Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '08

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
3076
 

'Dünyanın en korkunç ünlüsü'

'Dünyanın en korkunç ünlüsü'
 

Milliyet'in internet sayfasında haber detay bölümünden alınmıştır.


Haberi 22.4.2008 tarihinde (bugün) internet üzerinde yayımlanan Milliyet Gazetesinde okudum.

Daha doğrusu başlık ilgimi çekmişti. Yoksa magazin haberlerine pek rağbet ettiğimi söyleyemem.

'Dünyanın en korkunç ünlüsü'

'Kedi Kadın' Jocelyn Wildenstein'in estetikli yüzü görenleri şaşırtıyor.
Aslan Kraliçe, Kedi Kadın ya da Wildenstein Gelini olarak da bilinen Jocelyn Wildenstein ile tanışın.

1940 yılında doğan Wildenstein, genç kalmak uğruna çılgın bir işe girişmiş ve plastik cerrahiye 4 milyon dolar harcamış olduğu söyleniyor.

İşin üzücü kısmı, bir plastik cerrahi web sayfası ona 2004'te dünyanın en korkunç ünlüsü ünvanını vermiş...

***

Haber böyleydi ve başka fotoğraflar için tıklamak gerekiyordu. Üşenmedim tıkladım.

Söz konusu hanımın eski bir resmi de vardı.

Bir o resmine baktım, bir son hallerine.. İnanın üzüldüm. Hatta üzülmekten öte içim çok acıdı.

Evrim teorisine inanmam. Zira özetin özeti olarak “insanın maymundan geldiği” hikayesi bana göre inanç eksikliğinin bir tezahüründen başka bir şey değil.

Evrim teorisi nedir uzun uzun anlatmanın gereği yok, kısaca tarif edelim:

Charles Darwin tarafından 1859'da ortaya atılmış olan evrim kuramına göre canlılığın devamı ve çeşitliliği doğal seçilimle sağlanır.

Doğal seçilimin üç temel bileşeni bulunur: Genetik karakterlerin devamını sağlayan kalıtım, farklı karakterlerin popülasyondaki zenginliğini sağlayan çeşitlilik, ve bu çeşitli karakterlerden doğadaki koşullara en uygun olanının hayatta kalmasını sağlayan seçilim.

Yazılarımda yeri gelse bile bu teoriyi örnek vererek cümleler kurmayı sevmem ama bu kadıncağızın eski günlerinden bugünlere kadar geçirdiğine tam bir evrim denebilir diye düşünüp bu yazımda kullanmayı gerekli gördüm.

Evet bu hanım bana göre bir evrime uğramış.

Ancak bu ters yönde bir evrim olmalı.

Eğer evrim geçirme süreci gen değişimi vb... karakter zenginliği ve doğadaki koşullara en uygun olanın diğer yapıdan daha sağlam bir yapıya geçerek oluşması ve yaşama yeni şekliyle devamı ise (ki inanmadığımı yineliyorum) bu hanım demek ki evrimsel olarak tamamlanamamışlık hissi duyarak kendini değiştirme arzusuna kaptırmış kendini diye düşündüm resimlerine bakınca.

Elbette her insan olduğundan daha güzel olmak isteyebilir.

En güzel insan bile kendinde kendince bir eksik bulup o yönünü yine kendince güzel hale getirmek isteyebilir bunu anlarım. Veya kendinde beğenmediği bir tarafı eğer o insanda duygusal olarak çökmelere neden oluyorsa ameliyatla da değişebilecekse, ruhen çökeceğine düzeltilerek ruhsal açıdan sağlığına kavuşmasını da anlar, desteklerim. Demem o ki estetik ameliyatlarına külliyen karşıyım diyemem.

Hoş güzellik de görecelidir ama neticede insanın kendi bedeni üzerinde yapacakları da kendi tasarrufu altındadır.

Şimdi bugüne dönelim.

Estetik cerrahlarının bu hanımı güzelleştirmek adına mutasyona uğratmasının adını tam koyamadığım için ben buna ters yönde evrim diyorum.

Bir insan bu kadar mı bozulabilir, kendisini güzelleştirmek adına bu kadar mı mahvedebilir?

Bir an bu hanımefendinin yerine koydum kendimi.

Aynaya baktığı zaman neler hissettiğini hissetmeye çalıştım. Eski resimlerine baktıkça neleri kaybettiğini düşünüp nasıl pişmanlıklar yaşadığını/yaşayacağını duyumsamaya gayret ettim.

İçim acıdı.

Sonra olayın benim bakış açımdan daha farklı olabileceğini hesap ederek şöyle düşündüm.

Belki de O, kendinde görmek istediği her ne var ise yüzüne monte ettirmişti ve baktıkça her bir milimetre kareyi tam da istediğim gibi oldu diyerek görüyordu. Belki eski yüzünden nefret ediyordu ve bu yenileşmiş çehre aynada kendisini olduğundan daha farklı gösterdiği için eskiyi unutmasına yardımcı oluyordu. Bunu bilemeyiz elbette…

Ama ben bir kadın olarak bu hanımın kendince güzelleşme , yaşlılık çizgilerini yok etme çabasını anlamaya çalışsam da içime dolan acıyı engelleyemedim.
Oysa zamanın izleri bence çok anlamlıdır ve yok edilmemelidir.

Geçen her yılın bizde bıraktığı "çizgisel mirasta saklı olanları" bir kalemde silmekle, yaşanmışlıkları, hislerimizi, acı tatlı yaşanmışlıklarımızı da yok edebilir miyiz?

Salt güzel olmak ve genç görünmek adına ameliyat masalarına bırakılan paralara acıyorum.

Zira biz ne yaparsak yapalım bizlere biçilen ömrü tamamen genç geçirmek gibi bir şansımız yok. İşte bu gerçeği kabul ederek, kendimizde estetiğe ihtiyaç duymadan devrim yapmak bana daha doğru gibi geliyor.
Bilmem sizler ne dersiniz?

Sözü "Can kuşu" isimli şiirimden alıntıladığım iki mısra ile tamamlayayım.

Günler geçiyor, hükmünü sürmekte zaman.
Gelecek beklenen ve olması gerekli an…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın mana dünyası hoyratça yıkılır ya da pervasızca yok sayılırsa, maddeden ibaret kalır..Günü geldiğinde toprak olacak vücuduna gereğinden fazla önem verir, bozulmaya başladığında da korkunç buhranlara düşer.Dinlemek lazım, anlamak lazım, sonunda da boşlukları doldurma adına konuşmak lazım:) Sevgi ve saygılarımla..

Güller_Açarken 
 14.05.2008 16:22
Cevap :
Doğru söze ne denir? Hay bin yaşayın...  15.05.2008 2:11
 

Başı kapalılara laf söyleyen ilerici yobazlara ibret olsun.Ya ben anlamıyorum.Saçı aç güneşte kavrulsun .sonra boya.ardından fön çek sonra başka renge boya yazık değilmi saçı size allah emanet etmiş.Bir zamanların güzel kadınına bakın şimdi.Yaşadığı hayat işte yüzüne vurmuş aynen şebeğe benziyor.2060 yıllarında bu tip kadınlara daha çok rastlayacağız.Çok mu radikal oldu.Ama olsun.Kafasını kapatmayanlar yukarıdaki bayanı örnek alabilirler.İbretlik bir bayan sizi tebrik ediyorum.Şimdi bana kimse kızamasın.Ama beni tarih haklı çıkaracak...Goodbye Medeniyet....

SİZ ve ben 
 25.04.2008 21:37
Cevap :
Evet..fazla radikal olmuş... Estetiğin dozunu kaçırmanın baş bağlama veya bağlamama ile ne alakası var? Bırakın bu düşünceleri bence...  26.04.2008 0:14
 

güzel yorumlamışşın eline saglık

Murat DERICIOGLU 
 25.04.2008 16:01
Cevap :
Teşekkür ediyorum... Saygılar  26.04.2008 0:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1930
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster