Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
127
 

“Gülün Solduğu Akşam”ın üzerine yürürken...

Sizi çok farklı bir döneme götürmek istiyorum; yani gençliğime ve o kadar küçüğüm ki henüz 18 yaşındayım ve ilk defa hayatımda solcu bir kitap okumuşum. Kitaptan sonra hissettiklerimi aşağıdaki gibi kaleme almışım:

28/08/90

ETMESGUT/ANKARA

“Gülün Solduğu Akşam”ın üzerine yürürken...

Eser yazarın Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve daha niceleri ile yaptığı röportajların ve izlenimlerinin acıklı bir dille kaleme alınmasıdır.

Bu insanlar idealleri uğruna ölmüş insanlardı. Hepsi kültürlü, çalışkan -sınıflarında birinci, ikinci- üniversite öğrencileriydi. Yani diğer öğrencilerden ayrı bir yanları vardı. Belki bazı yanlışları diğerlerine oranla daha erken yaşta fark ettiler. Henüz o kadar genç idiler ki yaş ortalamaları ya 21 ya da 22! Marx ve Lenin’ in çocukları olarak gerçekleştirmeleri gereken ne çok şey vardı… Bahsi bile güzeldi: Eşitliğin, hürriyetin, hür yaşamanın, bağımsızlığın, hakkın, hakçılığın ve halkçılığın… Kuşkusuz bunlar yadsınamaz hakikatlerdi. Ancak bunlardan bahsedenler halk tabiriyle DELİKANLI denen gençlerdi. Bu düzene –düzensizliğe- gidişata nasıl karşı çıkmalıydılar? Atatürk’ ün torunları, egemenlikleri için savaşmalıydılar. Devrimci ruhları onları ölüme sürürlerken tarihe yeni bir örnek olarak geçiyorlardı. Gençlere yaptıkları hataları –hiç pişmanlık duymadan- anlatıyorlardı “Gülün Solduğu Akşam”da. Kendilerini halklarına adayan bu gençler devrimci olarak dolaştıkları yerlerde isyancı damgası yiyorlardı. Acı, açlık, ölüm duygusu nedir? Hepsini yaşamışlardı.

İşkence ne denli feci ve bir o kadar da etkili bir yaptırım ya da “onlar”ın deyimiyle bir operasyon. İşkence yaptıranlar acaba bir kez olsun işkenceye maruz kalsalar, ne durumda olabileceklerini taahül etmişler midir? İşkence yapanların suçu, işkence yaptıranlara oranla nedir? İşte bu tartışılmaz bir tartışma konusudur.

İdam ne kadar gayri-adil bir ceza! Geride bıraktığın yaşlı gözlere hiç acımıyor musun be idam? İnsanlık gururları için intihara seni tercih etmemişler miydi bu insanlar! Bereket gerçekleştiremediler yoksa rezilliğini sen tahmin et! “Devrimci kişiliklerine gölge düşürmemek için bir yiğit gibi ölmek istemişlerdi”.

Peki suçlu mu idiler? Bunu infazda bulunan bir albay şöyle anlatmıştı: “Bu çocukların suçu %50’ yi geçmez, %150 suçlu olanlar onları bu duruma itenlerdir!”

Onlar çarpık düzeni, çarpık yöntemlerle değiştirmek isteyen kararlı, inançlı ve fedakar gençlerdi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok garip geldi,^^ Onlar çarpık düzeni çarpık yöntemlerle değiştirmek isteyen kararlı,fedakar ve inançlı gençlerdi^^demişsiniz.Kaç genç var onlar gibi?Onlar bu inançlarının bedellerini canları ile ödediler. Asıl onlara bunu yapanlar suçludur.O zamanın şartlarına uymuşlar şimdiki zamanda olsalar nasıl olurlardı bilemiyorum.Saygı ve sevgi ile anıyorum.Doğru bildiklerini yaptılar.Keşke sayıca fazla olsaydılar ve yaşasaydılar.

Tülay EKER 
 22.06.2012 18:01
Cevap :
Geçmişi günümüzden yargılamak gerçekçi değil. Umarım Yeni Deniz Gezmişleri bu sefer güncel tartışırız... Saygılar, ANIL...  24.06.2012 4:55
 

Yorumunuzu şimdi okudum Anıl Bey ne yaptılar ki doğru bulmuyorsunuz !?

Tülay EKER 
 21.06.2012 18:25
Cevap :
Adam kaçırma, Silah taşıma gibi gereksiz ve suç unsuru taşıyan davranış ve eylemler...  22.06.2012 5:28
 

Bence kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunun hiç bir öenemi yok. Bence gençler, tüm iyi niyetlerine rağmen hatalıydılar. Çünkü onlara yol-yordam öğretilmedi. Biz de bu ülke için hassas düşünen insanlardanız ancak bunu gerçekleştirmek için her şeyin sırasını bekliyoruz. İnsanlar deli çağında çokçana duygularıyla yaşıyorlar. Oysa hayat duygular üzerine değil, gerçekler(facts) üzerine kuruludur. Onları rahmetle anarken, yaptıklarını yine de doğru bulmuyorum...

ERIC VAN BUYTEN 
 19.06.2012 7:17
 

"Gülünün solduğu akşam" Öfkeyle, acıyla okuduğum şimdide Erdal Öz'e saygıyla tekrar anımsattığınız önemli kitaplardan birisi sadece, Üç fidan; adını anımsayamadığımız 12 eylül canavarının yuttuğu pek çok fidanın da lideriydiler. O tarihta gençlerin beyin güçleri, vatan sevgileri, millet ve aydınlık gelecek özlemleriyle bedenlerinin büyüklüğünü aşmış durumdaydı. Bu gücü doğru yönlendirip güzel bir geleceğe taşımak yerine ülkeyi, bu günlere taşıdılar. Sağolun paylaşım için Anıl bey aydınlık günler dilerim.

Cemile Torun 
 18.06.2012 21:26
Cevap :
Ben teşekkür ederim...  18.06.2012 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1641
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster