Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '17

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
210
 

"Geldikleri gibi giderler..."

"Geldikleri gibi giderler..."
 

 Tam da 98 yıl önce bu gündür. Öğle saatleri. Bandırma vapuru arkasında Karadeniz'in hırçın dalgalarını, Dersaadetin kararan ışıklarını ve tükenmişliğini bırakmış, Sinop limanın durgun mavi sularında süzülmektedir. 15 Mayıs'da İzmir'de Hasan Tahsin'in ateşlediği ilk kurşunu ve bir isyan başlangıcının çelikleşmiş iradesine sahip bir avuç insanı taşımaktadır. 19 Mayıs 1919 Pazartesi Samsun limanına demir atacaktır. Anadolu İsyanı bir deniz gibi kabarmaktadır. Aslında "Kurtuluş" öyküsü bir yanıyla deniz kokmaktadır. Ve Savarona ile taşınan bir gemi öyküsü. Güneş bir başka parlamaktadır ve denizin mavisi...

 Bilmiyorum 110 rakamı size ne ifade eder, ya da bir şey anımsatır mı? 110 Nusrat Mayın Gemisi'nin donanma kayıt numarasıdır. 1915 yılının 17 Mart'ı 18ine bağlayan gece yarısı Nusrat, kaptan Tophaneli Hakkı idaresinde ışıklarını söndürmüş, bacasından çıkan kıvılcımlar görülmesin diye ocakları bastırılmış, emperyal donanmanın mağrur zırhlıları arasından usta manevralarla sessizce sıyrılmış, düşman mayınlarına çarpmadan Karanlık Liman'a mayın dökmektedir. O mayınlar ertesi günü emperyalistlerin iştahlarında acımasızca patlayacak ve bir deniz zaferinin ilerideki büyük zaferin başlangıcına uzanacak ilk ışıkları olacaktır.. Gece karanlıktır, gece yalnızdır. Yıldızlar uzaktır, görülmezler ve ışımazlar. Ama kavruk Anadolu halklarının kaderleri bir başka ışımaya gebedir.

 1 Kasım 1918 Cuma günü gecesinin karanlık ve yağmurlu geç bir saatinde bir Alman torpidobotu Talat ve Enver Paşaları, 30 Ekim 1918 de Bahriye Nazırı Rauf Beyin imzaladığı Mondros müterakesinin ağır koşulları ve bir cihan imparatorluğunun tükenmişliğini yüklenmiş, çökmüş omuzlarıyla kendi bilinmezliklerini taşımak üzere boğazdan Karadeniz'e doğru dümen kırmıştır. Kendi sonlarıyla bir devrin sonuna kaçışın başındaydılar. Bir cihan imparatorluğudur çöken...

 13 Kasım 1918 dir. Haydarpaşa'dan kalkan bir boğaz vapuru, toplarının namluları Dersaadet'e çevrilmiş İngiliz zırhlıları arasından geçmektedir. Salih Bozok gözyaşları içinde manzarayı Mustafa Kemal'e anlatmaktadır. Mustafa Kemal'in söyledikleri, Tophaneli Hakkı ile yazılmaya başlanan bir deniz öyküsünün satırbaşıdır. Geldikleri gibi giderler...

 17 Kasım 1922 Cuma günüdür. Kalabalık padişahı Cuma Selamlığı'nda boşuna beklemektedir. O, son Osmanlı Padişahı Vahdettin, kendisini Dolmabahçe rıhtımında bekleyen İngiliz Malaya zırhlısına yönelmiştir. Bir uzak tarihi, son savaşların yenilgilerini ve Sevr'i bir günah gibi taşıyan kamburu daha da bükülmüştür sanki.

 19 Kasım 1938 de Savarona, Atatürk'ün naşını ve bir ulusun gözyaşlarını, buruk yüreklerini taşıyarak  İzmit'e getirmiştir. Ankara'ya, Anadolu'nun kalbine götürülmek üzere. O Savarona'dır "bu yatı bir çocuğun oyuncağını bekler gibi bekledim, oysa bana hastane olacakmış" dediği. O Savarona'dır, hazin öyküsü, şimdilerde sağından solundan çekiştirilen, hırpalanan Cumhuriyet öyküsüne benzeyen. Adını bir Hint kuğusundan alan, zarifliği ile yozbeğenmize  uymayan, devremülk satışları ile kamaraları kiralanıp turistik seferler yapan, kumarhane yapılan, jilet yapılmak istenen, satılan, yakılan anısına ve temsil ettiklerine halk olarak da, devlet olarak da sahip çıkamadığıız o Savarona. Cumhuriyete ne kadar sahip çıkmaya çalıştığımızı anlatan bir yerde. Çanakkale Boğazı'nı geçerken çekilmiş bu resminde arka tepede yeşillikler arasında görülen Mehmetçik röliyefi kim bilir belki de bizim adımıza söylüyor gibidir. Dur yolcu... Yolunu şaşırmışlara, yolu Cumhuriyetten sapanlara; dur!..

 Çok uzun yıllar sürmüş bir imparatorluğun küllerinde sönmeden kalmış bir iki kıvılcımdan yayılan yangın, bir Anadolu isyanına dönmüştür. Kurtuluşun öyküsü vapurlarla ve denizde başlamış Karadeniz'de Samsuna ulaşmış, bir başka denizde, Akdeniz'de 9 Eylül günü sonlanmıştır. Hayat denizlerde başlamıştır. Kurtuluş'un destansı öyküsüde. Bu öykü tuzlu kanlarını ve tuzlu terlerini denizler gibi akıtanların öyküsüdür. Onlar ki denizlerde "karıncalar kadar çokturlar..."

 Cumhuriyet bir denizdir. Uzanır yarınlara. Enginliği ruhumuzdur, derinliği inancımız. Mavisidir umudumuz...

 19 Mayıs kutlu olsun, nice yıllara...

 Akın Yazıcı

18 Mayıs 2017/İzmit

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm umudumuzla nice yıllara Sayın Yazıcı... Güzel yazınız için teşekkürler...

Retor 
 19.05.2017 13:08
Cevap :
Çok teşekkür ederim, hak edilmiş bayramlarımızın özlemi ile...  19.05.2017 16:27
 

Değerli arkadaşım, bütün kalbimle 19 Mayıs kutlu olsun tüm ülkemize. Sevgi, saygılarımla esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 18.05.2017 19:56
Cevap :
Sağ olun; Cumhuriyeti ve bayramlarını sahiplenerek. Saygılarımla...  19.05.2017 16:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 176
Toplam yorum
: 424
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 365
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster