Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
6031
 

“Deyyus-u Ekber” İbşir Paşa?

Bugün size, Osmanlı büyüklerimizden 18. Padişah “Sultan İbrahim (Deli İbrahim/ 1615 - 1648)’den bahsedeceğiz biraz. Sakın günümüzde yaşananlarla bir bağ kurup da, günümüze gönderme yaptığımı filân düşünmenizi istemem. Bunlar, Osmanlı arşivlerimize girmiş, ‘acı – tatlı – eğlenceli’ tarihi gerçeklerdir, hepsi bu…

Efendim, Padişah I. Ahmed’in en küçük ve Kösem Sultan’dan doğma oğlu Sultan İbrahim; 1640 yılında IV. Murat’ın ölümünden sonra, üç büyük kardeşi de öldürüldüğü için tahta çıkarıldı. Yıllarca kafes arkasında öldürülme korkusuyla yaşadığı ve üç büyük kardeşinin boğularak öldürüldüğünü de gördüğü için, sinirleri iyice bozulmuş ve kafayı sıyırmıştı.

Tahta çıktığında, çevresindeki bazı akîl adamlar sayesinde biraz iyi işler yapıldı. Sonra bu iyi yöneticileri kovduran menfaatçiler, çevresini dinici ve cinci hocalarla çevirdiler. İstediklerini, istedikleri makamlara büyük rüşvetlerle getiriyor, adamcağız daha verdiği rüşveti kazanamadan, bir başkasını o makama atıyor, bu yolla büyük servetler yapıp, saltanat içinde yaşıyorlardı.

Annesi Kösem Sultan’ın yaptırdığı kuvvet macunları ve oğluna bulduğu eşsiz güzellikteki kadınlarla, Padişah Deli İbrahim’i iyice zıvanadan çıkarmışlardı. Anadolu şehirlerindeki Beylerbeylerinden, Paşalardan; sürekli para, güzel kadın, malzeme, yiyecek istiyorlar, temin edemeyenleri ya sürüyor, ya da boyunlarına vuruyorlardı.

İşte bu bunalımlı yıllarda; Sivas Beylerbeyi ‘Varvar Ali Paşa’ idi. Çok eğitimli, dürüst, inançlı ve devletine son derece bağlı bir paşaydı. Bu “Varvar” lâkabı da, o güne kadar devlet kendisinden ne istedi ise, her gelen Padişah elçisine; “Var efendim var; para da var, at da var, buğday da var, asker de var…” dediği ve hiç birini boş çevirmediği için, adına “Varvar Ali Paşa” koymuşlar… Ancak, 8 yıllık padişahlığının son yıllarında, Padişah İbrahim’in elçileri doymak bilmemişler. Kendi ceplerine de para istemeye başlamışlar. Varvar Ali Paşa’nın bütçesi ‘tamtakır, kuru bakır’ olmuş.

1647 yılına gelindiğinde, Deli İbrahim iyice kafayı sıyırmış, manken gibi kadınlardan bıkıp, balık eti ve tombulca kadınlardan hoşlanmaya ve aramaya başlamış. Yeterli rüşveti Varvar Ali Paşa’dan alamayan hangi ahlâksız elçi Padişahın kulağına üfürdüyse, şöyle demiş: “Devletlü Sultanım; Sivas Beylerbeyi Varvar Ali Paşa’nın emrindeki ‘İbşir Paşa’nın tombul ve dünya güzeli bir karısı var, üfff tam sizin ağzınıza lâyık! Oralarda yazık oluyor kadıncağıza! Varvar Paşa’ya söyleyelim de, size o kadını göndersin” derler.

Adı üstünde Deli İbrahim bu, zati kuduruk vaziyette ve hemen saraydan elçilerini gönderir. Varvar Paşa’dan hem İbşir Paşa’nın nikâhlı karısını ve hem de ‘30.000’ kuruş rüşvet isterler.

Beyninden vurulmuşa dönen Varvar Ali Paşa şöyle der: “Yok devenin pabuçları!.. Ulan ben, bir Müslüman Paşamın nikâhlı karısını nasıl alır da, Padişah efendimize gönderirim!? Sizde hiç Allah korkusu, din, iman, vicdan kalmadı mı!? Şimdiye kadar ne istediyseniz hep ‘var, var’ dedim! Bu sefer ‘yok, yok, yok’ ulan!.. Bundan böyle beni; ‘Yokyok Ali Paşa’ diye ünleyin, e mi!? Çabuk defolun Sivas’tan, yoksa elimden bir kaza çıkacak!” der…

Sonra ne olur dersiniz? Büyükvezir Yusuf Paşa ile Cinci Hoca’nın aklına uyan Padişah, bir ferman göndererek; Sivas Beylerbeyi olarak, karısını istediği İbşir Paşa’yı tayin eder ve Varvar Ali Paşa’nın derhal yakalanarak, ölü veya diri, Saraya gönderilmesini ister. Terfi eden İbşir Paşa, her şeyi bildiği halde, o dürüst ve inançlı Varvar Ali Paşa’yı öldürtür. Daha sonra da, yine terfi ettirilip, İstanbul’a çağırılan İbşir Paşa’nın güzel karısı Padişahın can arkadaşı, gece yoldaşı olurken; vefakâr (!) İbşir Paşa da, şeyinin hakkıyla… yani bileğinin hakkıyla Sadrazam olur. Halk arasındaki yeni adı ve ûnvanı da; “Deyyus-u Ekber İbşir Paşa” ya çıkar…

Nasıl, yaşanmış gerçek hikâyeyi beğenip, eski büyüklerimizle övündünüz mü? İyi…

Bu ibret öyküleri devam edecek… Sakin KOŞAR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son derece özenle seçilmiş bir yazı... Güzelin de ötesinde, çok güzel...

Mustafa CAN 
 21.04.2010 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 678
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster