Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '19

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
59
 

'İşimi Seviyorum'

 
''Hayatım bu anlamda ikiye ayrılır; güzel sanatlardan önce ve güzel sanatlardan sonra...''

Hande Ünver, Anadolu Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği’nde okurken kendi ifadesiyle, ‘hayatının geri kalanını sanata adama’ kararı almış. Bu kararla birlikte, mezuniyetinden bir yıl sonra Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü'ne başladığından bu yana geçen yıllar içinde dediği şu; '' iyi ki, iyi ki böyle yapmışım, her anı çok keyifliydi''..  
 
İtiraf etmeliyim ki, gidişat beni yakından ilgilendirdi. Bakalım sonrası nasıl gelişiyor; 2010’da mezun olduktan sonra profosyonel iş yaşamına ve kariyerine, reklam ajanslarında(İstanbul) ve bir yayın evinde 6 yıl sanat yönetmenliği yaparak başlamış. Pek çok projede, sergide ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almış. Şimdi ise illüstrasyon ve kaligrafi üzerinde serbest yönetmen olarak çalışıyor. Kişisel sanat işlerinde suluboya, akrilik ve karışık teknikler kullanarak çizim ile kaligrafiyi bir araya getiren özgün çalışmalar üretiyor.
 
Hande, sevdiği işi yapıyor. Bu çok kıymetli bir şey.. Sırf bu yüzden onunla bir söyleşi yapma isteği doğdu bende. Eskişehir’de, güzel bir mekandayız. Bir taraftan soba yanıyor, diğer taraftan lezzetli çaylar geliyor, gidiyor.. Ben soruyorum, Hande cevaplıyor;

Hande, çizime nasıl başladığını merak ettim.
Malzeme mühendisliği okuyordum ve hiç mutlu değildim. Bölümü bitirmem gerekiyordu. Bir tarafım biraz rahatlayabilmek için hobi denecek kimi uğraşlar arıyordu ki akabinde annemin arkadaşlarından birinin verdiği bir resim kursuna katılmaya karar verdim. Çok keyifli başladı, toz pastellerle, boyalarla oynamak.. Keza, bir şeyler yaratmak.. Öyle kaptırdım ki kendimi,o ara vizelere, finallere hazırlanırken bile bir köşede, molalarda 7-8 tane tablo filan bitirdim. Bu inanılmazdı benim için; yani bu kadar sevebileceğim bir şeyi bulmak.. Resim yapmayı çok sevdim, yapabilmeyi çok sevdim. Yapabildiğimi bilmiyordum!

Hâlihazırda devam eden bir okula rağmen, güzel sanatları düşünmeye başlaman nasıl bir seyir izledi?
23-24 yaşlarındaydım. Çok doğru bir zamandı. Bir süre sonra dersi veren öğretmenim '’seni güzel sanatlara hazırlayalım'’ dedi. Gitmesem de kazanamasam da kendimi denemiş olmam konusunda beni yüreklendirdi. Başlarda 'zaten okuyorum, ne gerek var' diye düşünürken sonradan çok sevdim çizim yapmayı..  Bir heves, bir heyecan oluştu bende. Sınava gireceğim ve okuyacağım diye net bir karara geldim bir aşamadan sonra. Mutlaka denemem lazımdı. O zamana kadar istediğim şeyleri yapmadığım ve sırf bu yüzden kendimi hiçbir konuda neredeyse başarılı hissetmediğim için, yapabildiğim bir şey üzerinden gitme düşüncesi şevkimi arttırdı. Bu şekilde güzel sanatlara girmeye karar verdim. Çizim 'işim' olsun istedim. Hayatım boyunca sevdiğim bir şeyi yapmak istedim. O an bunu çok istedim.

Aile desteği de kösteği de insanın hayatını etkiler, malum. Seninkiler nasıl karşıladı bu isteğini; teşvik ettiler mi, karşı mı durdular?
Süreç zor oldu aslında. Halihazırda üçüncü sınıfı okuyordum. Başka bir eğitim ile ilgilenmenin zaman kaybı olarak nitelendirildiğini söylememe gerek bile yok! Ya da yaş ilerlemiş olduğu için ve genellikle daha çok para kazanabileceğin iş dallarının daha çok önemseniyor olması, vs.. Bence bunların hiç önemi yok. Asıl zaman kaybı, sevmediğin bir bölümde okumanda, gerçekten istemediğin işleri yapmakta.. İç sesi dinlemek önemli.. İstemek önemli.. Ailem, o zamana kadar bir şeyi çok istediğimi görmedikleri için, güzel sanatlarda okuma isteğimi ayran gönüllülüğe yordular. Güzel sanatları kazanamamamdan ve işsiz kalmamdan ötürü endişe ettiler. Başta destek olma taraftarı değillerdi. Daha çok babamla yaşadık bu gerilimi. Onlara biraz hak veriyorum aslında çünkü o zamana kadar canı gönülden bir şey istemedim. İstedimse de havai şeyler olmuş olabilir bunlar. Geleceğimden kaygı duydukları için halihazırda okuduğum bölümü bitirmemi istiyorlardı. Kararlı bir şekilde bölümü bitirmem ve denemek istersem ondan sonra denemem gerektiğini söylediler.

Kitap çizerliğine gelelim mi? Nasıl gelişti? Çocuk kitapları ile çalışmak fikri nasıl doğdu?
Aslında ben tasarım mezunuyum. Bölümdeyken de geleneksel sanat yöntemlerine daha yakındım. Dijitalden uzak duran bir yanım da var. Elim kağıda, boyaya temas etmek istiyor. Okul sürecinde 'illüstratör'* olmak istiyordum ama bizi okul bir şekilde piyasaya yönlendiriyor. Bu yönlendirmelerin de etkisiyle reklam sektörüne giriş yaptım. Sektörde 4 yıl çalıştım ancak çok mutsuz oldum. Ağırlıklı olarak grafik tasarım yapıyordum ve kendi boş zamanlarımda yine 'freelancer' olarak 'illüstrasyon' işleri alıyordum. Yoğun çalışıyordum. Şartlar beni çok zorluyordu. Bir süre sonra bu yoğun çalışma temposu, heyecanımı kaybetmeme neden oldu. İstanbul’da çalışırken özel hayatım yok gibi bir şeydi. Hala seviyorum aslında grafik tasarım yapmayı ama koşullar pek keyifli değil. Heyecanımı yitirdiğim noktadan itibaren ise bu ritme devam edemeyeceğime karar verdim. Bende kırılma noktaları biraz sert olur; hani birikir ve çat der ya işte o zaman karar verir ve uygularım. En son çalıştığım yayınevinden istifa ederek, reklam sektöründen çocuk kitapları yayınevi sektörüne geçtim. Tamamen 'freelancer' olarak 'illüstrasyon' yapmaya başladım. Çocuk kitapları ile devam etmek için bir yol açılmıştı önüme.
 
'İçinde yer aldığın projelerden biraz bahseder misin..
Genellikle proje bazlı kitap üzerinden yayınevleri ile anlaşma yaparak çalışıyoruz. Farklı disiplinler kazanmam açısından bir yayınevi ile çalışırken bir başka yayınevi ile de çalışabiliyorum. Her şeyi zamanında yetiştirdiğimiz sürece bir sıkıntı olmuyor. O anlamda keyifli de oluyor. Farklı yazarlarla da temas etmiş oluyorum böylece.

Çizim yapmadan önce metni okuyorsun. Hayal dünyana mı kalıyor yoksa yönlendiriliyor musun?
Çoğunlukla benim hayal gücüme güveniyorlar. Kitap bana geliyor. Kitabı okuyorum, notlarımı alıyorum. Yazılı olarak paylaşıyorum; buraya bu gelecek, şuraya şunu öneriyorum gibi. Yazarın 'özellikle şöyle bir şey hayal ediyorum' gibi yönlendirmeleri de oluyor. Yazarın içine sinmesini önemsiyorum. Bir bütünlük olması açısından bir uyum yaratmak önemli. Dediğim gibi genellikle bana bırakıyorlar ve ben elimden geldiğince en iyisini yapmaya çalışıyorum.

İş; bir değer yaratan emek demek. Sözlüğe bakınca böyle diyor. Her türlü iş mi! Bu tartışılır elbet. Ki şu an konumuz bu değil. Yaptığı işi sevmek, zevk, keyif almak ve iyi ki demek.. Tam olarak burdayız. Bu, nasıl bir his, nasıl bir zenginlik?
İşimiz, hayatımızın büyük bir parçası ve onunla bağ kuramıyorsak hayattan zevk almıyoruz. Kendimize ve başkalarına gerçek anlamda bir faydamız da dokunmuyor. Enerjimizin de negatife doğru değiştiğini düşünüyorum o zaman. Daha olumlu insanlar olabilecekken olumsuz oluyoruz ve bir bakıyoruz zaman da geçmiş. Mutsuz olduğum bir işe hayat boyu gitmektense sevdiğim bir işi daha zorlanarak, daha çile çekerek, daha az para kazanarak her türlü tercih ederim. Hatta şöyle bir örnek de verebilirim. Bir arkadaşımla malzeme mühendisliğinde okurken, o da güzel sanatlara hazırlanmaya başladı benle birlikte. Ve sonra vazgeçti. Mühendislikten mezun oldu. O, başka bir yola gitti, ben başka bir yola gittim. Geçenlerde konuştuk; çok pişman olduğunu söylüyor. Bir noktadan sonra geri dönüş de çok zor. Aile kuruyorsun, çocuk sahibi oluyorsun. Okul, eğitim dönemi epey bir gerilerde kalıyor. Hakikaten katedilen yol, insanın kendi iyiliğine mi kötülüğüne mi iyi kafa yormak gerek! Güzel sanatlar benim için çok doğru bir seçimdi. Bu tercihi yapmamış olsaydım, ömür boyu pişman olacaktım. Bunu çok iyi biliyorum. 'İyi ki böyle yapmışım' diyorum şimdi; 'pişmanım demiyorum'

Her çocuk bir başka evren. Kendi çocuğunu tanıyan, onun yeteneklerini keşfeden ve doğru yönlendiren-destekleyen anne-babaların varlığı çok önemli..
Kesinlikle destek olunmalı. Anne-babaya aykırı da gelse, çocuklarını doğru anlamaya çalışmalılar. O yolda yürümemeyi tercih edecek bile olsa, yıl kaybedecek bile olsa denemeleri konusunda teşvik etmeliler. Zira insan ne istediğini o dönemde çok iyi bilemiyor. Yönlendirmelere çok açık oluyor ve hata yapmaya çok müsait oluyor!

Güzel sanatlar, insanın ruhen ve zihnen gelişimi için çok önemli bir yerde duruyor ama pek çok ebeveyn için 'bir hobi' olmaktan öteye geçemiyor!. Hele iş dünyası açısından bakarsak, gerçek bir iş olarak bile görülmüyor! Güzel sanatlar ile ilgilenmek, içinde olmak senin için ne anlam ifade ediyor? Biraz bundan bahseder misin? 
Aslında ben güzel sanatlara girene kadar, bunun kararını verene kadar kendimi hiç ifade edemediğimi gördüm. Hayatım bu anlamda ikiye ayrılır; güzel sanatlardan önce ve güzel sanatlardan sonra.. Benim için resim, kendini çok ciddi bir ifade etme biçimi oldu. Beni en çok o yoldan kendimi ifade ederken görebilirsiniz. Herkeste de farklı cevherler var. Hayatın akışını ciddi bir güzellikte ve hoşlukta değiştiren, her anlamda geliştiren bir yol sanat. Kendini ifade etmeyi öğreten, yüreklendiren her yol gibi..  böylesi bir yola da iç sesi dinleyerek ulaşılıyor, başkalarını dinleyerek değil. Başarı ya da başarısızlık ölçüt değil; neyi yapabildiğiniz, ne yapmak istediğiniz ölçüt olmalı. Bu çok ciddi bir seçim. Ve insanın hayatının gidişi başkalarının ellerine bırakılmayacak kadar değerli.

Çocuk kitaplarıyla ilgili çalışıyorsun. Bunun senin için anlamı nedir?
Çocuk kitapları aracılığıyla çocuklarla çalışıyorum. Onların hayal gücüne dokunabiliyor olmak beni çok mutlu ediyor. Çok hayalini kurduğum birşeydi bu benim. Bir de hakikaten büyürken, o hayal dünyamız küçülmese bu kadar! Her yeni kitaba daldığım zaman aynı şeyi düşünüyorum. Aslında bu kitaplar aynı zamanda büyükler için de. Çünkü çocukların hayal dünyası zaten çok güçlü. Hayal dünyasından uzaklaşan, kopan ve hatta onları uzaklaştıran da biziz. Bu manada çocuk kitapları, hayal dünyasına doğru yolculuk ederken her birimizin yani yetişkinlerin de içindeki çocuğa doğru bir yolculuk başlatıyor. O zaman anlıyoruz çocukların hayal dünyasını öldürmemek gerektiğini.. Hatırlamaya başlıyoruz ne idik, nerdeyiz, nereye gidiyoruz!...
 
 
*illüstrasyon: bir derginin, kitabın içinde yer alan bir metni görselleştirmek, resim ile somutlaştırmak.”

** freelancer: herhangi bir kurumdan bağımsız çalışmak, serbest çalışmak. bağımsız çalışan kişi..
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 474
Kayıt tarihi
: 07.10.13
 
 

İnsanın kendinden bahsetmesi meselesi benim için zor konuların başında gelir. Bu anlamda söyleneb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster