Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1541
 

"Güz sancısı" filmin adı

"Güz sancısı" filmin adı
 

Yeni bir film.
"Güz Sancısı"
6-7 Eylül olaylarını anlatan bir film.
Filmi izlemedim henüz.
Ama yorumları hakkında bir takım fikirler edinebilmiş durumdayım.
Kuşkusuz 6-7 Eylül olayları deyince ilk aklımıza gelen 1955 yılının 6 ve 7 Eylül’ü aklımıza gelir.
Ve yakın tarihimizin yüz kızartıcı bir olayı bu topraklarda yaşanır.

6-7 Eylül 1955 olaylarını irdelediğimizde kendimizle ancak utanacağımız somut bir gerçekle karşılaşırız.
Bilindiği gibi 6 ve 7 Eylül 1955 olayları azınlıklara karşı girişilmiş bir yağma harekâtıdır.
Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evin bombalandığı asparagas haberine istinaden, başta Rumlar olmak üzere, İstanbul’da yaşayan azınlıklara karşı patlak veren şiddet olaylarının adıdır 6 ve 7 Eylül olayları.

6-7 Eylül olaylarının patlak vermesinin baş müsebbibi İstanbul Expres Gazetesidir.
Gökşin Sipahioğlu o yıllarda gazetenin yazı işleri müdürüdür.
Ve yayınlamış olduğu asparagas haber sonrasında 6 – 7 Eylül olaylarının ortaya çıkmasını planlamakla suçlanmıştır.
Olaylar 6 Eylül akşamı başlamış ve tam 9 saat sürmüş.
Bilançosu hayli ağır olan 6-7 Eylül olaylarında başta iki Ortodoks papaz olmak üzere, 16 Rum ve 1 Ermeni vatandaş yaşamını yitirmiş, 32 Rum vatandaş ise yaralanmıştır.
4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır.
Ekonomik zarar, Türk Hükümeti'ne göre 69, 5 milyon Türk Lirası, İngiliz diplomatik kaynaklarına göre 100 milyon İngiliz Sterlini, Dünya Kiliseler Birliği'ne göre 150 milyon Amerikan Doları, Yunan Hükümeti'ne göre ise 500 milyon Amerikan Doları olarak hesaplanmıştır.
Demokrat Parti saldırılarda zarara uğrayıp tescil ettirenlere 60 milyon Türk Lirası tutarında ödeme yapmıştır.

Kaba milliyetçilik anlayışının nasıl kullanıldığını ve nasıl bir sonuca ve felakete neden olduğunun en somut örneğidir 6-7 Eylül olayları.
İşte “Güz Sancısı” filmi bu konuyu, yani 6-7 Eylül olaylarını işliyor.
Son günlerde yakın tarihimizle ilgili bir çok tartışmanın ışığında 6-7 Eylül olayları da bu filmle beraber ciddi anlamda tartışılacak ve ciddi anlamda da gürültü koparacağı kesin gibi.
Filme yönelik eleştirilerde öne çıkan noktalar dekorlarının mükemmelliği, kıyafetlerin seçimi, nefes kesen bir ikinci yarının ortaya çıkması titiz bir çalışma yapıldığına dair yargıların ortaya çıkmasına neden olmuş.

Bir izleyici şöyle diyor.
“Filmin sonunda göz yaşlarımı tutamadım.”

“Güz Sancısı” Yılmaz Karakoyunlu’nun eserinden sinemaya uyarlanmış.
Ve o dönemleri bizatihi yaşamış bir isim eserin yaratıcısı.
Filmi Tomris Giritlioğlu yönetmiş.
Daha önce bu ikiliyi başka bir çalışmada daha izlemiştik.
“Salkım Hanımın Taneleri” isimli filmdi bu ikiliyi bir araya getiren.
Yine eserin sahibi Yılmaz Karakoyunlu idi ve filmin yönetmenliğini Tomris Giritlioğlu yapıyordu.
Bilindiği gibi “Salkım Hanımın Taneleri” isimli filminde ana konusu, yine azınlıklara karşı uygulanan saldırılardan birisi olan Varlık Vergisiydi.
Vergiyi ödeyemeyen azınlık vatandaşlarının Aşkale’ye sürgün edilmesini konu alıyordu.
“Güz Sancısı” filminin başlıca rollerini Murat Yıldırım, Beren Saat, Belçim Bilgin Erdoğan, Tuncel Kurtiz ve Umut Kurt paylaşıyor.

Geriye dönüp de baktığımızda yakın tarihimizde ne de çok yüzümüzü kızartacak olaylar yaşanmış.
Kaba milliyetçilik tanımlarına denk düşen bu yüz kızartıcı olayların izleri ve etkileri günümüze kadar derin bir şekilde sürmüş.
Sürmeyede devam ediyor.

En kısa zamanda “Güz Sancısı” filmini izleyeceğim.
Başım önde eğik bir şekilde.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Filmi izledim. Etkilenmemek mümkün değil. Anlaşılıyor ki halkı ayaklandırmak kolay ama sonuçları yüklenmek çok zor. Çekimler ve oyuncular çok başarılı. Konu ilk kez işlendiği için bir filmde daha geniş tutulmalıydı diye düşünüyorum. Saygılarımla...

Sema GÜZEL 
 27.01.2009 16:34
Cevap :
Sema hanım kuşkusuz bu gibi konuların filmlere aktarılması yerinde oluyor ve ortaya son derece kaliteli yapımlar çkıyor. Sizinde dediğiniz gibi konu uzun tutulmalıydı. Bu gibi konuların bir kaç saatlik bir filmle anlatmak zor oluyor.  28.01.2009 4:22
 

Daha sonraları sizin anlattığınız biçimde olayların geliştiğini, duyduk, okuduk, dinledik. Neyin ne kadar doğru olduğundan ben hâlâ emin değilim. Topluluk psikolojisinde kalabalıkların aklı, mantığı, şuuru olmaz. Bu bir gerçek. Ama o toplulukların oluşmasını sağlayanlar, bunu ya bilinçli yaparlar, ya da ahmaklıklarından. 600 yılık Osmanlı döneminde devletin tebaası arasında dine ve ırka dayalı bir çatışma yaşanmış mıdır bilemiyorum. Genellikle dünyada pek çokülkeden daha hoşgörülü bir ortam olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda neden böyle bir olay yaşanmıştır, sorusu bunun kendiliğinden olmadığı gibi bir şüphe uyandırıyor bende. Keşke önleyebilseydik, hiç olmasaydı elbette. Bunun yanlış olduğunu farkeden ve teslim eden kişiler olarak bu yüzden bugün sizin ve benim başımızı öne eğmemiz gerekmez herhalde.. Bana kalırsa asıl suçlu ve başını öne eğmesi gerekenlerse hâlâ benzeri olaylar tezgahlamakla meşguller. Bilmem katılır mısınız? Selam ve saygılarımla...

Ahmet YILMAZ 
 27.01.2009 10:18
Cevap :
Bu yaşanan olayları ben de babamdan dinlemiştim Ahmet bey. O yıllarda kendisi Karaköy Perşembe Pazarında çalışıyormuş.. Hemen hemen bütün çevresi Ermeni, Yahudi ve Rumlardan. Sık sık dinlemişimdir babamdan bu olayları. Katkınız için teşekkür ederim.  28.01.2009 4:21
 

6-7 olaylarında ben 5-6 yaşlarında bir çocuktum. Hem de Şişhaneden Galata kulesine giden caddede oturuyorduk. Yani azınlıkların yoğun olduğu bir mahallede. Üstelik o akşam evde babam da yoktu. Gece yarısı sokaktan gelen gürültülerle uyandık. Ellerindeki demir sopalarla dükkanları, vitrinleri, camları indiren şuursuz bir kalabalık vardı. Sadece bizim oturduğumuz apartmanda 4 Türk ailesi vardı. Bir yanımızda yahudi bir yanımızda Ermeni, karşımızda hep Rum aileler otururdu. Hemen bütün evlerde koruma kalkanı olarak Türk bayrağı asıldı. Bayrak as(a)mayan tek apartman bizdik. Çünkü bayrağımız yoktu. Bunun ne kadar büyük bir tehlike olduğunu elbette o zaman anlamamıştım. Şimdi düşünüyorum da bizi Allah korumuş. Yalnız bizim en alt katta oturanların bir büfeleri vardı. O saatte sanki tek açık dükkan oydu. Gelene gidene meşrubat vs ikram ediyordu. Herhalde bizim apartmanın durumunu kurtaran da oydu sanırım. Ben olayların ne o günkü, ne daha sonraki siyasi boyutunu tabii ki hatırlamıyorum.

Ahmet YILMAZ 
 27.01.2009 10:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1120
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster