Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '10

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
722
 

"Halife"lik sıfatına layık bulunan insanlığın,yerküreye ve hayvan nesline yaptıkları...

"Halife"lik sıfatına layık bulunan insanlığın,yerküreye ve hayvan nesline yaptıkları...
 

Beton bloklarımızla,trafik terörümüzle,daha çok kar elde etme mentalitemizle,öylesine yayıldık ki !.


"Halife olma" misyonu, ataların deneyimlerinden süzülüp, özetlenerek gelen ve insanı insan yapan tüm etik ve moral değerlerle kişinin benliğini, davranışlarını ve yaşamın kendisini donatmasını, her türlü zaaf ve zarar verici edimden uzaklaşarak, merhametin ve şefkatin güçlü ince örtüsüyle, kendisinden daha zayıf ve güçsüz konumdaki bütün varlıklara karşı koruyucu olmasını gerektirir, kabaca tanımlarsak... Oysa ki;

İnsanı insan yapan bütün değerlerin tepetaklak olduğu günümüzde, insanın insana verdiği zararlardan başka, binlerce hayvan ve bitki türünü neredeyse yok oluş eşiğine getirmiş bulunuyoruz, temel ayıraçın para olduğu, utanılası insan yaşamımızda..

Genel bir sessizlikle geçiştiriliyor, nadiren haber konusu olabilen-nesli tükenen hayvanlar ve bitkiler.. Toprağın, rüzgarı-yağmuru, bitki örtüsü ve hayvan nüfusuyla, var olan ekolojik dengeyi esas alarak, bu dengeye hiç bir zarar verici edimde bulunmadan ve dahi diğer tüm canlı türlerine merhametimiz koruyucu şemsiye olarak yaşamlarını desteklerken, insanın ihtiyaçları karşılanabilecekken, bilakis, tüm yaşam formları yok sayılarak ve dahi yok edilerek, insanın temel ve lüks ihtiyaçları karşılanıyor. Karşılanırken de, temel amacın daima daha çok para kazanmak, daha çok kar elde etmek olması, tüm diğer söylemlerine rağmen insanoğlu ve kızının artık paraya tapar hale geldiğinin kanıtıdır. Sistematik -kapital'i temel alan-, artık müdahale edilebilir olmaktan uzaklaşmıştır kanımca.İyileştirilebilir, yerküreyi ve üstünde yaşayan tüm canlıların doğal alanları tahrip edilmeden, insanın ihtiyaçları karşılanabilir, paranın amaç değil de ikinci-üçüncü derece önemde bir araç haline getirilebilir olma potansiyeli artık yitirilmiştir.Çünkü, Kapitalist global entegrasyonun, gezegenin üzerinde açtığı fiziksel tahribatlar iyileştirilebilir olmaktan uzaklaşmıştır artık...Kendisini bu gerçekliğe ait görmeyenler, diğer yaşam formlarının akut ya da tedrici bir şekilde yok edilişlerine sessiz kalmaları ile soykırımın bir parçası olmaktadırlar.Sessiz kalmak ta onaylamaktır çünkü...

Hayvan nüfusunun doğal ortamlarını işgal eyleyip, hızla yayılarak, ağaçları kesip, beton blokları inşa ederek, bir de trafik terör ağıyla da örüp kuşatarak, adını "modern yaşam-gelişme" koyduğumuzda, kendi traji-komik sonumuzu da getirmekteyiz, yer-küreyle birlikte..Yayılmacı beton-asfalt yaşamımızda yok olan hayvanlardan pek haberimiz olmazken, kalan canlılar da, ya av konusu olup keyfi sebeblerden öldürülmekte, ya küçücük kafeslerde deneylerde kobay olmakta ya da doğal ortamlarından yaka-paça sökülüp alınarak, küçücük kafeslere tıkıştırılıp, telef olunası koşullarda ülkeler arası nakilleri yapılarak, hayatta kalabilenleri satılmaktadır, 'meraklılarına'... Amaç para'dır yine... Bir haber-belgesel'de izlemiştim;"yaklaşık iki yıl öncesi, özellikle Uzak-Doğu'dan ve sonra Afrika'dan (Maymun, Şempanze, Aslan, Çita vd hayvan türleri) doğal ortamlarında annelerinin koynunda uyurlarken, bir kaç dolar için, anneleri ve hatta tüm sürü, uzun menzilli silahlarla vurulup, öldürülerek, yavrular hoyratça yakalanıp, 10cm'lik bir kafese 20 tane Şempanze yavrusu doldurmak biçiminde, telef edici şartlarda, tıka basa doldurulan hayvan yavruları, başka ülkelere, meraklısına-"hayvanseverlere" satılması için naklediyorlardı".. En büyük hatalarımızdan biri, onların hiçbir şey hissetmediklerini sanmamız.. Bir küçük nakil gemisi yakalanmıştı.İçinde, bu tip kafeslerden 15-20 tane vardı. Küçücük bir kafesten, çıkan 20 tane maymun türü yavrusunun yaşadığı dehşeti görmeliydiniz.O dehşet de okunuyordu annelerinin, sürünün nasıl yok edildiği..."Halife" sıfatının layık görüldüğü insanoğluydu, bu kıyımı yapanlar....

Ülkemiz koşullarında da, toprağa ve üzerinde yaşayan diğer canlı türlerine yaklaşım çok ta farklı değildir. Hayvan ticareti halen ahlaki açıdan dahi hiçbir sorgulamaya gerek görülmeksizin yapılmakta..Hayvan türü bizden daha özgür ruhlu iken, salt para için küçücük kafesler, kafesler... Çeşitli sitelerde okuyorum, "anne altından bebeler satılık" diye...Rezil insanlık !! Yavrusunu kaybeden bir kedi veya köpeğin acı çekmediğini-bir şey hissetmediğini mi sanıyorsunuz ? Yanılıyorsunuz.. Hemen unutur mu sandınız, yine yanıldınız.. Yapay-sentetik değil, gerçek acı'dır. Bir de, dinsel alana girdiği için görmemezliğe gelemeyeceğim "kurban etme" vakaları var ki...Yapılış biçimiyle, bütün kutsal öğelerini yitiren ve trajik bir katliam görüntüsüne bürünen "kurban etme" süreçleri..Tüm yaşam formlarının yaşama hakkı kutsaldır, salt insanın ki değil..Kurban edilecek hayvanın, ürkütülüp-korkutulmadan, özenle davranarak ve mümkün olan en acısız ve hijyenik formlarda kesim işleminin yapılması, "kurban etme" yi salık veren dinin dahi gerekli kıldığı hususlar iken, ülkemde bu süreç, sürekli kendini tekrar eden, acımasız kıyım şeklinde kendini göstermekte maalesef..Korkutulduğu için, kaçmaya çalışan hayvanların, balta ve keserlerle vurula vurula öldürülmesi, üstüne de hiç gocunmadan, fakirlere dağıtımı gözetilmeden, afiyetle yenmesi gibi..Bunları yapanlar da, "Halife" sıfatlı insanoğlu yine...Herkes böyle yapıyor demiyorum.Tanık olduğum(Tv, sokaklar..) bu tip kıyımlardan, ben kul olarak razı değilim..Takdir İlahi'nindir elbet, ancak Sosyal Devlet, varlık gereği olarak, bu durumların böyle hoyratça tekrarlanmaması için gereken düzenlemeleri ve önlemleri acilen almalıdır, diyorum...

Ve bir de, sahipsiz sokak hayvanlarını anlatayım. Beton binalar ve arabaların hızla aktığı trafikle kuşatılmış bir halde, aç-susuz, permeperişan durumdaki sokak hayvanları... Bu koşullarda yaşamaya çalışmaları yetmezmiş gibi bir de, "insan taklitleri" diye adlandırdığım, sadist-kendinden güçsüzü bulduğunda hele de başında herhangi bir kontrol mekanizması yoksa, her türlü suistimali uygulayabilen sistem tortuları-insansılardan saklanmaya çalışan hayvancıklar..., hunharca zulüm uygulayan insan bozuntusu kişilerce, her türlü eziyete maruz kalan hayvancıklar...

İnsan-hayvan tüm canlıların özlerine uygun bir yaşam sürebilmesi için, barınma, güvenlik gibi fiziksel ve diğer ihtiyaçlarını en makul normlarda, güvenlik içinde karşılanmasıyla yükümlü olan, insanların kurdukları yönetim birimleri-iktidarlar, hayvan ve bitki örtüsünü korumakla mükellef oldukları halde, gezegenimizin gelmiş olduğu nokta, bu konuda geri döndürülemez nitelikte tahribatlara izin verildiğini zaten haykırarak anlatmaktadır, sağır kulaklara ve kör gözlere... Ülkemiz pratiğinde, hiç mi tanık olmadınız, ? yerel yönetimlerce sorun yok görüntüsünü sağlamak için zehirli et yedirilerek öldürülen hayvan mazlumlara...İnsanlarımız mı ?? Yazın sıcağında kapısının önüne bırakın bir tas su koymayı, bilakis israflıca tükettiği besinlerin birazını paylaşmayı da düşünmez "..İsraf içindeyken, ancak bozulduğunda atılır çöpe, fazla gıdalar..Bahçeye atılan ekmeklere gelen kuşlara bile öfkelenir sevgili halkım, çünkü "kuşların sayısı artınca balkonları kirlenebilirmiş, çöplüğün orada kuşlara ekmek vermek daha doğruymuş"... Tövbe... tövbe... tövbe.. Sizler de, bu tip örneklerle karşılaştığınızda, insanlığınızdan utanasınız geliyor, o ana kadar farketmediyseniz aç bir sokak hayvanını, merhametin iyileştirici sıcaklığı ile, bir tas suyu ve yiyeceğinizi artık paylaşasınız gelmiyor mu ??

İnsan türünün , diğer canlı türleri ve yerküremiz üzerindeki yıkıcı-faşizan etkisini anlatmaya devam edeceğim.Saygılarımla

Son not: Yılın bu zamanları, karıncaların yuvalarını toprak yüzeyine açtıkları ve yiyecek toplama vd.işleri için yerin üstüne çıkma zamanları...Yürüdüğünüz yolda, minik minik tümsekler ile kendini belli eder daha çok karınca yuvaları...Olağanüstü bir işbölümü ve paylaşımla , uzun bir emek harcayarak, yuva içindeki minik kum ve taşların yine olağanüstü geometrik bir dizaynda yuva dışına çıkarılıp yerleştirilmesi ile oluşan o tümsekleri, kendi nefsi ihtiyaçları dışında herşeye körleşmiş bir insanın attığı bir adımla saniyeler içinde yıkılıp-ezilip, onca emeğin tuzla buz edilmesi ve arada yüzlerce karıncanın ezilmesi de, sessiz bir katliam değil midir ??.. Lütfen, yürüyüşlerinizde attığınız adımlara dikkat edin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Handan Demiralp bu konuya ilk dikkat çekmeme sebep olan bir duyarlı insan, bir gönüllüdür. Gözümden kaçmış olabilir ancak bu sayfalarda da aynı konuyla ilgilenen şimdilik bir tek sizi gördüm. Bu kadar titizlikle ilgilenen.. Ne yazık ki köpeklere bile tecavüz edildiği bir ülkede yaşıyoruz. Of ki ne of..

Baver Ergun 
 24.04.2010 1:18
Cevap :
Hiç bir edim yanıtsız kalmayacaktır... Bu dünya sınav dünyasıdır.İnsan ne denli yükselebilme potansiyeli varsa,o denli de aşağılara düşme potansiyeli olan bir yaratık...Çoğu insan sınav arenasında,düşüş eğiliminde...Çoğunluğun tercihleri de "normal olan"/ "olması gereken" olarak kabul edilegelmiştir genellikle.. Farkındalığımız,dikkatimiz,tüm bu gerçekleri kapsamalı,attığımız her adımda..Belki ancak böylelikle,Halifelik sıfatını haketmeye doğru bir parça yaklaşabiliriz...  26.04.2010 4:18
 

ama hepsinde anlamlı cümleler var. Satır satır da okudum. Gayet de güzel. Ezber dışı, kalıplar dışı cümleler. Beğendim..

Baver Ergun 
 20.04.2010 23:08
Cevap :
Olumlayıcı ve yapıcı eleştiriniz için teşekkür ederim.  21.04.2010 2:13
 

Çok faydalı bir yazı. Çevreyi bencil gösteriş budalalıkları için sömürenleri utandırmalıyız. Paylaştığın için teşekkürler.

Muharrem Soyek 
 20.04.2010 16:56
 

Sevgili Goncagül Çoban;içim sızladı okurken... Kötülükler zamanındayız. Canlılar kardeştir... Hayvanlara kıyım kıyım kıyılıyor; dünyayı canlılara zindan ettiler. Sonuçta herkes acı çekecek... İnsani duygularla ördüğünüz bu yazınız, yüreği sevgi ile dolu olanları çok mutlu etmiştir. Ben çok mutlu oldum... Tüm canlıları sevmek, korumak, yaşatmak, çoğaltmak; doğal ortamlara zarar vermemek insanım diyen herkesin görevidir. Selam, sevgi ve hürmetlerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 08.04.2010 19:45
Cevap :
Saygıdeğer öğretmenim,yüzyıllardır hayvan ve bitki türüne karşı,insanlığın yapıp ettiklerinin çok küçük bir parçası idi sunduğum.Tek bir kişide bile,vicdan ve merhamet kapısını açabilirse yazdıklarım,yine de amacına ulaşmış sayarım.Destekleyici yorumunuz için teşekkür eder,yıllar yılı eğitim adına ve insanlık için harcadığınız efor hakkı için saygılarımı sunarım...Naçizane..  09.04.2010 4:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 23.01.10
 
 

1969 doğumluyum. İÜ.Arkeoloji ve Sanat Tarihi ABD, Protohistorya ve Ön-Asya Arkeolojisi bölümünde li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster