Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
172
 

"İstanbullular": Beşiktaş' taki simidin kokusu ve çayın tadı

"İstanbullular": Beşiktaş' taki simidin kokusu ve çayın tadı
 

Kader aslında beynimizin calisma bicimi gibidir. Sonuca bakip, isleyisine hayran olunacak, karmasik bir ag baglanti sistemi icinde ilerliyor kader. Nasil ki beyine verilen ufacik bir uyaran, etki tepki yasasi geregince o karmasik ag sistemi icinde bilinmedik ya da umulmadik bir sekilde bir tepki verebiliyorsa, gunun birinde kader de insanlari, yasamlari hic umulmadik dengeler icine oturutveriyor. Bazen gunun birinde, oylesine soylediginiz ya da yaptiginiz sey yillar sonra hic ummadiginiz sekilde karsiniza cikiyor. Bazen de yani basinizdan gecip gidiyor en umdugunuz sey, hic umulmadik bir sekilde. Bir gun uc blok otenizde oturan insanin hayatina bilmeden neler yaptiginizi kesfedebiliyorsunuz ornegin. Tum bunlarin ana mesaji, hayatin aslinda cok da rastlantisal olmadigi bence.

Buket Uzuner'in "Istanbullular" isimli romanini okudum gecen aylarda bir zaman ve yasamda insanlar arasindaki baglantilarin dusunebilecegimizden cok da genis oldugunu dusundum. Bugun burada olmamin, gelecek gunlerden birinde suan yuzunu dahi gormedigim birini cok degisik bir bicimde etkileyebilecegini dusunmek bana cok buyulu geldi. Buket Uzuner her zamanki gibi bunu askla ve sehir ruhuyla cok guzel harmanlamis. Belgin'in aski, Ayhan'in arayislari, Entek'in sarsilislari... hepsi Istanbul'un ruhuyla butunlesmis. O denli ki; Istanbul herkesi, her kaderi kendi bunyesine kabul etmis ve o kabulleniste gercekten sevmeyi bilenler ona gercekten kavusabilmis.

Istanbul iki yilda beni kendine asik etmisti; ruhum Istanbul'u bulmustu. Istanbullular'i okuduktan sonra geriye baktigimda o canim sehre neden bu kadar ait oldugumu ve artik ondan kacamayacagimi daha da iyi anladim. Kralicenin ruhunu tasiyan bir kentti. Kalabaliklar icinde yalniz ve asil ve aslinda her zaman kendini sunmaya cok hazir, narin bir sehir. Belgin gibi bir sehir. Belgin'i okurken buldugum kendim gibi. Altini cizdigim satirlar bir gun bir yerlerde sesini duydugum kendi ic sesimdi ve onlarin Belgin'in de sozleri olmasi cok enteresandi. Bir kere daha hayran kaldim Buket Uzuner'e; tanimadan nasil bu kadar guzel anlatabilirdi beni? Kimbilir kac romaninda tanimadigi daha kac binlerce kisiyi kendilerinden bile guzel nasil anlatmisti? Kac kisi benim gibi hissetmisti.

Sanki yasayarak okudugum bu kitap, hem cok ozledigim mekanlara hem de cok ozledigim insanlara goturdu beni. Bir de yazmayi, anlatmayi, paylasmayi birakmamak gerektigini dusundurdu. Okumayi da ihmal etmemek gerekiyordu; Turkce okumayi hem de. Dunya'nin bu obur ucunda bana okumayi biraz daha keyifle sunan bu romani herkese tavsiye ediyorum. Hem insanlari, hem yasami, hem kaderi hem de Istanbul'u yeniden yeniden kesfedebilmek icin.

Kitabin son sayfasi elimden dustugunde, Besiktas'taki Kadikoy Iskelesi'nde ictigim caylarin tadi ve yedigim taptaze simidin kokusu coreklenmisti yuregime. Ozluyordum o canim sehri cok ama cok ozluyordum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 666
Kayıt tarihi
: 09.02.09
 
 

Hikayemin bas kahramani benim. Uzak ulkeler, yepyeni dusler pesinde kosan ve bunu yasam tarzi haline..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster