Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '12

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
16213
 

"Fatmagülün Suçunu Bilenler" Parmak Kaldırsın !

"Fatmagülün Suçunu Bilenler" Parmak Kaldırsın !
 

ILDIR KOYU.- ÇEŞME


 

 

 

 

Memleket tarih fışkırıyor. Bizse, bunlara bakıp bakıp, “has memleket, kör memleket” deyip, önce kulaklarımızı tıkamışız, sonra da bu tarihi güzelliklere gönüllerimizi kapamışız. “Binin yarısı beş yüz, o da biz yok!” mantığı ile avuntuya kaptırmış, yan gelip yatmışız. İşin doğrusu da bu.

Çeşmeye, Alaçatı’ya omuz vermişiz. Cıvık cıvık bir turizm bataklığı içinde bulmuşuz kendimizi. Turizmin natürelliği  yani bekareti çoktan bozulmuş. Kim vurduya gitmiş anlayacağınız.

Artık turistler bile bekaretin kıymetini, yıllar boyunca  anladılar. Onu şimdi; dağda, taşta, ovada, kovukta, bayırda, denizde, karada  arıyorlar

Eskiden Rum balıkçı köyü imiş bu Ildır denen yer. Çeşmeden 15 Km. uzaklaşıp, Zeytinli, Germiyan güzergahından Ildırı’a uzanırsınız. Her yanı ile tarihe yaslanmış bu balıkçı köyü, “Ildırı”, karşınıza çıkacaktır. Tabeleda ILDIRI, söylenirken ILDIR deniyor bu yöreye.

Körfezin tam alnında, bir dağ yükseliyor. Şirin mi şirin. Elinizi uzatsanız değecek. Tepesinde kilisesi var. Arka tarafında da  anfitiyatro.

Eski adı Eryhtrai, kullandıkları kırmızı granitten dolayı adı Eryhtrai olan Helenistik şehrin içine kurulmuş. 19 yy. Ertyhtrai Koyu, civardaki adalardan kiremit üretiyormuş tuğla ile birlike. Zaten etrafta da  çokça kiremit ve tuğla çıkarılıyor.

Hele gün batışı, doyumsuz. Civarlardan gelip seyredenler var arabalarla. Koyda balıkçı ve özel tekneler var. Bu koya bakan, denize sıfır restoranlardan birindeyiz. Batan güneşi  seyretmeğe geldik. Resimleyeceğiz. Ferruh Çevik, aynı zamanda  müthiş bir balık pişiricisi. Bildiğimiz tarhanadan da serpeleyerek nefis balıklar pişiriyor. Adam marifetli. Elinden  gelmediği şey yok. Kalamardan tatlısına kadar, hiçbir restoranda bulamayacağınız lezzet, burada var. Hayran oldum doğrusu. Bitişiğindeki “her şey dahil” sistemli bir otelden buraya gelmeme rağmen, bu “her şey dahile” verip veriştiriyor.

Diyor ki: “ Bu dağın  eteklerinde sahil boyu arsa alanlar var. İstanbullular “keşfetmeyi”, İzmirliler de “tüketmeyi” seviyorlar. Çeşme Kaymakamı İnci Sezerbecel, 1 nci Ildır Kültür  Şenliklerini bu yıl başlattı. Çok sevindik. Biraz kıpırdanma oldu.”

“Babam söylerdi. Zeki Müren bile bu yöreden bir ada almak istemiş,  bürokratik engellerle iş uzayınca, o da kalkıp Bodrum’a yerleşmiş.”

Köy, 450 kişilik. “Fatmagülün suçu ne” filmi bu yörede çevrilmiş. Herakles Butik Otelde çekilmiş bazı sahneleri.

Ferruh, devamla anlatıyor: “Fatmagül’ ün TV dizisi olmasaydı, buraları ne derecede tanınabilirdi acaba? Gelen misafirler, benden,  “Fatmagülün evini soruyorlar. Tecavüze uğradığı sahnedeki yeri neredeymiş falan gibi. Soran sorana” diyor.

Ege’nin pırıltılı sularında, hülya dolu, rüya dolu ir eski Rum Koyu burası. Çevresinde irili ufaklı restoranlar var. Kendisinin yeri de salaş bir restoran. Ama, ustaların ustası.

Restoran sahibi anlatıyor: “ Burada Filozof Homer’in evi varmış. Ve Güneş’in en güzel battığı bu yere, çevrelerden gelip de seyre duranlar varmış.  Erytrhai kelimesi, Yunanca kırmızı anlamında.  Onun için tuğla ve kiremitleri de kırmızı buranın. Şimdi her evin bahçesinde, antresinde bir heykel, sütun, çeşme taşı, kolon başı mevcut. Devlet buraya el atsa, 2. Efes olabilir burası.” Diyor.

Biz has memleketliyiz ya. Taşlarımız da “has” tır. Bir kısmını hala toprak altında tutarız. Yeryüzüne çıkardıklarımızı da vapurlar dolusu dış ülkeler hibe ederiz. Böylesi bir ahvadın çocuklarıyız bizler.

Köylüler, antik tiyatro taşlarını ev yaparken kullandılar. Tiyatroda taş kalmadı. Emekli Milletvekillerinin bahçe duvarları, bu taşlardan. Başka türlü nasıl  “has memleket” olunur? Di mi?

Herkesin cayır cayır sıcaklardan bıktığı bu günlerde, biz, restoranda gece otururken üşüdük. Bu serinti  ilaç gibi geldi.  Restoran cılar, böylesi esintilerde, omuza  almak için şal bulunduruyorlar müşterilerine. Bir yaş günü vardı biz olduğumuzda, Hepsinin omuzları şallı idi. Demek ki hala daha o seriliği hem istiyor, hem de istemiyoruz.

Biz hala daha “Fatmagülün suçu ne?” diye birbirimize soralım. Kızlık zarını nerede bıraktı diye merak edelim. Sahi, Fatmagülün suçu neydi? Bir bilen var mı? Bilenler parmak kaldırsın!

Dürüye’nin güğümleri kalaylı mıymış? Aman ha !  Ona da kulak kabartalım, atlamayalım!

Hadi be sende!

Ollum bak, hadi git başımdan.

Ört ki, ölem!

  

  FERRUH ÇEVİK, "BU DAĞ ÇOK KIYMETLİ. HERKES DAĞIN ETEKLERİNDEN ARSA ALIYOR" DİYOR. ZEKİ MÜREN DE BURADAN BİR ADA SATIN ALMAK  İSTEMİŞ. BÜROKRASİ YILDIRINCA,"BODRUM'A GİTMİŞ. "KUŞ  KAŞTI  DİYOR .( Üstte Zeki Müren ) 

                            ÖZEL OLARAK GÜN BATIMI İÇİN BU "ILDIR" KÖYÜNE GELENLER VAR. 

                         ÖTEDEN BERİ, HOMEROS' TAN BERİ, GÜNEŞİN BATIŞI MEŞHUR BURADA

 

 

 

   BİR GURUP YAŞ GÜNÜNÜ KUTLADI. İZMİRLERDE HASRET KALDIĞIMIZ SERİN HAVADAN DA     KORUNMAK İÇİN, GAZİNONUN HAZIRLADIĞI ŞALLARA BÜRÜNENLER OLDU.

 

 GÜN BATIMI, HAKİKATEN ÇOK GÜZEL. TAAA, HOMEROS'TAN BERİ GÜNEİN BATIŞI BURADA NAMLI

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar Muzaffer Bey, Blog sayfanızı ziyaret ettim ve son yazdığınız bloğu değil de günün en çok okunanları tıkladım ve karşıma çıkan bloglardan rast gele birini seçtim o da "Fatma Gül'ün Suçunu Bilenler Parmak Kaldırsın" çıktı. Fatma Gül'ün suçunu da bilmiyorum, şimdi biliyorum desem yalan olur. Ben millet olarak birazcık kendimizi eleştirmek için miskinliğimize, tembelliğimize ve vurdum duymazlığımıza kızmak için buradayım. Şu canım Anadolu toprakları ve üzerindeki eşsiz güzellikler bir başka ecnebi ülkenin insanlarının elinde olacak, bak bu ülkeyi layık olduğu yere nasıl taşırlardı. Bizler de ha bire yakıp yıkmaya uğraşıyoruz. Hele şu orman yangınları için öyle çok üzülüyorum ki, emin olun her orman yangınında sanki bir uzvumu yanarak kaybetmiş gibi acılar içinde kıvranıyorum. Lafı fazla uzatmadan, çok çalışmamız gerektiğine inanan biri olarak herkesin üzerine düşeni yapmasını ve şehid kanları ile sulanmış şu aziz vatanımızı layık olduğu yerlere taşımalıyız. Saygılarımla.

Recep Altun 
 15.09.2012 21:23
Cevap :
Dediğiniz gibi, herkesler, üzerlerine düşeni yapmalılar. Yorumunuz güzel. Üzerine ben yorum yapamam. En iyi şekilde ortaya koymuşsunuz zaten. İlginize teşekkür ederim. Fatmagülü tanısak ne yazar, tanımasak ne yazar di mi? Selam ve sevgilerle.  19.09.2012 15:04
 

Bu arada unutuyordum. Fatmagül'ün suçu ( Kadın olmak )ne yazık ki!...

Şahin ÖZŞAHİN 
 02.09.2012 11:16
Cevap :
İlahi mukadderat.  02.09.2012 14:09
 

Bir şeyi daha anlatmak istiyorum. Yazdığınız gibi Homer bu yörede yaşamış ve Çeşme'nin meşhur dalgalarını şahlanan atlara benzetirmiş. Acizane benim (Çeşme) şiirimde ben de dalgaları hırçın bir kadının kollarına benzetirim.

Şahin ÖZŞAHİN 
 02.09.2012 11:11
Cevap :
Ne güzel bir tesadüf di mi? Ben de hırçın dalgaların, deniz fenerlerine çarptıkça, feneri,n orgazm olmasını işledimdi. Aynı kafadanız. Selamlar, teşekkürler.  02.09.2012 14:11
 

Değerli üstat; Ben ki yıllardır yaz kış bu yörelere sık sık gidip gelen biri olarak yaramı kaşıdınız. Şimdi sadece Alacatı'yı gözlemlediğim kadarıyla. Canım ekilebilir toprakları üç kuruş uğruna satan yerli halk ileride çok perişan olacak bilmiş oluna.Sevgi ve selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 02.09.2012 11:06
Cevap :
Aynen "üle" Bu iş, Marmariste de "üle" Marmariste oğlanlar değerli olduğu için, dağ tarafındaki miraslarını oğullara, deniz kenarı değersixz olduğu için de kızlara verilirmiş. Kızın değersizliğine bakın siz. Şimdi aksine, deniz tarafını kapanlar yaşadı. O bakımdan evde, kız tarafı, oğlandan daha zengindir. Benden de demesi bu kladar.  02.09.2012 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 862
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster