Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
487
 

"Er-tan pa-bu-cu ya-rım, çık dı-şa-rı oy-na-yalım"

"Er-tan pa-bu-cu ya-rım, çık dı-şa-rı oy-na-yalım"
 

Uslu çocuk kocayurek, 1964, İzmit...


Tekerlemeleri sever misiniz bilmem ama, ben çok severim...

Çocukluğumuzda pek çok söylediğimiz tekerlemeler vardı... Genelde oyun amaçlıydı bunlar...

Az önce bilgisayarımda eski yazdığım yazıları düzenlerken, bundan 4 sene önce yazdığım ancak bugüne dek paylaşmadığım bir yazım elime geçti...

Okurken yine gülümsedim çocuk günlerimin muzırlığıyla...

Ve bu yazıyı o günlerimi düşünerek paylaşmak istedim...

Hadi beni yaşam oyununa çağırın... Bugün yeniden "çocuk" olmak istiyorum, doyasıya oyun oynamak istiyorum...

"Errrr-taaannn, paaa-buu-çuuu-yaaaa-rımmmm, çıkkkk dışarıyaaaa oy-na-ya-lıııımmmm"...

TV'lerimizde birkaç gün önce başlayan Turkcell'in yeni bir Cell tanıtım reklam filminde; çocukluk günlerimizde çok sıklıkla arkadaşlarımızı oyuna davet amacıyla kullandığımız tekerlemeli cümleye hepiniz rastlamışsınızdır muhakkak...

Ben genelde reklam filmlerini pek seyretmem ama, bu kısa film ne zaman TV kanallarının birinde çıksa, hemen TV'nin başına koşarak geliyorum. TV'nin sesini de sonuna kadar açıyorum... Hem keyifle seyrediyorum, hem de bu tekerlemeyi söylüyorum, bir yandan da çocukluk günlerime bir kez daha geri dönmenin mutluluğunu yeniden yaşıyorum... Bu halimde beni dışardan bir gören olsa, "Yazık valla adama, tüü tüü tühhh, tırlattı" diyecekler ya, varsın desinler, ne çıkar?..

Geçen akşam yine aynı şeyler oldu, anlatayım...

TV'yi seyrettiğim odada yalnız başıma oturuyordum... Ciddi ciddi TV'deki haberleri seyrediyordum. Neyse TV'de haberler bittikten sonra reklamlar başladı...

Tam kanallar arasında zap turuna başlayacakken, bu reklam filmi çıkmaz mı?.. Hemen TV'nin sesini açtım tabii ki. Hem oynamaya başladım, hem de müzikle kıvırtarak bu tekerlemeyi avaz avaz bağırarak söylemeye başladım...

Yan odada ders çalışan hazırlanan kızım içeriye koşa koşa geldi.

Gözleri faltaşı gibi açılmış bir şekilde: "N'oldu babişko, neyin var,
bir şey mi oldu?"
derken, bir yandan da ağzı açık şekilde yüzüme
tuhaf tuhaf bakakaldı...

Sonra TV'deki reklam filmini görüp, benim de onlara eşlik ettiğimin farkına da varınca, kıkır kıkır gülmeye başladı...

"Ayyy baba, çok hoşsun... Hiç yakıştıramadan valla sana" derken,
ben de bir yandan, "Bak koskoca ablalar, abiler, sanatçılar bile
oynuyor, ben niye oynamayacakmışım... Hem bu bizim
zamanımızın tekerlemesi, siz gençler de bizim şeylerimizi hiç beğenmiyorsunuz"
deyiverdim... Katıla katıla gülüştük sonra ailecek...

Ne güzel günlerdi onlar ya...

Bazen evde veya sokakta yaptığımız yaramazlıktan dolayı annemizden evde oturma cezası aldığımız günlerde, camdan dışarı bakıp arkadaşlarımızın
oyun oynamalarına imrenerek şahit olurduk... Onlar da bizi sokağa davet
için hep bir ağızdan bağırırlardı... "Errrrtaannn pabucu yarıımmm,
çıkkkk
dışarıyaaaa oy-na-ya-lım!.."

Bu sesleri çıkaran arkadaşlarıma camdan; "Sokağa geleceğim ama,
annem izin vermiyor, siz daha çok bağırın ki annem duysun
belki izin verir"
dediniz mi, hepsi avazı çıktığı kadar bu tekerlemeyi
koro halinde söylerlerdi...

Bu seslerin artması üzerine o sırada mutfakta yemek yapmakta olan annemize yalvaran bir ses tonuyla: "Nooolur anne ya, bak arkadaşlarım beni
sokağa çağırıyorlar, nooolur bir daha yapmıcam söz veriyorum,
senin sözünü dinlicem. Nooooolur!.. Nooolur anne sokağa çıkayım"
yalvarmalarımıza annemiz sonunda olumlu yanıt verir, cezamızı affeder,
biz de hemen sokağa atardık kendimizi...

İşte bir tekerlemenin bir anda beni geçmişe götürüp hissettirdikleri anlar, şu satırları yazdığım anlar...

Gözlerimin nemliliğinde, o geri gelmeyecek günleri özlemeler, o eski oyun arkadaşlarımızı anımsamalar... Şimdi o arkadaşlarımından çoğu ya
koskocaman birer adam oldular, ya torun torba sahibi sevimli birer anne. Ya da ebedi istirahatgahlarına uğurladığımız arkadaşlar olarak anılarımızda hep birer tatlı hatıra olarak kalacaklar...

İçinizdeki çocuğun hiç ölmemesi ve her anınızın o çocukluk masumluluğuyla geçmesi dileğimle... Son söz olarak:

Haydi sevgili dostlar, hep birlikte koro halinde beni bir kez daha şu yaşadığımız hayat oyununa çağırın...

Size yanıt vereceğimden emin olabilirsiniz:

"Errrrrtannnnn pabucuuuuu yarııımmmmm, çıkkk dışarıııyaaaa oynaaayalımmmmm!...." (05 Nisan, 2005, 12.02)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1094
Kayıt tarihi
: 15.10.07
 
 

Kocaeli doğumlu. Yüksek tirajlı gazetelerin bilgi işlem ve yazı işleri bölümlerinde çalıştıktan s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster