Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2018
 

'Gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek'

'Gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek'
 

Bir Ayvazovski tablosu...


Bir gün bir çocuğa sormuştum, “deniz neden tuzludur?” diye.

Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik karşılık verdi: “Deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!”

“Neden denizciler böyle çok ağlar ki?”

“Çünkü”, dedi, “yolculukları bitmez. Onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!”

Gene sordum: “Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?” “Çünkü”, dedi, “daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!"

(August Strindberg - “Düş Oyunu”)

Strindberg’in oyunundaki çocuğun aklı kadar akıl lazım bize…

Çünkü bizim gözlerimizin camı çok kirlenmiş durumda… Hayır, aslında ota b.ka ağlayabilen bir toplumuz. Bir taraftar takımının yenilgisine hüngür hüngür ağlayabiliyor mesela… Ama aynı taraftar mesela Galatasaray Lisesi’nin önünden geçerken orada kayıp çocuklarının resimleriyle bekleşen Cumartesi Anneleri’ni görünce içinden onlara bir küfür savurabiliyor. Biz duyguları ipotekli bir toplumuz. Hoşumuza gitmeyen, bizden gibi görmediğimiz, kendimizi bir saniye bile onun yerine koymayı hiçbir zaman düşünmediğimiz için bazılarının acısına gülüp geçebiliriz. Ama kendimizden gördüğümüz herhangi bir şey için kolayca gözyaşı dökebiliriz. Sınırlarımızın ötesindeki, hiç tanımadığımız bir düşmandan değil, kendi içimizdeki “öteki”lerimizden söz ediyorum.

İşte gözlerimizin camındaki kir o “öteki” imajının matlığıdır. Farklı düşünen, farklı bir dile, inanca, renge, etnik kökene, siyasi tercihe, sınıfa vs sahip olan insanları “düşman” görmenin kiri… “Öteki”nin var olma hakkını unutmanın kiri… Aynı yurdu paylaştığın insanları “dost” ve “düşman” diye ikiye ayırmanın kiri… Üstlerden empoze edilen sufleleri hiç sorgulamadan tekrarlamanın kiri… Aklı, vicdanı, mantığı unutmanın kiri… Elini kolunu oynatan iplerin nerede, kimlerin elinde olduğuna bakma gereği bile duymamanın kiri… Temizlenmiş belleğin kiri… Kısa devre yaptırılmış sinirlerin kiri… Kireçlenmiş yüreğin kiri…

Daha duru görebilelim diye, gözlerimizin camını ara sıra yıkamak gerek; mendillerini kurutmak için direklere asan, Strindberg’in denizcileri gibi… O mendiller yelkenimizdir aynı zamanda… Bizi doğru limana götürecek yelkenimiz…


...

Gözlerin camı için L'ham de Foc'tan geliyor: http://www.dailymotion.com/relevance/search/encara/video/x2gjuc_encara_music

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazı yazılarınızdaki düşüncelerinizi fazla abartılı bulduğumu ve katılmadığımı söylemek istiyorum. Fakat aynı zamanda, daha mutlu, daha refah, daha demokrat, daha özgür bir Türkiye arzusunun isyan çığlığı gibi de geliyor aynı yazılarınız. Böyle okuyorum.Böyle duyarlı bir yürekten böyle isyanlar çıkıyor demek ki :)

tijence 
 03.09.2009 15:18
Cevap :
Çok iyi anlamış ve özetlemişsiniz Tijen Hanım, o size abartılı gelen yazıların ardında daha iyi bir ülkede yaşama isteği ve haksızlığa, cehalete, resmi tarih papağanlığına, otorite kulluğuna ve siyasal mazoşizme isyan var. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Selamlar.  03.09.2009 15:43
 

Sayfama verdiğim isim... Göz görebiliyorsa eğer; yürek de temiz kalır, vicdan da. Selamlar. Not: Bu tarz kısa yazılar yakışıyor klavyene. Az ve öz.

Ümit Culduz  
 02.09.2009 20:03
Cevap :
Kısa oluşu biraz da zorunluluktan, işler yığıldı yine :) Teşekkürler kaptan.  02.09.2009 23:17
 

Önce silah üretip, sonra protez üretiyor büyük güçler. Önce bizi sakatlayıp sonra parayla yapay ayaklarını, yapay ellerini, yapay beyinlerini bize veriyorlar. Barış gel artık. Gözlerimizi köreltiyorlar cancanlı vitrinlerle ama her cancanın üstünde birimizin kanı var. Barış gel artık beynimizi global kültürleriyle bulandırıp, hayatımıza kendi yapay müzik, içecek ve yiyeceklerini koyuyorlar. Paraları bile bizim paradan daha değerli. Barış gel artık. Silah yapıp bize veriyorlar. Birbirimizi öldürünce de neden savaşıyorsunuz diyorlar. Barış gel artık yüreklerimiz ve gözlerimiz paslandı bu düzenden. Gel de temizle önce ruhumuzu sonra herşeyi. Saygılarımla

ahmet (hoşçakalın-artık yazmayacağım) 
 01.09.2009 14:59
Cevap :
Yorumun girişindeki tespit her şeyi özetliyor aslında... Çok teşekkür ederim katkın için. Selamlar...  01.09.2009 21:00
 

Hoşgeldin barış yaşama sırası sende. Özgür bir ülkede kardeşcesine. Yarış barış türküsü söylemek için alanlara...

Yapukay 
 31.08.2009 21:51
Cevap :
Bence de "hoşgelsin" artık. Selamlar...  01.09.2009 10:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3677
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster