Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2650
 

“Eğer doğru kişi ile çok erken veya çok geç karşılaşırsanız, onun yanından geçip gidersiniz.”

“Eğer doğru kişi ile çok erken veya çok geç karşılaşırsanız, onun yanından geçip gidersiniz.”
 

Birkaç gündür hücrelerime sızan bir parça var. Ezgisiyle, sözleriyle beni etkisi altına  aldı. 

Bizler ara ara ruhumuzun tazelenmesine, bir şeylerin bizi saklandığımız sığınaklardan çıkarmasına yardım etmesine ihtiyaç duyuyoruz.

Olan bitenin ağırlığını üzerimizden atmak  

her geçen gün daha da zorlaşıyor ..

Ve hiçbir şey yapamamak, 

zamanla ağrılı bir çıbana dönüşüyor ne yazık ki.. !

İyileştirmek için hepimiz kendi yöntemlerimizi buluyoruz

bulmak zorundayız.

Bu belki bir şarkının notasında

belki bir şiir dizesinde 

belki de bir film karesinde olabilir..

 

Dün ilk kez dinlediğim.

Hüsnü Alkan ve ''HOŞ GELDİN ''..

Bu arada oda arkadaş ve komşularıma da teşekkür ederim 

tekrarlardan bıkmadıkları için..:)

 

...

Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin 

Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim

 

Sen bana geç geldin, ben sana erken 

Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken 

…….

 

Ne kadar zarif ve içten satırlar..

Ahh..zarif ve içten ....? tek geçerim Onu..

yani 

IN THE MOOD FOR LOVE’ ı...

 

Evet 

Hüsnü Alkan’ın bu  dizeleri beni “In the mood for love” filmine götürdü .

Sinemalarda “Aşk Zamanı” adıyla  gösterilmişti. 

 

“Aşk zamanlama meselesidir,

Doğru insanla çok erken ya da çok geç karşılaşırsanız,  yanınızdan gelip geçer.”  

Onun yanından geçip gidersiniz..Gitmek zorundasınız..!

 

Filme gelince:

1960’lı yıllarda geçmekte,  Chow (Tony Leung Chiu Wai) karısı ile birlikte yeni bir eve taşınan gazete editörüdür. Onlarla aynı zamanda binaya taşınan Su Li-zhen (Maggie Cheung) güzel bir sekreterdir ve kocası da üst düzey yöneticidir. İki evli çift birbirleriyle ve evdeki diğer ailelerle zaman geçirmeye başlarlar. Birinin karısı, diğerinin kocası iş nedeni ile sürekli uzakta olunca Mr. Chow ve Mrs. Cheung beraber vakit geçirmeye başlarlar ve kısa zamanda yakın arkadaş olurlar. Bir süre sonra eşlerinin birbirleri ile ilişki kurduklarını öğrenirler ve bu durumu kabul etmekte birbirlerine yardımcı olurlar. Başlangıçta eşlerinin taklidini yapmaya çalışan çift kendilerini gerçek bir aşkın içinde bulur.

Ama aşk tensel değil. Asla eşlerinin yaptığı yanlışlık ve küstahlığa, aldatmaya  ve acıtmaya düşmeyeceklerdir..!''

 

Peki ne olur...?

Üzerinde konuşulamıyorsa, susmalılar mıydı..?

Zaten önemli olan ses ve görüntü (davranış, bakış, mimik ) değil midir..?

Bir ağaç kovuğu bulmak;

Chow karakterinin sırlarını ağaç kovuğuna fısıldaması 

ve sonsuza kadar orda saklı kalsın diye kovuğu kil benzeri bir çamurla örtmesi midir çözüm..?

 

Ne dersiniz....?

http://www.youtube.com/watch?v=kXqAcmDtEXc

http://www.youtube.com/watch?v=o9EaKY8lBFw

 

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

birine aşık olmak her şeyi ile kabullenmek mi demektir,? sana zarar versede sevmekmi demektir ? kayıtsız şartsız sevmek mi?

poissons sensibles 
 20.07.2012 20:53
Cevap :
Aşkta kural yoktur...Eğer varsa orada aşk yoktur...Çünkü o bütün kuralları silip süpürür...  21.07.2012 21:08
 

bulduğunuz şehir nere,? şehrin nere ülken nere diye hep sorarız,farklı olan şeylerimiz neler olabilir diye düşünerekte sorarız bunu,fakat düncelerimizi hislerimizi anlatan ortak dili hep sinema tiyatrolarda buluruz,aynı dünyanın neresinden bakarsak bakalım güneş ve ay göründüğü gibidir.

poissons sensibles 
 19.07.2012 20:06
Cevap :
Gerçektende aynı beğenilerde buluşmak ortak alan yaratıyor....Konuşacak çok şey buluyoruz...Bazen hiç bilmediğim bir alana ilgim kayıyor, bu da benim için bir kazanım oluyor...  20.07.2012 8:57
 

benjamin button gerçekten tam bi sinema şöleni ,sonra pearl harbour her ne kadar amerikan savaş haklılığını kılan reklam filim olsada içinde geçen aşkın anlatımı, ve troy destansı aşk filimi,ve türk sinemasında ıssız adam klasiklere giren filim,aklıma gelen muhteşem filimlerdi,son 2-3 yıldır güzel anlatımı olan filimler gelmiyor, acaba neden ?

poissons sensibles 
 18.07.2012 21:51
Cevap :
Sinema sektörü de birilerinin elinde...Ne yapılmak isteniyorsa, ona göre yönlendiriliyordur... Bulunduğum şehirdeki festivalleri takip etmeye çalışıyorum... Ama yetmiyor tabii...  19.07.2012 9:01
 

aşkın farklı halleri,kolera yıllarında aşk, sevdiği kadını yıllarca bekleyen adamın sabrı,bu filmi veya kitabı okumanızı da tavsiye ederim

poissons sensibles 
 17.07.2012 22:09
Cevap :
İsmini duymuştum ama okumamıştım... Merak uyandırdınız bende... Tesekkür ediyorum yorumunuza... Sevgiyle...  18.07.2012 8:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 463
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster