Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

03 Ocak '13

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
262
 

(İnanıyorsak) Yanlış nerede?

(İnanıyorsak) Yanlış nerede?
 

Yıllardır “eğitim şart” gibi artık kalıplaşmış ve bana göre asla önemsenmeyen bir lafın arkasında saklandık durduk. Eğitim halimizi olmadığı halde “iyi” göstermek için her köşe başına bir özel dershane her memlekete neredeyse her ilçeye bir “yüksekokul” kondurduk, ama değişen hiçbir şey yok ve hala aynı teraneyi kullanıyoruz “eğitim şart”

Tamam, da verdiğiniz eğitim adam gibi eğitim değilse dikdörtgen sayfalarla çerçevelenmiş ve tamamen kontrollü yandaş ve kısıtlı bilgi paylaşımı ise “eğitim” falan değildir ki bunun adı, yıllardır verilen neredeyse hiç değişmeyen bilgileri ezberletmektir.

Beğensek de beğenmesek de eğitim alanlarla eğitim almayanlar arasında bir kere çok fark var, eğitimsiz kesimlerin büyük bölümünün “inançlı” insanlarımızdan oluşması düşündürücüdür. Bir akademisyen olarak yanlış nerede diye küçük bir araştırma yaptığımda gördüm ki, insanların düşüncelerinin çoğu dinler ve yasalar gibi eskiden beri geri süregelen “inanışlara” dayanmaktadır.

Bunu hemen dini inancımıza yormayın, hepimiz başkalarının konuştuğu gibi konuşmayı, herkesin düşündüğü gibi düşünmeyi benimsemişiz bir kere. Düşünceler sözcüklerle içimizde öylesine yerleşik ve sağlam ağlar örerler ki bu ağı sarsmamız neredeyse imkânsızdır. İşin garibi bu düşüncelerin doğruluğundan da kuşku duymayız.

Bugün birçoğunuz gibi ben de dışarıdan gelen bilgilerin doğruluğunu kabul eder “yanlış nerede” diye asla sorgulamak ihtiyacını duymayız.

Şimdi konuyu dinimiz açısından ele alacak olursak bugün inananlarımızın çoğu yanlış bilgilere ve olmadık hurafelere inanmaktadırlar. Hal böyle olunca da eğitimin önemi inanç zincirlerinin arasında kaynayıp gitmektedir çünkü inançlar artık yukarıda değindiğim yerleşik ve sağlam ağlara dönüşüyorlar ki ne yaparsanız yapın nasıl ispatlarsanız ispatlayın inandırıcı olamıyorsunuz.

Oysa şurası bir gerçektir; “Bir kişinin yanılması bütün halkın yanılmasına yol açmaktadır, bütün halkın yanılması da sonradan gelenlerin yanılmasına ve koskoca bir ulusun yaşam boyu yanılmasına” neden olmaktadır. Yanlışlıkların elden ele dolaşması gibi bir şey. Aslında olan da şudur her el değiştirdiğin de biçim şekil hatta anlam değişikliğine uğramaktadır.

En uzaktaki tanık en yakındaki tanıktan daha iyi şeyleri bilir hale gelmekte olayı en son öğrenenler ise ilk öğrenenlerden daha “inançlı” oluyorlar.

Eğitim aldın inançlarımıza bağlandık ancak garip olan şu bizim memleketimiz de ve inananlar arasında; İnsanımız bir şeye inandı mı bir başkasını ya da başkalarını inandırma hakkını kendinde bulur ve inandırmaya zorlar. Bugünkü iktidarın ve iktidar başının yaptığı da bundan başka bir şey değildir. Kendi inandıklarını başkalarına inandırmaya zorlamak…

İnanıyorlar ve inandıklarına öyle bir çeki düzen veriyorlar öylesine süslüyorlar ki ilk söyleyen duysa emin olun duyduklarına inanamayacak gözleri fal taşı gibi açılacaktır, hatta “acaba ben mi söyledim” diye de kendinden kuşku duyacaktır. Bunlar ve bizim ülkemizde inançlı geçinenler hemen hepsi maalesef duyduklarına kendilerinden bir şey katmayı da severler. Böylece de karşısındakilerin karşı koyma gücünü kıracaklarını sanırlar. Buna hiç şaşmıyorum; inançlı insanlar inandıklarını inandırmayı kendilerinin borcu olduğunu sanırlar. Bazılarını tanıdım inançlarını canları pahasına benimsemişlerdi, onların bu kadar güçlü olmasına inanamamıştım.

Tarihin tozlu sayfalarına baktığım da ise maalesef bunlar gibi körü körüne inançlı insanlar yüzünden ve tamamen diretmelere sessiz kalışları yüzünden diri diri gömülen taşlanan, katledilen hatta yakılan insanların olduğunu gördüm.

Son yıllara göz attığımızda emin olun dehşete kapılmamak mümkün değildir. İnanç bedenimize hatta ruhumuza vurulan bir damga haline geldi, ne tuh kadar yumuşak ne de karşı koyulacak kadar güçsüz değil.

Vatandaşlar “eğitim şart” teranesi altında kolayca inanmaya ve inandırılmaya şartlandırılıyor, bizden olan olmayan ayırımı ile de artık mühürlenmeye başlıyorlar. Birkaç zamandır Alevi vatandaşlarımızın evlerinin işaretlenmesi inançlarına saygı duyulmamasının arkasında yatan acı gerçek budur.

Eskiden büyücülerden hacı hoca takımından üfürükçülerden yatırlardan türbelerden medet umanlara çok acırdım ama şimdi düşünüyorum da kendim acınacak haldeyim. Giderek yalnızlaşıyorum, yıllarca bizim halkımız yobazlığa gericiliğe izin vermez olmaya kalsa bile “hemencecik” olmaz diyordum ama görüyorum ki yanılmışım…

Benim aklım ermiyor “yanlış nerede” diye düşünürken birilerinin bu bir mucize demesiyle uyanıyorum düşüncelerimden ve korkuyorum…

İnançlı toplumun durumunu rahmetli babam şöyle özetlerdi; “Hiç ırmak görmemiş birileri ilk kez ırmakla karşılaştıklarında onu yine hiç görmedikleri deniz sanırlarmış…”

Bizler maalesef gördüklerimizin en irisini gördüğümüzde onu devleştiren bir toplumuz o yüzden da inançlarımızı kullanan daha doğrusu sömüren insanları olmadıkları kadar devleştiriyoruz, aşırı bir değer veriyoruz. “Keşke her şeyin aşırısının son derece zararlı olacağını da bir kavrayabilsek…”

İnsanların zengin olmasını, menfaat sağlamasını çıkarlarına hizmet ettirmesini anlıyorum da “inançların” seçim malzemesi yapılmasının “İslam Dini” ile ne alakasının olduğunu bir türlü anlayamıyorum lütfen cehaletime verin olmaz mı?

Sağlıcakla kalınız, inançlarınız sadece Tanrı ile sizin aranızda kalsın efendim “Tanrının ve dinimizin” reklama ve korumalara ihtiyacı yoktur…

 

Erdoğan Özgenç

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 418
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster