Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
22312
 

"İstanbullu Gelin"de Avukat Garip'in Gerçek Hikayesi

"İstanbullu Gelin"de Avukat Garip'in Gerçek Hikayesi
 

Şoför bir babanın altı kızı vardı; daha doğrusu altı kız, oğlan beklentisiyle birikmiş küçük bir topluluktu. Adam karısına "niye oğlan doğurmuyorsun" diye cahilce bir sitem yapmasa da; karısı nedense sanki bu suç kendisindeymiş gibi ezilmişlik duygusuyla  hareket ediyordu. Belli ki bizim şoför ağzıyla söylemese de hareketleriyle bunu kadına hissettiriyordu.  

Bir gün kadın bahçesindeki gül ağacının dalına çaput bir bez bağlayarak avuçlarını Tanrıya açtı, o gün muhtemelen hıdırellez günüydü ve dileğini Tanrı'nın kulağına fısıldadı. "Tanrım bana bir erkek evladı ver sana söz onun yüzüne bakmayacağım, bedenine dokunmayacağım, bu evladı benim için değil eşim için istiyorum, onun yüzü suyu hürmetine bu evladı benden esirgeme, yedi yabancı el gibi onu büyüteceğim" dedi.

Kadın belli ki Hz. İbrahim'in "Ey Allah'ım yeter ki bir -erkek- evladım olsun onu sana kurban edeceğim" ritüelinden hareket ederek bu dilekte bulunmuş ve  en başta kendini cezalandırmak, sonra da olacaksa farkında olmadan oğlunu cezalandırmak istemişti.

Efendim gel zaman git zaman tıpkı eski hikaye ve destanlardaki gibi beklenen çocuk dünyaya geldi. Çocuğun adını "Garip" koydular. Anne Tanrı'ya verdiği sözü tutuyordu. Çocuğun yüzüne bakmıyor, dokunmuyor, onun karşısında bir bakıma başını hep eğik tutuyordu. (yazarken bile tüylerim diken diken oluyor, başını hep eğik tutması da nasıl bir metafor oluyor böyle, o çocuğun yüzünü görmemek için başını eğik tutarken aslında oğlundan utanmasının yerine geçen bir metafor oluyor)

Tabii Garip altı ablanın içinde el bebek gül bebek büyüdü. Çok yetenekli bir çocuk olduğu için tahsilini en güzel şekilde yaptı bu ülkenin filmdeki gibi avukatı değil de cumhuriyet savcısı oldu. Anne ona dokunmadan büyütmüştü, içinde açılan bu büyük yarayla annesine büyük öfke  duydu ve ondan  hep nefret etti...

Genç delikanlı olduğu zaman çalıştığı işyerinin patronunun kızı olan Esma'ya aşık oldu. Esma Garip'in aşkına karşılık vermedi. O da Garip'e arkasını döndü. Kahramanımız bu kez tüm kadınlardan nefret etti...

Bugünlerde yaşanmış hikayelere merak saldım. Nerede bir hikaye duysam oraya kulak kabartıyorum. Bu hikayeyi nereden duyduğuma gelince  açıklayayım; Televizyonlarımızda sanat programları çok az olduğu için ben de ucundan kıyısından sanata dokunan programları izliyorum. Cumartesileri "Haber Türk'"te Oylum Talu'nun sunduğu "Burası Haftasonu" programını ara sıra izliyorum. Bu cumartesi programı izlerken İstanbullu Gelin'in "Garip" karekterini canlandıran  Tamer Levent ve kitabın yazarı Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu konuk olarak karşımıza çıktılar. Yazar ve senaryo danışmanı  Gülseren Budayıcıoğlu Garip'in gerçek hikayesini ve " İstanbullu Gelin"i anlatmaya başladı...

İstanbullu Gelin karekterleri değişik gerçek  hikayelerin bir araya gelmesiyle oluşan kahramanlardır. Geçen yıl hiç izlemediğim bir diziydi,  hikayenin gerçek olaylardan oluştuğunu bir yerlerden okuyunca fırsatım olduğunda izlemeye başladım.  Dizinin asıl karekteri gelininin; çocukluğumuzda sürekli dinlediğimiz  Beyaz Kelebekler müzik topluluğunun kadın solisti olduğunu öğrenince merakım arttı tabii,  "sen gidince bak neler oldu/ kalbimin ucu yandı tutuştu" şarkısının  masumane ve çocukca sözlerini unutmak mümkün mü?.. Gelinin hikayesi de şöyleymiş; Kabataş Lisesinin beş genci "Beyaz Kelebekler" grubunu kurar, kadın solisti Azize Gencebay'dır, Azize Orhan Gencebay'la evlenince yerine solist aranmaya başlanır, O dönem ses yarışmasında birinci olan Ülkü Üst   hocası vasıtasıyla bu topluluğa katılır..Onların konserlerini İstanbul'a izlemeye gelen ünlü Bursalı bir iş adamı Ülkü'ye aşık olur ve sonraki zamanlarda onu evlenmeye ikna ederek Bursa'ya yerleşmeyi kabul ettirir. Gel gelelim şarkıcı olması dolayısıyla önceleri istenmeyen bu gelin kendini onlara kabul ettirmek için şarkıcılığı bile bırakır...

Tabii yazar psikiyatrist olunca çok büyük hikayeler ona geliyor. O da doktorluk etik değerlerine bağlı kalarak bu hikayelerin kahramanlarının kimliklerini deşifre etmeden yazmaya başlıyor. Kitabın adı tam bir terapi sözü: "Hayata Dön"....

 

Nil ALAZ, Cemile Torun, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Garip'in hikayesi çok ilgimi çekti. Nurbanu hnm,tebrik ederim. Evet, Oylum Talu'nun programını izledim, Tamer Levent benim gazetede yazdığım ve burda da yayınladığım "İstanbullu Gelinin gerçek hikayesi" yazımı okumuş ve programda bahsetti, yayına bağlanmak istedim ama bağlanamadım. Bende Bursa'da yaşayan biri olarak bu hikayeye merak sardım ve İstanbullu gelin Ülkü hanımla roportaj yaptım. http://blog.milliyet.com.tr/istanbullu-gelinin-gercek-hikayesi/Blog/?BlogNo=560716 http://blog.milliyet.com.tr/istanbullu-gelin-hayat-hikayesini-anlatti/Blog/?BlogNo=574456

M Haluk Yalçınkaya 
 08.06.2018 17:48
Cevap :
Haluk Bey,fazla dizi izleyen biri değilim ama (tesadüfen) öncesinde sizin yazınızı okumuştum,lgimi çekti ve diziyi izlemeye başladım. Burada Doktor Gülseren Budayıcıoğlu'na gelen hastaların değişik hikayelerinin bir araya gelerek bir platformda buluştuğunu görüyoruz. Psikolojik meseleler her zaman ilgimi çekmiştir, diziyi de bu yüzden izliyorum zaten. Yorumunuz için çok teşekkürler.. Selamlarımla...  09.06.2018 22:15
 

Oylum Talu, hem gazeteci hem televizyoncu olarak saygı ve gurur duyduğum kadınlardan biri, yıllardır takip ederim,bu programı kaçırmışım, öncelikle teşekkür ederim anımsattığınız için, sevdiğim bir dizi, oyuncuları da iyi seçilmiş, Garip bey ve Ülkü hanım adeta dizinin lokomotifi, "Hayata Dön" okumayı çok isterim. Anne baba fark etmiyor acı öykülerde Nurbanu hanımcığım, akrabamız bir çift uzun yıllar çocuk sahibi olamadılar. Çocukları olduğunda ise çevreden "sakın bakma yüzüne kırkı çıkana kadar, sizin özleminiz çoktur. Nazarınız değer" dediler. Bebek 20 günlükken baba iş kazasında öldü. Anne o acıya dayanamadı çocuk okula başlamadan öldü.Of böyle olunca söz bitiyor sevgiler

Cemile Torun 
 19.02.2018 0:34
Cevap :
Cemile Hanım, sizin anlattığınız da ayrı acı bir hikaye. Bizde ne kadar fazla batıl inanış var böyle, bu inanışlar hayatları nasıl da etkiliyor. Bu inanışların kökeninde cehaletten başka bir şey bulamıyorum ben. Okuyan, öğrenen, araştıran bir toplum olmayı becerebilirsek inanışlardan kaynaklı yaşanan acıların bir çoğu ortadan kalkacaktır. Selam ve sevgilerimle...  19.02.2018 23:07
 

Ünlü bir ressamın yaratıcı duygusunu bile aşar anne sevgisi. Aklım pek almıyorsa da pisişik bir olayı vurgulamak adınadır sanırım annenin davranışı.Hem anne sevgisinden mahrum çocukların travmalı yaşamları gerçek hayata dönmelerine bir engeldir.Ama işi gücü okumak ve şiirler yazmak olan bir Arthur Rimbaud örneği de var karşımızda annesinin saçma sapan eleştirileri yüzünden evi terkeden...Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 12.02.2018 17:23
Cevap :
Evet anne travması bazı Fransız yazarlarında vardır ve bu da edebiyatlarına yansımıştır. Hikayeye gelince, insanın aklının alabileceği bir şey değil, bir çocuğu hem çok isteyip hem de ona bakmadan, dokunmadan, sevmeden yaşayabilmeyi başarmanın altındaki hissiyata bakmak gerek; "Allah'tan dilek diledim ve ona bir söz verdim, bu sözün karşılığında bana erkek evladı verdiyse o sözü yerine getirmezsem elimden geriye alır" düşüncesiyle hareket ederek anneyi de anlamaya çalışıyorum.... Selamlar  13.02.2018 11:07
 

Bu diziyi hiç izlemedim ama hikayesi ilginç geldi anlatımınızdan. Toplumumuzdaki çaresiz kadınların çare üretmek adına baş vurmadığı yol yok. Anlamakta güçlük çektiğim yönü ise bir anne evladına nasıl bakmaz, bakamaz? Belki de kahramanın yerinde olmak lazım anlamak için... Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 11.02.2018 14:52
Cevap :
Ayşegül Hanım, filmde karekterler kullanılmış ama hikayeler farklı. Biliyorsunuz bir kitap sinemaya uyarlanırken bile erozyona uğruyor, kaldı ki dizi de uğramasın.Dizilerde büsbütün sulanıyor. Seyredince anlayacaksınız beni.Anlattığım hikayenin çekiciliği yanıltmasın sizi..Yazı başka bir şey; gizemlidir, büyülüdür, hayallerinizi olmadık yerlere götürür.... Selam ve sevgilerimle...  11.02.2018 21:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 177
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 969
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster