Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1643
 

“Farkına varmak, rutini bozmak ve kazanan olmak" için işe yarayacak 16 yöntem

“Farkına varmak, rutini bozmak ve kazanan olmak" için işe yarayacak 16 yöntem
 

Değişim ve yenilenme ihtiyacı ya da gereği birçok neden ile ortaya çıkabiliyor. Bir ayrılık ya da terk edilme sonrası, bir iş kaybı ya da başarısızlık, parasızlık, yaşanan bir travma, kişinin kendinden fazla uzaklaşmış olması ve artık mutsuzluğun son demine gelmiş olmak, kendine inancını ve sevgisini kaybetmek, bir kayıp ya da dibe son vuruş noktasını yaşamak…

Çeşitli sebepler ile uzaklaşılmış (bedensel ve ruhsal) kaliteli hayat anlayışı yeniden canlandırılabilmek isteniyordur. Kaybedilenleri ya da henüz elde edilemeyenleri kazanabilmeye özlem duyuluyordur veya eyleme geçememiş hayalleri gerçekleştirme arzusu vardır. Böyle bir ihtiyaç, bir kişide oluşuyorsa, ne yapmalı?

Bu tür ya da benzeri ihtiyaçlar duyulmaya başlandıysa, birey önce değişim gereğinin farkına varmalı. Kendini gözlemleyebilmeli, kendisiyle yüzleşebilmeli.

Unutmayın, farkında olmadığınız hiç bir şeyi değiştiremezsiniz.

Farkında olunmayan şeyler değiştirebilir mi ya da değiştirilmesi gerektiği gerçeği görülebilir mi? Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa ya da istendiği kadar iyi değilse, eksikler varsa mutlaka sebepleri de vardır. Ki bu sebepler kişinin kendisinden kaynaklanıyor ise işte değişim/yenilenme gereğinin güçlü etkisi burada daha çok devreye girer.

Bir sonraki aşama; karar aşaması...

Farkındalığın bir sonraki aşaması karar aşamasıdır. Karar verdikten sonra ise,  hiç telaşa gerek yok; bir parmak şıklatması ile her şey bir anda değişmeyecek.  Değişim kararı belki bir anda alınabilir, değişim süreci ise zaman alır. Bebek adımları dediğimiz ufak adımlarla başlayacak önce... Her şeyi bir anda, koşar adımlarla yapayım, üç günde sonuç alayım beklentisine kapıldığında; kişinin çabucak yorulup, karmaşa içinde sıkışması, hüsrana uğraması ve çok çabuk pes etmesi kaçınılmazdır.

Nietzche ne güzel söylemiş değil mi? “Uçmayı istiyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.”

İşte artık eyleme geçirme zamanı...

Değişimin son aşaması ise; kararları eyleme geçirme, rutini bozma ve sürekliliğin devamını azim, tutku, öz disiplin ve inanç ile sağlayabilme aşamasıdır. Birçok insan çoğunlukla değişime direnç gösterir çünkü alışılanın dışına çıkmak pek cazip gelmez. Ya da korkuları, kaygıları, tembellikleri daha baskın çıkar.  Değişimlerden bu kadar korkmamalı... Kendinize verebileceğiniz en muhteşem hediye; harika hissedebilme duygusunu yaratacak, kendinize biçtiğiniz değerin artışını sağlayacak, özgüveninizi arttıracak her ne varsa hayatınıza katabilmektir.

Neden “bazıları” düşüncelerini hayata geçiremiyor?

Ne zaman korkularımızın arkasına saklanmayı ve bahane üretmeyi bırakacağız işte o zaman her şey hareketlenecek, hedefler, hayaller, istekler eyleme dönüşmeye başlayacak. Bahane üretmekten kolay ne var?

İşte hepimizin en bildiği ve anında ürettiği bahanelerden ve ön yargılardan sadece birkaçı: Vaktim yok... Yorgunum...Enerjim yok... Çok trafik vardı, bezdim, hiçbir şeyle uğraşamam şimdi... En sevdiğim dizi var bu akşam, televizyonun karşısından hiçbir şey kıpırdatamaz beni... Yarın başlarım, haftaya yaparım, bir sonraki  ay, öbür sene.... Yok, mümkün değil ben yapamam... Başaramam... Artık benim için çok geç...Bende bu kötü şans varken!.... Karnım aç, karnım tok, hava çok sıcak-çok soğuk, şöyleyim, böyleyim, öyleyim,... Ama ne yapayım ya, bana hep aynı tip insanlar geliyor, suç onlarda... Gene aynı şeyleri yaptım, bir sonuç yok... (Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleme kısırdöngüsü)

Size de tanıdık geldi mi bu sayılanlar? “Hayatın her anı aslında seçimlerle dolu... İstemediklerimizin yerine istediklerimizi, kötünün yerine iyiyi, yanlışın yerine doğruyu ancak kendimiz seçebiliriz; hem de istediğimiz her an...”

Sizin de belki işinize yarayabilir...

1.  Kendini doğru tanımak, ne istemediğine değil ne istediğine odaklanmak.

2.  Önce kendine inanmak, kendini dinlemek; boşver kimin, herkesin ne dediğini… Kime göre, neye göre doğru söylenenler?

3.  İçindeki çocuğa sarılmak ve o çocuğu hiç yalnız bırakmamak.

4.  Negatif düşünce ve duygulara odaklanmaktan kaçınmak, negatif bir düşünceye saplanıldığında onu hemen olumlamak. Bütün günü zehir edebilecek ve verimliliğe engel olacak düşüncelerle kendini sınırlamamak. Daha çok gülmek. Her şartta ben güçlüyüm diyerek, enerjisini yüksek tutmak.

5.   Kendisini mutlu etmeyen, aldığından çok verdiği ya da çeşitli bahanelerle yanında olmayan insanlara yatırım yapmayı, kendini paralamayı ve onlar için zaman, enerji tüketmeyi kesmek, önce kendine sonra da hak edenlere yatırım yapmak. Sizi üzüyor mu, yoruyor mu, alıp da vermiyor mu, ihtiyacınızda yanınızda değil mi, çok mu bencil, çok  mu ilgisiz, çok mu yalan söylüyor, siz ağzınızda kuş tutsanız da sizinle yetinmeyerek gözü hala dışarda mı, değerinizi anlamıyor mu, dengesiz ve tutarsız mı, oyalıyor mu, gitmekle korkutuyor mu; o kadar enerjiniz ve zamanınız varsa kendinize verin. Yollayın, gitsin. 

6.  Kafamızı sürekli bu olumsuz detaylarla meşgul ederek enerjimizi tüketmek ve zamanımızı harcamak ya da bizi mutsuz edecek yapıdaki insanları düzeltmeye çalışmak yerine, bizi mutlu edebilecek ve kendimizi iyi hissettirebilecek hayallerimiz, uğraşlarımız, hobilerimiz veya planlarımız için daha fazla enerji ve zaman ayırmayı tercih etmek. Evreni ya da insanları kontrol edemezsiniz ama kendinizi edebilirsiniz.

7.  Geçmişte yaşadığımız mutsuz ilişkiler, hata yaptığımız olaylar, başarısızlık yaşadığımız işler, geçmişte olup bitmiş olsa da hala canımızı sıkıyor,  kendimizi suçlamamıza ve bugünümüzde ilerlememize engel oluyorsa o zaman artık gereken dersi alıp bırakmak, affedip tamamen geçmişe gömmek.

8.  Beyni daha çok beslemek; bolca okumak, yeni bilgiler öğrenmek, ilgi duyulan alanlarda veya mesleki konularda araştırmalar yapmak, yenilikleri takip etmek, kendi sınırlarını zorlamak, içindeki yaratıcı yönü keşfetmek, hayal gücünü daha çok çalıştırmak, sağ beyin-sol beyin kullanımını dengede tutabilmek, daha çok şey yaratmak/üretmek, motivasyon arttırıcı başarı hikayeleri okumak, seyretmek.

9.    Kendisinin en güçlü ve en zayıf bulduğu yönlerini oturup yazmak. Olumlu ve olumsuz davranışlar neler, hangileri yolunda, hangilerinin beslenmesi veya değiştirilmesi gerekiyor? Kısaca sonuç vermeyen ve tekrar eden davranışları bırakmak yerine sonuç verecek yenilerini koymak.

10. Egzersize ve beslenme şekline özen göstermek, kilo fazlalığı var ise vermek, yok ise vücut için ideal olan kiloyu dengede tutabilmek, bolca tempolu yürüyüş yapmak, nefes çalışmaları, meditasyon, yoga gibi tekniklerle tıkanan enerji kanallarını açmak. Vücutta biriken negatif elektriği dans ederek, spor yaparak, doğayla bütünleşerek, kendi ile mutlu olmayı deneyerek, sevdikleri ile keyifli vakit geçirerek pozitife çevirmek.

11. Yargılamayı ve ön yargılı olmayı bırakmak.                  

12. Bir konudaki sıkıntıyı, bu sıkıntı ile ilgisi olmayan başka konulara veya başka insanlara yansıtmamak. Kişisel dinginliği ve sakinliği sağlayabilecek yöntemler aramak ve uygulamak.

13. Az laf, çok iş prensibini benimsemek. Bahanelerin ve tembelliğin arkasına saklanmamak.

14. Anda kalmayı seçmek.

15. Yeri geldiğinde sadece biraz susmak ve serbest bırakmak; susmak ve kayıtsız kalmak bazen en iyi çözümü getirir.

16. En önemlisi gerçekten kendini sevebilmek, kendi hayatıyla barışık olabilmek… İşte o zaman zaten tam ve bütün olmak için tüm yollar tek tek açılacak.

Hayallerimize ve hedeflerimize engel olan biz olmayalım, kendimize yatırım yapalım, bu hayat sadece bir kere var; değişimlere ve hayatımızda yapabileceğimiz güzel dokunuşlara izin verelim.

NE YAPARSANIZ YAPIN AMA HER NE İSE, ÖNCE KENDİNİZ İÇİN YAPIN.

 

Yeşim BUYURGAN

Kişisel Gelişim Uzmanı, Eğitmen

 

*Yazılar telif hakları gereği yazarın ismi ya da yazının linki olmadan kopyalanamaz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3601
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster