Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1294
 

“Dostuna yarasını gösterir gibi...”

“Dostuna yarasını gösterir gibi...”
 

Mıknatıs gibidir yara. Yaralıları birbirine yaklaştıran güçlü bir mıknatıs... Hemen anlarlar ondan hiç söz etmeseler bile... İçimizdeki, kalbimizdeki yaralardan bahsediyorum, bıçak kesiğinden değil. Her birimizin içinde vardır o türden yaralar. İlle de gönül yarası olması şart değil. Bir kayıp, bir eksiklik, bir ukde, bir hayal kırıklığı, bir yaşanamamışlık, bir geçmiş...

Derimiz yaralarımızı örten bir kabuktur. Gülüşümüz, kahkahalarımız çoğu zaman yanıltır bizi tanımayanları. Maskedir o; yalnızlığa dönünce çıkarıp çekmeceye konacak. Dışardan bakanlar hiçbir sıkıntısı yokmuş sanır, oysa içimizden bir kan sızmaktadır usul usul, hiç dinmeden... Kahkahamız çoğu zaman o kanın sesini bastırmak için çaldığımız bir fon müziğidir. Bu bakımdan Türk filmlerindeki konsomatrislere benzeriz biraz. Hani müşterilerle birlikte içerken sarhoş olup gamsızca şuh kahkahalar atar, ama bir birkaç kare sonra o kahkahaların altında bir trajedinin gizlendiğini görürüz.

Bilenler bilir. Güçlü bir iletişim aracıdır aynı zamanda yara. O gülüşün ardındaki acıdan tanırlar birbirini yaralılar. Saçların arasına gizlenmiş birkaç tel zamansız beyaz, alında belli belirsiz birkaç çizgi... Aynı ülkenin yurttaşıdır yaralılar. Hiç tanımasalar da bir sözden, bir kırık gülüşten, bir anıdan, dile getirilmiş bir özlemden yola çıkıp aslında akraba olduklarını anlarlar: acının akrabalığı...

Her adımda bir bilgi kırıntısı atılır ortaya; yavaş yavaş, istemeye istemeye, çekine çekine... Anlatan, anlattıkça rahatlar; dinleyen anlatılanın kendi acı hikâyesine ne kadar da benzediğini görüp şaşırır. Karşılıklı bir sağaltım haline dönüşür zamanla bu diyalog. Kendi yarasını unutup ötekini teselli etmeye girişir sırayla. Adeta yaralılar çekilir de yaralar dost olur birbiriyle.

Yürüyüşüne yansır insanın. Ayakları bir başka biçimde basar yere. Sanki toprağı ezmekten utanırlar. Başları eğiktir; bakışları görünmeyen bir noktaya takılı... Duruşları bir vedalaşmanın mahzunluğunda donup kalmıştır; sonsuz bir vedalaşmanın...

Herbirinin içinde binlerce ölü. İçinde, çiğnenmiş güller. İçinde, gülüşü yarım kalmış bir çocuk. İçinde, yıkılmış kentler... Herbirinin içinde bir kayıp Atlantis. Konuşur ölülerini yadederler; onarılmaz kentlerinin enkazında gezinirler boynu bükük; hiç büyümeyen o çocuğun kahkülünü okşarlar; her biri kendi Atlantislerinin koordinatlarını belirlemeye çalışır umutsuzca.

Derinde, hiç dinmeyen, dinmeyecek bir sızı... Ancak bir benzerinin tesellisiyle katlanılabilir hale gelecek sızı...

İçindedir, görünmez yaran. Beyninin kıvrımlarında, yüreğinin odacıklarında, damarlarının çeperinde... Görmezler, kanatır nobranın, hoyratın, çiğin, patavatsızın dokunuşu. Bir başka yaralının dokunuşu kanatmaz ancak...

Foto: www.dimijianimages.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Celal Kardeşim, izin verirsen önce Sevgili Sedamıza teşekkür etmek istiyorum. Böylesine güzel bir yazıyı "Önerilerim" bölümüne koyduğu için. Ve bu sayede bu yazını okuma fırsatını bana yarattığı için. Yaralarımız içimizdedir. Ne zaman ki birisi gelir dokunur, işte o zaman başlar yeniden kanamaya. Başlasa da dost tesellisi yine yaralar derinliğini korumaz mı? Of ki ne of. Süper bir yazıymış be Celal Kardeş. Eline sağlık Sevgilerimle.

Abla 
 02.10.2007 9:34
Cevap :
Yorumunuz için size, önerisi için de Seda'ya çok teşekkür ederim sevgili Sevim Hanım. Yorumunuz gerçekten onur verdi. Sevgiler, selamlar.  02.10.2007 20:46
 

Bi kere yalnızlık yapışırsa yakasına insanın bırakmaz bir daha. Ve yaralar iflah olmaz bilirim. Acır dururuz. Yaşar durur...

S.USLU 
 13.02.2007 10:44
Cevap :
Sevgili S.Uslu, bu güzel ve özlü yoruma sadece teşekkürle karşılık vermek istiyorum, olur mu? Sevgiler..  13.02.2007 11:35
 

unutulmus bir yara bir benzerini gördügünde içinde sızlamaya başlar...anlattıkça rahatlarsın her anlatımda yeni bir cümle eklersın hayatına dair...bir benzeri hayatta kendını buldugun da hem üzülüp hemde sevinebilirsin... yüregınıze saglık...

Selime 
 10.02.2007 12:20
Cevap :
Merhaba Selime Hanım, ne kadar güzel bir yorum bu! Herkesin bir yarası olduğunu tahmin ediyordum ama yazımın bu derecede anlaşılabileceğini beklemiyordum doğrusu. Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar...  10.02.2007 17:16
 

acı insanı eğitip vaktinden önce büyüttüğünden midir nedir bu ağırlıktan kurtulmak için, hafızasında böyle yaralar olmadan acıdan habersiz kelebek gibi uçanları arar kendine dost diye. sevgi selam.

Başak ALTIN 
 08.02.2007 20:13
Cevap :
Senin dediğin de doğru sevgili arkadaşım, ben onlardanım mesela. Ama yine de öteki ruh kardeşlerimizi nerde görsek tanırız ve hemen başlarız en iyi bildiğimiz dili konuşmaya... Çok selam.  08.02.2007 21:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3699
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster