Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
886
 

"Düzyazı düz yoldan gider, şiir bildiği yolda..."

"Düzyazı düz yoldan gider, şiir bildiği yolda..."
 

(soldan) Atılay Arsan, Ülkü Tamer,Oğuz Tümbaş


Atılay Arsan da yok artık!

Haberi İzmir dışındayken telefonla önce şair dostum Hüseyin Peker’den öğrendim. Ardından bir başka şair arkadaşım Baki Yiğit bilgilendirdi. Aynı gün Cumhuriyet Gazetesi’nde (8 Temmuz 2010) ölüm ilanını gördüm Atılay Arsan’ın.

Memet Fuat’ın yönettiği Yeni Dergi’nin Yetmiş beşinci sayısında (Aralık 1969 olabilir.) Atılay Arsan’ın iki şiiri yer almış. Tanıtma yazısında şöyle denmiş:"Bu sayımızda okurlarımıza yeni bir şair tanıtıyoruz. Şiirlerini İzmir'den gönderen Atılay Arsan makine yüksek mühendisiymiş. Yıllar önce 'Pazar Postası'nda da iki şiiri yayımlanmış. Şiirlerini 'Yabancılaşmış birinin tepkileri' diye nitelendiriyor."

Atılay Arsan yıllardır İzmir’de yaşıyormuş. Onu 8 yıldır süren “Dumansızlar” toplantısında görmüş, tanımıştım. Tepkilerini, eleştirilerini sakınmasız ortaya döken bir yanı vardı. Bir gün benim Antepli olduğumu öğrenmiş, söyleşmiştik. Birkaç kez böylesine merhabalaşmalarımız olmuştu. İzmir’de Ülkü Tamer’in de onur konuğu olduğu Dünya Şiir Günü’nde karşılaşmıştık. Bu arada Ülkü Tamer’i de aramıza alarak üç Antepli bir fotoğraf karesine saptanmıştık. Haziran ayı başlarında Çiğli’de yolda karşılaşmış, hal hatır sormuş, görüşmeyi dilemiştik bir başka zamanda. Ne var ki bu son karşılaşmamızmış. Kimi şiirlerini Adam Sanat Dergisi’nde, bir kez de Edebiyat Eleştiri Dergisi’nde (Temmuz –Ağustos 2002) Ayrı yolun yolcuları şiirini okumuştum. O şiirini de bilgisunar’dan buldum:

1
bir nehir oldu sevgim / senin iç denizine
kaybediyorum kendimi / dalıp çıkarken içine

2
gündüzden taşıdığım kiri / arıtmak için yatağımda
yıkıyorum dışımı içimi / sana bıraktığım ırmakta

Atılay Arsan’ın eski dostlarından Gaziantepli gazeteci, öykü yazarı, şair Fevzi Günenç’e haberi ben vermiştim. “Atılay’sız bir dünya” başlıklı yanıtın bir bölümünü paylaşmak istiyorum sizlerle: “Kendisinden her zaman iyi haberler almaya alışık olduğum, İzmir’de Gaziantep havasına, Gaziantep toprağına hasret yaşayan “İnce Oda”larda dokunan ince şiirlerin Ozanı Oğuz Tümbaş, kötü bir haber taşıdı bu kez: Atılay Arsan’ı yitirdik…Nutkunuz tutulur, ne diyeceğinizi bilemezsiniz ya, öyle oldum. Gaziantepli bir şair olduğunu kaç kişi bilir onun. Adam Sanat Dergisinde yayınlanırdı şiirleri. (…) 1950’li yılların sonunda bir avuç edebiyat tutkunu, yaz aylarının hemen hemen her akşamüstüsünde buluşurduk Halkevi bahçesinde. (…) Her birimizin yaşamı o küçük zencilerinkinden farklı değil. Seyfettin Başçıllar’ı, Onat Kutlar’ı, Uğur Cankoçak’ı, Dinçer Oktay’ı, Yurder Teker’i son olarak da Atılay Arsan’ı acılarıyla içimize gömdük. Gerçi yaşamakta olan dört zencimiz var daha. Ülkü Tamer, Cevat Özer, Oğuz Atalay, ben... Aslında şiire bulaşmakla biz daha işin başında yitirmiştik oyunu. Umarım acılarını tatmam yaşayanların. (…) Artık yok Atılay. Geri dönüşü olmayan tek şey ölüm. Ne kadar gecikirse geciksin, eninde sonunda geliyor. Kurtuluşu yok. Ah Lokman Hekim ah! Elini sıkı tutsaydın da rüzgâra kaptırmasaydın ölümsüzlüğün sırrını yazdığın kâğıtları Misis Köprüsünün üstünde. O zaman böyle yanmak zorunda kalmazdık Atılay Arsan gibi güzel insanlara.”

Arsan üzerine gazetelerde, dergilerde yazılar yayınlanır mı, bilmem. Onun eski, can dostlarından başka sanmıyorum. Bunları düşünürken okudum Ülkü Tamer’in yazısını Cumhuriyet’te (17 Temmuz 2010, Atılay Arsan İçin): “Atılay Arsan gerçekten çılgının tekiydi. Hani ‘nevi şahsına münhasır’ derler ya, öylesine özgün, içi dışı bir, sözünü sakınmayan, sanatla yatıp sanatla kalkan bir dosttu.Yıllar önce yerleştiği İzmir’de görüşmüştük en son. Dört ay önce. 1950’lerin sonlarında Antep’te tanışmıştık onunla. Onat Kutlar, Cevat Özer, Fevzi Günenç, Uğur Cankoçak, Mehmet Baz, Oğuz Atalay, Yurdar Tek’er, Dinçer Oktay’dan oluşan arkadaş topluluğumuza o da katılmıştı. Hemen kaynaşmıştık. Can dostlarımdan biri olmuştu. Şiir de yazıyordu. Yazmayı bıraktığına ne kadar üzülmüştüm sonradan. Daha doğrusu bıraktı sanmıştım. Meğer ‘dörtnala’ gidiyormuş.İzmir’de her görüşmemizde bir tomar yazı, şiir tutuştururdu elime.”


Atılay Arsan da kitap yayımlamayan şairlerdendi. Şiirleri dergilerde kalacak mı diye endişeleniyorum. Oysa bağlı olduğu Makine Mühendisleri Odası ya da yazar dostları, hemşerileri, sevenleri ortak bir çalışmayla onun şiirlerini toplayıp bir kitapla şiir severlerin değerine sunar mı? Ülkü tamer de söz konusu yazısında bu dileğini belirtmiş: “Dilerim ailesi o yazıları derleyip toparlar, kitap olarak yayımlanmasını sağlar.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1442
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster