Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
680
 

“Edepsiz” kim?

“Edepsiz” kim?
 

Adalet (!) ve Kalkınma (!) Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, kendisini dinlemeleri(!) için davet ettiği belediye başkanlarının karşısına geçip yine <ı>“Solo” program yapıyor…

Diyor ki: <ı>“Bizim partimizin kısaltılmış adı AK Parti’dir, AKP değil. AKP diyenler, ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi etiği hiçe sayarak, bunu edep dışı söylemektedirler, bu kadar açık ve ağır söylüyorum.”

Genel Başkan, sözünün sonunu <ı>“…bu kadar açık ve ağır söylüyorum…” diyerek bitirmemiş olsaydı, hadi neyse. Ama böyle bitirince <ı>“AKP” diyenlere, yazanlara, tümüne birden <ı>“Edepsiz” sıfatını yapıştırmış oluyor.

Hani <ı>“… açık ve ağır…” söylemese, <ı>“Arkadaşlar… Bakın ama ayıp oluyor…” gibi algılayacağız, ama değil, alenen partisine <ı>“AKP” diyenlere <ı>“Edepsiz” sıfatını yapıştırıyor.

Şaşırmadım…

Şaşırmadım ama, söylemindeki <ı>“…demokratik kurallar..” “…etik kurallar…” ve <ı>“Siyasi etik” sözlerini söyleyenin bir de dönüp geriye bakması gerekmez mi?

Kendisinin de <ı>“Emekli” maaşı alarak bir anlamda <ı>“Emekli” olduğu halde, bir emekli yarbayın mayın temizleme konusunda söylediği fikirlerine, sözlerine <ı>“Emekli olmuşun, otur oturduğun yerde” demesi, bir çiftçiye <ı>“Ananı da al git” demesi, bir başkasına <ı>“Civcivleri besle” demesi ve benzer birçok lafın sahibi olmasına bakarsak…

Acaba?!...

Bu noktada aklım karışıyor vesselam…

Çoğu kimse, <ı>(ben de dâhil) Adalet (!) ve Kalkınma (!) Partisinden söz ederken, yazarken <ı>“AKP” der. Demek oluyor ki kellem yekûn (Hepimiz birden) <ı>“Edepsiz” sıfatına bürünmüş oluyoruz.

Açtım sözlüğe baktım, hani çok mu ağır bir sıfat diye…

Aynen şöyle diyor: <ı>“Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz (kimse):”

Oysa ben kendi adıma, bugüne kadar utanılacak, sıkılacak, terbiyesizce işleri yapmamaya özen gösterdim. Var sayalım ki oldu, özür dilemesini bildim.

Peki, Başbakan, yanlış olduğunu anladığında, <ı>“Ananı da al git” veya <ı>“Civcivleri besle” dediği veya benzer lafları ettiği kişilerden bugüne kadar özür diledi mi?

Hani boş bulundu, yokuş aşağı vitesten attığı zamanlarda…

Ben duymadım, duyan varsa beri gelsin…

Ha… Bir kez oldu, önce İsrail Cumhurbaşkanı’na ağzına geleni söyledi, sonra da <ı>“Ben ona demedim ki moderatöre dedim” dedi…

Hani bu davranışı <ı>“Özür” yerine sayarsanız…

Diğer yandan…

Önceki gün gurup toplantısındaki konuşmanızın tamamına bakınca…

Veya…

Birçok belediyeleriniz (Partinizin) türlü şaibe altındayken…

<ı>“Ergenekon” adıyla bilinen davada <ı>“Savcı” olup, <ı>“Deniz feneri” konusunda yayın yasağı getirirken…

Ve…

<ı>“Ak”lık durumunuz tartışmaya açıkken…

Yok… Yok…

Vallahi aklım almadı bu işi, bir yerde bir ters durum var, çözemedim…

03 HAZİRAN 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel irdelemiş, taşı gediğine koymuşsunuz(yanlış anlaşılmasın bu bir halk deyimidir:))) 10 numara yazı kaleminize sağlık saygılarımla

Zehra Değirmenci 
 03.06.2010 15:25
Cevap :
Teşekkür ederim, umarım öyle olmuştur...  03.06.2010 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 204
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 569
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster