siyasiler geliyor; ondan sonra da, “bazı” siyasilerin mütemmim cüzü “bazı” bürokratlar!...

Bunlar ne yaparsa yapsın hesap vermiyorlar.

Siyasetçi kuş uçmaz kervan geçmez, uçak hiç geçmez bir yere devletin trilyonlarını harcayıp havaalanı yapıyor… Havaalanının pistine tek uçak bile inmiyor…

Küçücük bir depremde yıkılan kamu binaları ona keza…

Hiç ihtiyaç olmadığı halde kamu kurumlarına doldurulan ve “bankamatik” olarak adlandırılan işçiler, memurlar…

Makam arabası saltanatları…

Bu örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz.

Devleti bu gibi gereksiz ve hesapsız harcamalarla trilyonlarca zarara uğratan siyasilere ve bürokratlara hiç kimse hesap soramıyor, yaptıkları yanlarına (ve götürdükleri) kar kalıyor!

Bankaları(nı) hortumlayan, zararlarını halka ödeten işadamlarını biliyoruz ama paralar hortumlanırken onları seyreden ve belki de hortumun ucundan tutan siyasiler ile bürokratların hiçbiri ortada yok?!...

Pekiiii…

Küçücük bir depremde yıkılan kamu binasının bedeli, o projede imzası olan bürokratlara, belediye başkanına vs yüklense… O kadar rahat imza atabilirler mi acaba?

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir dağın başına yapılan havaalanının zararı, 3-5 oy peşinde koşan siyasetçiye fatura edilse… Cesaret edebilir mi o havaalanını o dağ başına yapmaya?

“Siyasetçinin cezası, bir daha seçilmemektir” deyip, “Halk onu sandığa gömdü!...” diye avunuluyor. Tamam seçilemedi ama?... Devlete verdiği zararın, halka yüklediği yükün hesabı sorulmayacak mı bu zat-ı muhtereme?

Bu yazıya vesile olan habere tekrar dönelim…

Paris’te yapılan toplantının tarihi belli, yeri belli, o tarihte bu toplantıya katılan devlet memurlarının adları belli…

Tüketiciler, Paris’teki o toplantıya katılmayarak tüm cep telefonu abonelerinin milyarlarca zarara girmesine neden olan bürokratlar aleyhine dava açsa sonuç ne olur acaba?

Yoksa…

Bu mevzuular derin mevzuular mı?

Bizim gibi vasat vatandaşların aklı ermez mi böyle işlere?

Ya da…

Erse n’oluuuuur, ermese n’olur?

>> Söz konusu haberin adresi: http://www.milliyet.com.tr/2007/06/22/son/soneko17.asp

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Küresel ısınmadan önce siyasal ısınmalarla erirrrr gider :) Saygılar.

sedataydın 
 25.06.2007 15:47
 

bu konu defalarca gündeme geldi. ancak benim merak ettiğim bu heyette yer alan ve görev aşkıyla yanıp tutuşan bu vatanseverlere nasıl bir ödül verildi çok merak ediyorum. saygılarımla dr. halil yolcu

Dr. Halil YOLCU 
 22.06.2007 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 150
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1570
Kayıt tarihi
: 20.06.06
 
 

70'li yılların sonlarına doğru (1977 veya 1978... Belki de 1979...) tüm zamanların efsane dergisi GI..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster