Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1017
 

"Fenerbahçeliler" bu kadarını hak etmedi!

"Fenerbahçeliler" bu kadarını hak etmedi!
 

Mızrak çuvala sığmadı.. 

BİRİNCİ BÖLÜM: Ne demiştik? 

Bugünlerde gündemin birinci sırasına oturan ve yıllarca unutulmayacak olan şike soruşturmasından hemen önce 5, 10, 14 ve 20 Haziran tarihlerinde yayınladığım dört yazıda Fenerbahçe’nin şampiyonluğunun çuvala sığmadığını belirtmiştim. (*) 

Bu yazılarda, mızrağın çuvala sığmayışının ilk nedeninin; Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım'ın gereksiz zamanlardaki çıkışları olduğunu, bu açıklamaların ardından yapılan hakem hatalarının aslında FB'yi zor durumda bıraktığını yazmıştım. Bunu yazarken şikeyi değil hakemlerin baskı altına alınmasını kastetmiş, ligin sağlıklı bir zeminde oynanamadığı düşüncemi paylaşmıştım. (Şimdi basına yansıdığı kadarıyla, olay baskı altına almanın da ötesine geçmiş görünüyor.) 

Mızrağın çuvala sığmayışının diğer sebebinin Emenike’nin transferi olduğunu yazmıştım. Emenike'nin bu şekilde transferi (kısa süren bir pazarlıkla, mecburmuş gibi ve 9 milyon Euro gibi yüksek bir meblağ verilerek) ile pis kokuların yayılmasına sebep verilmiş olmasıydı. Fenerbahçe yönetiminin başarıyı, dedikodulara set çekmeye ve etik duruşa tercih ettiğini savunmuştum. (Emenike olayından bir şey çıkmasa bile bu transferin yanlış olduğunda, Fenerbahçe’nin adının daha önemli olduğu düşüncemde ısrarlıyım. Emenike’yi ne teknik direktörü ne de takım arkadaşı sahiplenmemiştir.) 

Yine yazdığım bir diğer sebep Sezer Öztürk'ün transferiydi. Fenerbahçe’ye karşı çok kötü oynayan ve Bülent Uygun tarafından da ikinci yarıda oyundan alınan, Trabzonspor maçında ise gayet güzel oynayan Sezer Öztürk’ün ısrarla transferi de Fenerbahçe’nin bazı şeyleri “göze alarak” yaptığı bir transferdi ve bence yanlıştı. (Bu konuda “gözaltı dışında” henüz net bilgiler basına yansımadı.) 

Başka konulara da değindim, sorular sordum. 

Trabzonspor birçok takımı son dakikalarda bulduğu gollerle yenebilmişken rakiplerin onlara karşı oynamadığını söylemek aslında bir nevi “en iyi savunma saldırıdır” uygulamasıyla hedef şaşırtmaydı. Bu konuda -şampiyonu belirleyen maça imza atması sebebiyle- en dikkat çekici takımın Eskişehirspor olduğunu yazmıştım. Fenerbahçe karşısında kazanmayı gerektirecek bir oyun oynamayan ve erken goller yiyen Eskişehirspor’un Trabzon karşısında oynadığı oyun ise parmak ısırtmıştı. Bu maçta kaybettiği puanla Trabzonspor şampiyonluğu kaybetmişti. Eskişehirspor’un başında Bülent Uygun’un olması da dikkat çekici bir faktördü ve Bülent Uygun’un takımları hiçbir önemli maçta Fenerbahçe’den puan alamamıştı. 

Ligin ikinci yarısında 16 maçta 21 gol yiyen ve sert savunma yapan Sivasspor’un son maçta 4 gol yemesini yine de anormal bulmadığımızı ancak geçen sezonun son 4 haftasında, 3 hafta üst üste rakip kaleciler hatalı gol yemişken, (Aykut Kocaman gibi ifade etmek gerekirse) Sivasspor kalecisi Korcan’ın yediği 1, 2 ve 4. gollerin incelenmesi gerektiğini de yazmıştım. 

Lig bittikten sonra Emre Belözoğlu'nun ağzından çekildiği iddia edilen mesajla ilgili sorular da sordum. Mesajı alan kişi (Ankaragücülü futbolcu Kağan Söylemezgiller) neden bu mesajı “alır almaz” yönetimine, antrenörüne, teknik direktörüne, medyaya “hemen” gitmiyor da “lig bittikten sonra” gidiyordu? Ligin bitiminden sonra transfer beklerken, Serkan Kırıntılı’ya, Emenike’ye ve Sezer’e geldiği gibi kendisine teklif gelmediği için mi mesajı başkanına gösteriyordu? Bu mesajı alan kişi olayın şaka olduğunu düşünüyorsa o halde neden silmemiş saklamıştı? Ve sonra neden başkanına götürmüştü? Neden “şakaydı” demek durumunda kaldılar? (-Dün Telegol programını dinlerken yanlış anlamadıysam- mesajı çekenin Emre olduğuna dair tespitler varmış.) 

Ve bütün bu anlattıklarımıza ilave olarak, Aziz Yıldırım’ın çeşitli zamanlardaki “talihsiz” açıklamalarından bazılarını hatırlatmıştık: 

“Maçların sahada kazanılmadığını öğrendim. / İkinciliği hazmedemeyiz” (Oysa ikinciliği başarı olarak görmese bile hazmedebilmek beceridir ve arada çok fark vardır.) 

Ve hepsini üst üste koyunca, “Fenerbahçeli futbolcuların emeklerine yazık eden kimdir?” diye sormuştuk. 

Israrla şunu söylüyordum: Bunlar aslında en çok Fenerbahçelileri rahatsız etmelidir. Fenerbahçe’nin adı dedikodulardan daha önemlidir! “Herkes bize düşman” kolaycılığından ve söyleminden vazgeçilmeli, yapılan eleştirileri “kayıtsız şartsız savunmak” yerine empati yapılmalıdır. Rakiplerinize saygınız olmazsa, kazanma yolunda her yolu mubah görürseniz, herkesin size düşmanlığının sebebini olsa olsa “meyve veren ağaç taşlanır” olarak görürsünüz. Sanki başka hiç meyve yokmuş gibi! 

İKİNCİ BÖLÜM: Ne oldu? 

Bu yazılarımdan sonra çeşitli platformlarda Fenerbahçelilerden ağır eleştiriler aldım. Yazılarımın objektif olmamasından tutun da şahsıma yönelik hakaretlerin yanı sıra, alaya alan yorumlarla da karşılaştım. 

Bir kısmının verecek cevabı olmayınca konuyu başka mecralara taşımalarına, yazılarla ilgili yorum yapmak yerine tribün ağzıyla cevap döşemelerine de şaşırmadım. 

Bunların bizim fanatizm anlayışımızın doğal sonuçları olduğunun farkındayım. 

Sadece başarıya odaklı taraftarlık anlayışımız, kendi kulübümüzle ilgili eleştirel bakışın önündeki en büyük engel durumunda. Yazdıklarımı takip edenler Adnan Polat’ı benim kadar eleştiren olmadığını hatırlayacaklardır. (**) Bunun da sebebinin kesinlikle sportif başarısızlıklar olmadığı, 2009’dan beri eleştirmekte olduğumdan dolayı kolaylıkla anlaşılacaktır. Ana sebep, Galatasaray’ın değerlerini sürekli ve ısrarlı olarak örselemesiydi. 

Bunun yanı sıra, Fenerbahçe yönetiminin de Fenerbahçe ismine zarar verdiğini, Fenerbahçe’ye en büyük kötülüğün bu olduğunu ve bunun taraftarlarınca görülmesi gerektiğini de yazıyordum. 

“Aziz Yıldırım spor adamı değildir” diye yazarken de bunu kastediyordum.(***) Fakat Fenerbahçe başkanının başarı geldikçe “eleştirilemez” konumuna yükseltilmesi, yanlışların görülmesini engellemişti. 

2010 Martında ikinciliği hazmedemeyiz diye FB Dergisine yazdığında da eleştirilmeliydi ama kimse eleştirmedi. Oysa ikinciliği “hazmedememek” ile “başarı olarak görmemek” arasında fark vardı. Yapıldığı iddia edilen şike ve teşvik gayretleri, üst üste 3 şampiyonluk sözü verdikten sonra son maçta şampiyonluğu kaybetmenin verdiği hırsla bu sezon artık ikinciliği hazmedemeyecek olmanın bir sonucu mudur, taraftarın sevgisini kaybetmeme ve Fenerbahçe tarihine altın harflerle yazılma ihtirası mıdır ilerleyen günlerde daha iyi anlayacağız. 

Ancak şu anda ortada olan bir gerçek var ki, o da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklama. Bu açıklamanın bir kısmı şöyle: 

“Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik olarak, cebir ve şiddet içeren eylemler, yetkisiz futbolcu menajerliği yapılması ve Bank Asya 1.Liginde mücadele eden bir futbol kulübündeki usulsüzlükler nedeniyle Aralık 2010 tarihinde çalışma başlatılmıştır. 

Örgütlü bir şekilde, Süper Lig ve Banka Asya Birinci Ligindeki toplam (19) maçta şike ve teşvik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tespit edilmiş ve delillendirilmiştir.” 

Buradan anlaşılıyor ki Aralık 2010 tarihinde başlayan soruşturmanın başlangıçtaki hedefi Fenerbahçe değildi. Şike ve teşvik yapıldığı tespit edilen maçlara ait de ellerinde deliller var.  

Belki de sınava giren birçok öğrenci kopya çekmiştir ancak Fenerbahçe yakalanmıştır. 

Doğruyu söyleyelim; Fenerbahçe'nin ikinci lige düşmesine tabii ki sevinirim.. Ama bu bir sportif başarısızlıktan olursa, şike sebebiyle değil. Her ne kadar "oldukça" başarıya odaklı düşünmüş olsalar da, Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan belli olduğunu göremeseler de, Fenerbahçe’ye gönül verenler yine de bu kadarını hak etmemiştir. 

Eğer tespitler ve deliller yeterliyse, Fenerbahçe’yi yönetenler Fenerbahçe’den önce kendilerini önemsemişler, başta Fenerbahçe taraftarlarına olmak üzere, geçmişte ve hali hazırda ter akıtan futbolcularına, en önemlisi de şanla, şerefle ve kupalarla dolu 104 yıllık Fenerbahçe tarihine ihanet etmişlerdir.  

Fenerbahçeliler operasyonu yapanlara kızmak yerine Fenerbahçe’yi bu hale düşürenlerden hesap sormalıdır. 

Örneğin dün gece Ziya Şengül’ü dinlerken üzülmemek mümkün müydü? Ziya Kaptan; "Ben bu takımda kaptanlık yaptım. Sokağa çıkamaz hale geldik. Eğer ki bir şampiyonluk için bizim tüm Türkiye'de yüzümüzü aşağı eğdirdi ise başkanın bir daha yüzüne bakmam, selam da vermem" şeklinde özetleyebileceğim bir konuşma yaptı. 

Fenerbahçelilerin yüreği yangın yerine dönmüştür. 

Ancak.. Nedenini sorgulamak yerine herkesin kendilerine düşman olmasıyla övünen, her ne olursa olsun "başarı" isteyen ve diğer sonuçları kabullenemeyen Fenerbahçe taraftarları, bunların bir sonucu olarak bu gelişmelerde dolaylı olarak kendilerinin de payı olduğunu artık anlamalı ve kendilerini de sorgulamalıdır.  

Ve gün, hala yöneticilere destek tezahüratları yapma değil, takıma ve kulübe sahip çıkma günüdür.  

Gün, başkalarına da çamur sıçratmaya çalışarak kendilerini kurtarmaya çalışmak yerine, kendilerini bu hale düşürenleri dışlayarak Fenerbahçe'ye layık olma ve Fenerbahçe adına sahip çıkma ve dik durma günüdür.  

Bu işe karışanların yaptıklarını savunmaya çalıştıkça Fenerbahçe'yi savunduğunu düşünmek Fenerbahçe'ye ihanettir. 

Yazarın notu-1: Aykut Kocaman "Alex’in 28 golü, Emre’nin, Santos'un, Gökhan’ın ve diğer futbolcuların emekleri, çırpınmaları ne olacak?” diye soruyor. Kendisini anlıyor ve kesinlikle hak veriyorum. Ancak bu soruyu basın mensuplarına değil, Aziz Yıldırım’a sorması gerekir. 

Yazarın Notu-2: Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ı konuyla ilgili Galatasaray'a yakışan açıklaması nedeniyle kutluyorum. Oh be, özlemişiz! 

(*) blog.milliyet.com.tr/Fenerbahce_neden_sampiyonlugunu_cuvala_sigdiramiyor_ 

__4_son_/Blog/ 

(**) blog.milliyet.com.tr/Kendini_kovduran_ilk_baskan__Adnan_Polat_/Blog/ 

(***) blog.milliyet.com.tr/Iddia_ediyorum__Aziz_Yildirim_bir__Spor_Adami__degildir_ 

/Blog/ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bekir Bey, diğer 17 takımın Fenerbahçe'ye dişe diş oynamasının nedeni, Fenerbahçe'nin herkeste düşmanlık yaratmış olmasıdır demişsiniz. Bu düşmanlık aslında, fenerlilerin tepeden bakmasıyla alakalı değil, hep tepede olmasıyla alakalı. Son 5 yıla bakarsanız hep şampiyonluk yarışının içinde, diğer branşlarda da hep potada ve şampiyon. Olur da gerçekleşir ve beş altı yıl şampiyonluk yarışı içinde bir kaç anadolu takımıyla şampiyonluk yarışında olursa Galatasaray, göreceksiniz ki o zaman da en sevilmeyen takım Galatasaray olacaktır. Tabi ki tepede olan ve diğerlerine tepeden bakan da siz.

Adnan Gürsu 
 18.07.2011 11:01
Cevap :
Tepede olmakla, kendini tepede görmek arasında fark vardır. Bu sevilmeyiş 5-6 yıllık bir şey değildir. Kaldı ki Galatasaray'ın 1996-2002 yılları arsında böyle bir sıkıntısı olmamıştır.. Empati.. Empati..  18.07.2011 14:59
 

Bekir Bey, anladığım kadarıyla galatasaray fanatiğisiniz ve yazınızda sürekli Fenerbahçe'ye saldırmışsınız. Yazının hiçbir yerinde Trabzonspor'un oynadığı maçlardaki tuhaflıklardan bahsedilmemiş. Geçen sene Ozan İpek'in kameralar önünde maçtan önce trabzonlu arkadaşlarla konuştuk sözlerini tuttular, onur ne isterse istesin benden demesi normal mi? Fenerbahçe Bursa maçında yarı sahalarından çıkmayan bursalıların şampiyon olmuş gibi sevinmeleri, borcumuzu ödedik diyen bu futbolculardan 2 hafta sonraki maçta oynamaları beklenebilir mi?, aynı bursanın trabzon da açık futbol oynaması, yenilince gülerek forma değiştirmeleri normal mi? Peki Buca-Trabzon maçında santra sonrası buca defansını koridor gibi açan, saçma sapan bir şekilde kendini yere atıp 17 saniyede elini kolunu sallaya sallaya umut a gol attıran topçu şimdi hangi takıma transfer oldu dersiniz. Bence biraz daha tarafsız düşünmeliyiz. Selamlar

Adnan Gürsu 
 14.07.2011 18:02
Cevap :
Haklısınız, daha tarafsız düşünmeliyiz. Mesela siz de başarabilirsiniz, deneyin. Trabzonspor'la ilgili yazmamaya gelince.. Ben bir karşılaştırma yazısı yazmadım, "Fenerbahçe'nin şampiyonluğundan pis kokular geliyor, mızrak çuvala sığmıyor" dedim. Yazdıklarımın neresi yanlış? Bugün olanlar beni doğrulamıyor mu sizce? Takımlardaki futbolcuların maddi karşılığı olmaksızın birbiri için oynamaları, Fenerbahçelilerin herkese tepeden bakmasının, herkesle düşmanlık yaratmasının, üstüne üstlük "biz bize yeteriz" diyerek bununla yani herkesin kendilerine düşman olmalarıyla övünmesinin bir sonucudur! Açın artık gözünüzü, uyanın.. Benim yaptığım saldırma değil, haklı çıktım!  14.07.2011 21:46
 

kısaca size sadece şunları hatırlatmak isterim: 2 sezon Fenerbahçe şampiyonlugu kaybederken 8 eksikle hiç direnmeden oynayan hemen teslim olan BJK son maç BURSA- BEŞİKTAŞ MAÇINDA bu adalet duyguları nerede idi? Şike yaptıgı iddia edilen bu FENERBAHÇE BAŞKANININ haksızlıkla son maçta kaçan şampiyonlugunda bu EMNİYET TEŞKİLATI nerede idi? Ha hatır şikesi vicdanlarda yargılanır..HERKES GEÇEN SENE SINIFTA KALDI..BU SENE İSE BAŞARANLAR HAPİS YOLUNDA..YAPILANLARI SAVUNMAK için yazmadım..fakat yargılanmadan hiç kimse suçlu görülemez..slmlar

Aydın ADAM 
 09.07.2011 16:39
Cevap :
Görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.. Saygı ve selamlarımla..  09.07.2011 22:54
 

Evet uzun zaman hukuk denen şey adliyenin tozlu raflarında kaldığı doğrudur . O raftan hukuk indirildiği zaman neler olabileceiğin hep baraber göreceğiz. Dağdakı çobana kadar herkes bilirki bu ülkede şampıyoın nasıl olunur. Tv başında saç baş yolan arkadaşların saçlarına acidim.. kısılan seslerine ise vah.. vah.. hele hele o yağmur çamurun altında Şampiyon... demelerıne ise söyleyecek kelime bulamadım ... Bir takım veya takımlar ancak böyle harcanır.

Maksut TERZİ 
 08.07.2011 21:42
Cevap :
Bence Aziz Yıldırım'a destek vermek için toplanan taraftarlar Fenerbahçe'ye ve 104 yıllık tarihine kötülük ediyor. Bekleyip görmeleri gerekiyor bence.. Sonuçta olan Fenrbahçelilere olmuştur. Görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim..  10.07.2011 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 469
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1051
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

Sporun bir kavgadan çok; ahlak, mücadele, eğitim, zeka ve dürüstlük olduğuna inanıyorum. Doğaya, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster