Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
819
 

"Hadise" yaratan köleler.

"Hadise" yaratan köleler.
 

Köle kızımız Hadise


Televizyonda Diyarbakır hadisesi:

Hani şu “Dağdan mı geldiniz? Diyarbakır’dan mı geldiniz?” diyen Hanım sanatçı bozuntumuzun adı neydi? Bir sürü sansasyon yarattı, o ırkçılıkla, bölücülükle eşdeğerli tutumundan dolayı. Neyse unuttum adını. Kafası anca o kadar çalışan, şehirli cici bir kızımız. Diyarbakır ayağa kalkınca çark etti, özür diledi.

MB’de köle hadisesi!

Şu bizim Hadise amma hadise yarattı ama. Şu “bizim” Hadise derken, bizim kelimesinin altını çiziyorum. Avrupalı Türk’lerin Belçikalı köle Hadise’den söz ediyorum, Türkiye’ nin ilkokulu bitirememiş, kuran kurslarına gönderilmiş, Sivas'lı Hadise Bacımızdan söz etmiyorum.

Nasıl ama? Ya köle, ya tarikatçı, türbanlı, kör cahil!

Nasıl da kategorize ediliyor insanlarımız!

Yazının Sivaslı Bacımız kısmını, İç Anadolulu yazarlarımızın değerlendirmesini ümit ediyorum.


Ben Avrupa'lı “KÖLELER” den söz etmek istiyorum!
Avrupa'ya köle gibi getirildiğimiz kısmen doğrudur, fakat burada köle olarak kaldığımızı varsaymak büyük bir gaflettir!!!

"İstisna yüzdelernin de altında olan istisnaların dışında Avrupa’da hiçbir sosyal veya ekonomik kariyer yapamayan (biz) kölelerden" söz eden bir yazarımızın, bu cümleyi sarf ederken; yazarlarımızı, şairlerimizi, ressamlarımızı, tiyatrocularımızı, aktristlerimizi, rockçularımızı, popçularımızı, topçularımızı, piyanistlerimizi, opera sanatçılarımızı, dansçılarımızı, gazetecilerimizi, ekonomistlerimizi, doktorlarımızı, profeösörlerimizi, bilimadamlarımızı, polislerimizi yıldızlı aşçılarımızı, siyasilerimizi hele hele Alman ekonomisiyle Türk ekonomisine, hiç de küçümsenmeyecek derecede katkı sağlayan ticaret adamlarımızı ve yıllarca Türkiye’nin önemli döviz kaynağı gözüyle bakılan işçilerimizi (kölelerimizi) istisnadan saymış anlaşılan.

Birkaç yazımda Avrupa'da ve Türkiye'de gurbetçiler tarafından yapılan, kurulan işyerlerin, apartmanların, Otellerin, sosyal faaliyet gösteren derneklerin, tiyatroların vb. ne zor şartlar altında, hangi özverilerle kurulduğundan söz ettim. Sadece Almanya'da yaşayan Türkler'in kurdukları müesseselerinde çalışan Alman işçi sayısını dikkate almamız kâfi bu talihsiz tabirin ne kadar yersiz olduğunu anlamamız için.


Avrupa’da yaşayan 2, 5 milyon insanı bir taraktan geçirmek, tüm Diyarbakırlılara dağlı demekten farklı mıdır?

Avrupalı Türkler’in hakkında sıkça yazıyorum! Kolay değildir, iki kültür arasında sıkışıp kalmak. Avrupa’da yabancı, Türkiye’de Alamancı olmak kolay değildir. Hele hele bu şartlar altında içinden binlerce kariyer yapmış insanı çıkarabilmek çok daha zordur! Takdire layıktır! Bu ikilemi ancak yaşayan bilir ki, ben bunu en ince ayrıntısına kadar yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Bu yazdığım yazıların hiç birinde, ne bazı yazar ve yorumcular gibi 2, 5 milyon insanı köle olarak niteledim ne de havalanmış, geldikleri yeri inkâr etmiş krallar olarak tabir ettim. Bu toplumun ( Avrupalı Türkler ) bir ferdi olarak onca uyum sorunuyla mücaadele ettiğim halde, böyle bir davranışta bulunma cüretini göstermedim.

Yazıyı öneren editörümüzü tebrik ediyorum! Aksi halde dikkatimi çekmeyecekti bu talihi kara yazı.
Editörlük zor iş kabul ediyorum ama ne olur seçtiğimiz yazılarda bir toplumun rencide edilmemesine özen gösterelim.

Blog yazarımızın konuyu iyi niyetle ele aldığını düşünmek istedim ama beceremedim. İçime sindiremedim bir türlü. Hele yazıya yapılan bazı yorumlar var ki? Ben yazıyı değil, o yorumları alıp duvarıma asmaya karar verdim. Tanıştığımıza memnun oldum efendim!!!

Bu kez Berlin’den sukut'u hayale uğradığımı bildiriyorum


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eminim okuyanlar vardır, lütfen ne hissettiklerini yazsınlar. Niyeyse "yabancılar" yazınca daha bir inanılır olur ya.. Çok uzun zaman olmuş gibi oysa daha dün yaşandı Almanya'ya giden işçi kuyrukları değil mi? Şimdi olmayışı memleketimde her şey iyi gidiyor anlamında değil tabi. "Türk Telekom" desem, ironi yeterince vurgulanmış olur mu?:) Ve kızlarımız.. değil üçüncü şık, "insanca" yaşayabilecekleri, kendi istedikleri gibi geleceklerini belirleyebildikleri üçüncü, dördüncü, beşinci...... şıkları olmalı onların. Memleketimizde veya yurt dışında, evlatlarımızın şansları bol, bahtları açık olsun her daim! Sevgiler, aydınlık şehrimden yansıyan maviyle.

derinmavi.. 
 08.02.2009 21:38
 

Yazdıklarınızdaki "keyifli" kısmı okurken bir yandan da, özellikle "köle"kelimesiyle geçmişe gittim. Siyah ve beyazın yanyana oluşu gibi zıt duygularda gezindim. Çocukluğumda yengemin, teyzemin Almanya'ya gidişini... onların izinden geldiklerinde memleketimizi "beğenmeyen" hallerini ama bir yandan da "yorulmuşluklarını" "ezilmişliklerini", özellikle siyah ve beyaz kadar farklı iki kültür, iki yaşam arasında ezilmelerini anımsadım. Aslında "Çok az paraya çalışıyorlar, Almanların yapmadıkları işleri yapıyorlar ama o para, memleketlerinde değer kazandığı için, çok para kazanmış gibi oluyorlar." diye konuşulduğunu anımsıyorum. En çok da çocukların "şaşırdığına" şahit olduk; Almancı diye bir deyim oluştu ve özellikle Almanya'da yetişen çocukları hemen tanır olduk. Garipsedik... Onlar ne bedeller ödedi kimbilir... Bilenler romanlarını yazdı aslında. Bir tanesini anımsıyorum ama okumadım. Eminimiçim elvermemiştir, ondan okumamışımdır. Hani bir Alman yazar yazmıştı: En Alttakile

derinmavi.. 
 08.02.2009 21:36
 

Yıllarca kız kardeşimle bu yarışmayı izleyip, sonucunda boynumunuz bükük ve uykusuz kalmışızdır. Sertab Erener'le yüzümüz güldüğünde ise maalesef birlikte değildik. Yıllardır bu yarışmayı izleyen biri olarak diyeceğim o ki, bence; değil bizim en güzel şarkımız, en sahneye yakışan kızımız, şarkıyı en güzel söyleyen... en, en, en... yıllardır süregelen bu yarışmadaki "en"lerin hepsini hak ediyor. Önceleri "Türkçe" diye tuttururdum, "değiştim ve geliştim"; şart değil. Şarkıyı ilk dinlediğimde dedim ki işte budur! Çakma bile olsa ki bu tanımlamayı da ilk oğluşumdan duymuştum, önemli değil. Hem neden yaşı küçük diye çakma olsun, o sade pantolonu, tişörtüyle, o kıvrak oyunuyla ve şarkıya ve sahneye hakimiyetiyle müthişti Hadise, müthiş! Sanki bu şarkıyı yıllardır okuyordu. Bu yüzden diyorum ki, toplaşan dünyada bütün ülkelerden hem de tam puan:12 alarak birinci olmayı hakediyor. Sevgiler önce Hadise'ye:) aydınlık şehrimin mavileriyle, sonra size:)

derinmavi.. 
 08.02.2009 21:30
 

Hatta kendi memleketinde başarılı olanları bir yana bırakacak kadar. Ama başarı kazanamayanlar için de hep üzülmüştür. Çünkü nerede olurlarsa olsunlar her zaman onlar bizim evladımızdır. Ve bilirsiniz ki bizim için en değerli varlığımız evlatlarımızdır. Sevgi ve saygılarımla. Aydınlık şehrimden yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 08.02.2009 21:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 1031
Toplam mesaj
: 141
Ort. okunma sayısı
: 1792
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Almanya'da doğdum. Haylaz bir öğrenciydim. 16 yaşımdan beri ticaretle ilgileniyorum. Şu anda büyük b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster