Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
676
 

"Hoşgörü ve Sevgi" O da ne Ola ki?!!!

"Hoşgörü ve Sevgi" O da ne Ola ki?!!!
 

Bir korku tünelinde son sürat yol aldığımı sanarken, her akşam farklı bir vahşeti duyarken, kızların katlettiği anaların haberleri yankılanırken, gerçekle göz göze geliyorum ve korku tünelinde olmayışıma üzülüyorum.

Keşke herşey bir film olsa, düğmesine basıp kapatabilsem diyorum, keşke işlenen her cinayet Steven Spielberg'in romanı veya senaryosu olsa ve "vay be ne hayal gücü var şu yazarda" şeklinde yorumlar yapabilsem, filmleri, romanları hafızama sadece bir "sanat" eseri olarak eklesem diyorum.

Ama ne mümkün!

Tüyler ürpertici bir gerçeklik sarmış dört bir yanımızı. Sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, anlayışsızlık ve sınırsız şiddet çevremizde dört dönüyor.

Herkesin ağzında bir "sağduyu" çağrısıdır gidiyor. Devletin en tepesinden, yamaçlarına kadar herkeste aynı çağrı: Sağduyu!

Anayasa Mahkemesi Başkanı'da olaya farklı bir açıdan bakıp, "Sağduyu, Solduyu farketmez" diyor. O da çağrısını yapıyor.

Ne fayda, ipler gerildikçe geriliyor, toplumda asabiyet had safhalara ulaşıyor.

O kadar garip ki, kim neye kızıyor? Kim kiminle neyi paylaşamıyor? Nedir bu telaş, açgözlülük, çekememezlik?

Ülkede, baştan sona her kademede bir nefret, hoşgörüsüzlük ve önyargı sürüp gidiyor.

Hükümet partisi, ana muhalefetle çatışma içinde; ana muhalefet kendi içinde çatışma içinde, muhalefet partileri birbiri ile anlaşamıyor. O buna küsmüş (!), şu öbürüne çelme takmaya çalışıyor (!)

Bir atasözümüz aynen yaşanıyor günümüzde. Biraz kırparak yazacağım, siz anlarsınız!

"İmam ........sa, cemaat ..........mış" (!)

Cemaat, yani vatandaş da, imamını yani yöneticilerini örnek alıyor. Didişdikçe didişiyor, kendisine bir rakip seçiyor, kuyusunu kazdıkça kazıyor.

Aklıma bir film geliyor, izlemişsinizdir belki, kısaca bahsedeyim:

Filmin adı: "Morrie İle Her Salı". Film, kas hastalığına yakalanan bir profesörün son dönemlerinden bahsediyor. Morrie, hastalığını öğrendiği andan itibaren, hayata gözlerini yumacağı ana kadar, "ne yaşayabilirse, hayattan ne kadar zevk alabilirse kardır", düşüncesi ile günlerini geçirmeye başlıyor.

Eski bir öğrencisi onu her hafta salı günü ziyarete geliyor. Morrie, hayattan öğrendiklerini ve asıl yaşam amacının ne olması gerektiği hakkında öğrencisine ve tabi ki izleyicilere bilgi veriyor.

Bu filmde Morrie'nin aklımda kalan bir sözünü paylaşmak istiyorum sizlerle; söz tam da bugünlerde toplum olarak ihtiyacımız olana işaret ediyor, Sevgiye ve hoşgörüye...

"Açlık kimlik tanımaz, birbirimizi sevelim, yoksa ölelim..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster