Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
829
 

’Hayatımda çok gürültülü bir bando kirp diye sustu’’

’Hayatımda çok gürültülü bir bando kirp diye sustu’’
 

Gece yarısı ev telefonum çalıyor. Uyur uyanık bir durumda panikle fırlıyorum yataktan. Bu saatte beni arayan kimse olmaz, kim olabilir diye düşünürken açıyorum telefonu. Karşımdaki heyecanlı bir sesle,

-Leyli uyan, çayı koy, taksiye atlayıp sana geliyorum. Seninle konuşmam lazım’’diyor.

-Hay Allah ne oldu be ya’’ diyorum, lafı ağzıma tıkıyor.

-Gelince anlatacağım işte. Tamam mı?

-Tamam canım deyip kapatıyorum telefonu. Mutfağa gidip çay suyu koyuyorum. On dakikaya kadar burada olur. Ama ne oldu da bu kıza gece gece yola düştü. Merakla bekliyorum Aygül’ü.

Aygül, üniversiteden yurt arkadaşım. Aynı odada iki yıl kaldık. Kendi halinde, sevecen, kibar, mütevazi, dedikodu bilmez, kimseyle tartışmaz halim selim bir kızdı. Ben evlenip başka kentte yaşamaya başlayınca görüşemedik uzun süre. Ama ben geri dönünce araya hiç yıllar, yollar, uzaklıklar girmemiş gibi bıraktığımız yerden başladı yine dostluğumuz, dert ortaklığımız. Problemli bir evliliği vardı. Eşi onu aldatıyordu ve boşanmak istiyordu. Aygül ise ısrarla devam etmek istiyordu. İnanamıyordu aldatıldığına. Neyse sonunda boşandılar ve nerdeyse iki yıldır yalnız yaşıyor.

Kapı zili çalıyor, Aygül geldi. Açıyorum kapıyı , gözleri ışıl ışıl, yüzünde gülümseme.

-Çayı koydun mu ? diyor ayakkabılarını çıkartırken.

-Evet, dur unutmadan demleyeyim. Sende hemen anlatmaya başla istersen beni delirtmeden.

-Merak etme, kötü bir şey yok. Aksine çok güzel, olağanüstü güzel şeyler oluyor hayatımda, deyip başlıyor anlatmaya.

‘’Hayatımda çok gürültülü bir bando kirp diye sustu’’

-Of Aygül, bilmece gibi konuşma da şunu doğru düzgün anlat.

-Peki peki, tamam.Erdinç geldi.

-Aaa, şu üniversitedeki çocuk Erdinç , öylemi . Aaa inanamıyorum! Tam evleneceğinizi beklerken ortadan kaybolan Erdinç?

-Evet; Perşembe günü, sabah 5’te kapımın zili çaldı. Saat zili diye fırladım. Ama fark ettim ki ısrarla kapı zili çalıyor. O şaşkınlıkla;

–Kim o? Demeden açtım kapıyı. Tabi donakaldım. Bir şeyler söylemek istiyorum, hiçbir sözcük dilime dökülmüyor. Gözyaşlarım boşalınca anlaşılır, anlaşılmaz bir sesle,

-Neden? dedim.

-Neden sensin… Ağacın geldi, tırmanmayacak mısın? Dedi. Bir adım attı içeri, kapıyı usulca kapattı. Sıçradım atladım boynuna. Döndük döndük salonun ortasında. Sonra oturduk, uzun uzun gözlerime baktı, bakıştık. Tutamadım kendimi ağladım sessizce, göğsüne bastırdı yüzümü, saçlarımı kokladı, kokladım onu. Yüzümü avuçlarına bıraktım, gene ürkek gene çekingen dolaştı parmakları yüzümde, gözlerimde, saçlarımda. Sanki ellerinde çok değerli bir şey varmışta , kırılacak diye korkusundan usulca dokunuyordu bana. Çok değişmemişsin dedi. Halâ gözlerin pırıl pırıl, çevresindeki birkaç kırışıklık ise yakışmış yüzüne. Ay gülüm, ay yüzlüm çok güzelsin, çok güzelsin dedi.

Hani sabah denize girersin ya, ne çevrede insan olur ne denizde tek kıpırtı ve su pırıl pırıl. Kendini bıraksan bile deniz seni dibe çekmez, ağır kulaçlarının sesini duyarsın sadece. Aynı öyleydi durumum. Biz onunla hep konuşmadan anlaştık. Ne istediğimi, neleri sevdiğimi, ne zaman mutsuz olacağımı, nelerle mutlu olacağımı hep ben söylemeden anlamıştır, gene öyleydi. Sonsuz bir güven vardı aramızda. Sormadım neden gittin diye, biliyorum ki öyle gerektiği için gitmiştir. Sormadı neden beklemedin diye, biliyordu ki bekleyemezdim. Suçlamadım, suçlamadı…

Hani üç gün üç gece düğün derler ya, aynı öyle oldu benim için. Patrona telefon ettim işe gelemeyeceğim diye. Masal gibi üç gün yaşadım onunla. Hatta çeyizimde bulunan ve hiç kullanmadığım ara dantelli çarşaflarım var ya onları bile kullandım Leyli. Sırtımı döndüm uyudum, kolu belimde. Sanki şimdiye kadar hiç böyle huzurlu, güvenli uyumamıştım. Yattığım şeklimle uyandım hep. Sonra, sonra gitme vakti geldi tabi. Giyindi, kapıdan çıkarken sordum.

-Neden?

-Neden benim… dedi.

-Ağaçlar göçebe değildir dedim.

-Kendini insan sanan ağaçlar göçebedir dedi. Ama bu sefer bekle beni, yerleşmek için geleceğim dedi. Gene de, bir daha gelemezse diye onu sımsıkı kucakladım.

Aygül ile uyumadık o gece. Aklına ne geldiyse anlatı da anlattı. Onun heyecanını ben de yaşadım. Mutluluğuyla mutlu oldum. Aygül’ün gecesine ay doğmuş, bahçesinde güller açmış. Ben konuşmaya başlarkenki cümlesine takılıyorum yine.’’Hayatımda çok gürültülü bir bando kirp diye sustu.’’ Bir tek aşk susturabilir zaten içimizdeki dışımızdaki gürültülü bandoları.

Uyumadan önce soruyor yine .

-Leyli, mutlu aşk yok mudur?

-Hayır, vardır.

-Peki imkansız aşk var mıdır?

-Hayır, aşk imkansız olmaz.


-Aygül çay içmedik, çaydanlığın altını kapattık mı?

…….

Leylim 07.04.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kıskandım..sevindim..ümitlendim..inandım:) insanın içindeki gürültüyü, melodiye çeviren güzel bir kesit..

mis-tress 
 08.04.2010 20:34
Cevap :
Sevgili mis-tres;bende Aygül'ü başta kıskandım.Ama sevindim sonra bahar geldi,hemde birinin gönlüne geldi deyip ümitlendim.Güzel yorumunuz için çoook teşekkür ederim.Sevgiyle kalın.  08.04.2010 23:47
 

Ah Leylim arkadaş, ne iyi gitti şu yazdıkların ruhuma bu gün, bilsen bir! Böylesi de varmış ya, artık ölsem de, vız gelir. Saygı duydum; sabahın beşinde gelene de, sessiz sedasız sorgusuz sualsiz onu kucaklayana da... Bilesin, mutluluğunuza ortak oldum, sizden habersiz. Arkadaşlık adına saygılarım, sevgilerim ikinizedir. ( Ah, şu yurt arkadaşlığı! Ne güzeldir, değil mi?...)

hazandagüzeldir 
 08.04.2010 13:44
Cevap :
Sevgili hazandagüzeldir,çok teşekkür ederim,o günlerden bu günlere,bu günlerden bu günlere sadece bir bakıştı yazı.Sevgiyle kal.  08.04.2010 15:24
 

birtek aşk susturabilir zaten içimizdeki dışımızdaki gürültülü bandoları..... bu ne güzel bir cümledir güzel arkadaşım :)... harikasın... sevgilerimle....

Hatice Atalay 
 07.04.2010 21:12
Cevap :
:))Çok teşekür ederim Haticeciğim,sevgiyle kal.  08.04.2010 15:25
 

"hayatımda çok gürültülü bir bando kirp diye sustu":))..."kirp" benzetmesini tam olarak anlayamasam da yine de hoşuma gitti...benim hayatımdaki bandolar "kirp" diye susmadı ama...zaten hiç susmadılar ki:))..merakla bekliyorum ne zaman "ara" verecekler diye...arkadaşlık güzeldir, hem de çok...sevgiyle leylim leylim:)

ÇokEskidendi 
 07.04.2010 20:11
Cevap :
Sevgili Berancım,''kirp''sözcüğünü genellikle Yaşar Kemal kullanıyor kitaplarında.Birdenbire,aniden anlamı taşıyor.Bende çok sevdiğimden günlük yaşantımda bile kullanıyorum.Buluştuğumuzda bir anlığınada olsa,ben susturacam kirp diye bandoları.:))Kucaklıyorum seni,sevgiyle kal.  07.04.2010 21:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 247
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Karlı bir kış günü, yaşam denilen bu yola düşmüşüm. Yürümüş yürümüş de bir arpa boyu yol alamamış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster