Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '12

 
Kategori
Astroloji
Okunma Sayısı
983
 

"Gölge" kavramı ve astroloji

"Gölge" kavramı ve astroloji
 

"gölge"


Güdülenmede özellikle önemli olan bir faktör, Carl Jung tarafından adlandırılan “gölge” kavramıdır. Bir kişi, bir durum karşısında yoğun bir şekilde negatif hissettiğinde veya irrite olduğunda, genellikle bu durum kişinin gölgesi ile bağlantılıdır. Gölge; hem kolektif hem de kişisel bir boyuta sahiptir. Kolektif düzeyde; bir toplumun ayıp, ilkel veya ahlakdışı olarak gördüğü, onaylanmayan herhangi bir şeyi içinde barındırabilir.  Gölgenin kişisel boyutu ise, kişinin farkında olmadığı veya yok saydığı psişik potansiyelleri ile ilgilidir.

Doğamızın sadece aydınlık tarafı ile özdeşleştiğimizde (ideal benliğimiz, olumlu özelliklerimiz vb.), sadece “ne olmak istediğimiz” ile özdeşleşiriz. Bu durum ister istemez karşı kutupta bir gölgeyi oluşturur: yani “ne olmak istemediğimiz”. Jung, gölgeyi her şeyden önce bir ahlaki problem olarak görmüştür, çünkü bir kişi gölgesiyle yüzleşme cesaretine sahip olmazsa, gölgesini sürekli olarak dış dünyaya yansıtır. Böyle yaparak, kendisinde yüzleşemediği şeyleri başkalarına yansıtarak, haksız yere onları “şeytanlaştırmış” olur. Jung’un ifade ettiği gibi, “Yansıtmalar dünyayı bir kimsenin bilinmeyen yüzünün kopyasına dönüştürür.” Örneğin; kendi cinsel dürtülerini bastıran bir kişi, çevredeki insanları cinselliğe aşırı düşkünmüş gibi algılayabilir ve şehvetlerini kontrol edemeyen “günahkârları” sövüp durabilir.

Bir kişi aşırı iyi olmaya çalışarak, kötülüğe karşı ne kadar mücadele verirse, karanlık tarafı tarafından ele geçirilmeye karşı o kadar yatkın olur. Jung’a göre, her şeyin “karşıtına dönme eğilimi” vardır. İnsan kişiliğinde bir boyutun aşırı baskın olması sonucunda, bu boyutun zaman içinde karşıt kutuptaki boyuta dönüşebileceğini öne sürmüştür. Bunun sebebi, psişenin dengeye ve bütünlüğe ulaşmaya yönelik doğal bir eğilime sahip olmasıdır. Karanlık tarafımızla yüzleşmek ve bunu benliğimizle bütünleştirmek, gölgenin yoğunluğunu azaltabilir. Bu sayede sadece kendi gölgemizi ortadan kaldırmayı değil; aynı zamanda önce kendimizi, daha sonra da başkalarını affetme potansiyelimizi arttırmayı başarırız. Karanlık tarafın kabulü, kişiliğin kalitesini de arttırır. Kişinin içgörü kapasitesi artar ve gölgesinin dışsal temsillerinden daha az korku duyar.

Astroloji de gölgeyi işaret eden pek çok bir faktör olmakla birlikte, ünlü astro-psikolog Dr. Glenn Perry, gölgeyi tespit etmek için, Plüton’un içinde bulunduğu burcu, evi ve açılarını incelemenin oldukça aydınlatıcı olacağını belirtmiştir. Kısaca, Plüton çoğu kez gölgeyle ilişkilidir. Mesela Plüton ile Ay arasında zorlatıcı açı olursa, Plüton Ay ile ilgili işlevleri alt dünyaya itebilir, zira Plüton dokunduğu her şeyin üzerine gölge düşürür. İrtibatta olduğu planetle bağlantılı olan bir yaramız vardır, ama aynı zamanda bununla bağlantılı olarak iyileşme ve güçlenme kapasitemiz de vardır, zira Plüton aynı zamanda dönüşüm ile ilintilidir.

Gezegensel arketipler psikolojik polariteleri içerir. Normal koşullar altında her iki kutup aynı bireyin içinde mevcuttur. Kişilik dengede ise, birey arketipin her bir yönüyle empati kurabilir. Ancak, Plüton bir gezegenle zorlayıcı bir açı (karşıt açı, kare açı, 150 derecelik açı ve bazen kavuşum) yaptığında, bu gezegen acı ve korku ile ilişkili bir hale gelir, öyle ki bu gezegenin fonksiyonlarının ifade edilmesi tehlikeli olarak algılanır. Bu tehlike algısından dolayı, birey çoğu kez gezegenin ifade ettiği psikolojik polaritenin sadece bir ucu ile özdeşim kurar. Bunun sonucunda, kişiliğinde patolojik bir tek boyutluluk ortaya çıkabilir. Kişi, genel olarak arketipin aydınlık tarafıyla özdeşim kurar. Arketipin karanlık tarafı ise, ya bastırılır ya da yansıtılır. Mesela; gölge Mars ise, savaşçı-düşman arketipinin bölünmesi ortaya çıkabilir. Öyle ki, kişinin rakipleri aşırı güçlü ve manipülatif birer düşman gibi algılanabilir. Buna karşılık, kişinin hayatta kalma, mücadele etme ve savaşma arzusu da uç noktalarda olabilir. Bu mücadele esnasında aşırı vurgulanan Mars etkisi, şiddete dönüşebilir.

Özetle, Plüton bir gezegene zorlayıcı açı yaparsa, bu gezegen kişinin muhtemel gölgesi ile ilintili bilgi verici olacaktır. Ama unutulmaması gereken, bu gezegenin aynı zaman dönüşüm ile ilintili bir anahtar olduğudur. Plüton bizi korkutan şeyleri sembolize eder. Bizi korkutan şey güce sahiptir; tuhaf ve gizemli olduğundan bizi korkutur ve kontrol edemediğimiz için, önemli bir güce sahiptir. Bundan dolayı sınırlarımızı çiğneyebileceğinden ve bizi yok edebileceğinden korkarız. Ancak, eğer korkumuzla yüzleşmeyi cesaretini gösterirsek ve gölge özelliklerimizi kişiliğimiz ile bütünleştirmeyi başarırsak, Plüton’un açı yaptığı gezegenin fonksiyonlarıyla bağlantılı olarak yenilenme, iyileşme, güçlenme ve dönüşme fırsatını elde edebiliriz.  Sevgiyle kalın ve kendinize iyi davranın.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3860
Kayıt tarihi
: 27.01.12
 
 

25 Ocak İstanbul doğumludur. Alman Lisesi'nden mezun olduktan sonra başladığı lisans eğitimini İs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster