Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
179
 

“İsterse söylemesin...”

“İsterse söylemesin...”
 

Haber fotoğrafı: www.milliyet.com.tr sitesinden alınmıştır.


“İsterse söylemesin...”

İzlediğim, NTV'de yayınlanan “Neden” adlı tartışma programında Sosyolog-Yenişafak Gazetesi Yazarı Fatma Barbarosoğlu, ilerleyen dakikalarında program sunucusu Oğuz Haksever'e "En son söz hakkının kendisine verildiğini ve kameraların kendisine 'zoom' yaptığını iddia ederek” tepki gösterdi…

Neden?

Aslına bakarsanız, bu tepkiyi ve şeklini anlamakta güçlük çektim. Aslında eğitimi “Sosyolog” olan Sayın Fatma Barbarosoğlu, kendi sorusunun cevabını, yine en iyi kendisi verebilir. Ancak itiraz ettiği andaki söylemleri ile değil tabi, biraz akademik olmalı cevabı da…

Değerli okurlar…

Bizler Türkiye olarak meseleyi başımıza “Türbanı” bağlayarak çözeceğimiz var sayarak, günlerimizi hep bu konuya ayırıp duruyoruz… Gazetelerin, bütün televizyon kanallarının gündemini “Türban” konusu oluşturuyor.

Ne var ki öte taraftan atı alan Üsküdar’a, Sayın Başbakan’ın evinin önüne varıyor bile. Bakın nasıl?

Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN, Ankara'da makro ekonomik gelişmeler ve 2007 yılı bütçe uygulama sonuçlarını ele aldığı bir basın toplantısı düzenlemiş. Toplantı öncesi basın mensuplarına kahvaltı (Yeni bir adet sanırım) vermiş. Kahvaltı öncesi Maliye Bakanı Sayın UNAKITAN ve bürokratlar uzun uzun sohbet etmişler. Her nasılsa, açık kalan mikrofonlardan da sohbetleri kayda alınmış.

Sohbette, yanlış anlamadıysam (Video kaydı var) Ulaştırma Bakanlığının bazı üst düzey bürokratlarının nasıl görevden alınacağı konusunda Sayın Bakan taktik veriyor. Aslında burası önemli değil tabi ki, alıştık bu gibi olaylara. Ama o arada bir sohbet geçiyor ki, işte o sohbet olayın can alıcı noktası.

Sayın Bakanın yanındaki bürokrat: “Yeni YÖK Başkanının havası değişmiş. Gayet güzel sözler söylüyor” diyor…


Sayın Bakan Kemal UNAKITAN cevap veriyor: “İsterse söylemesin...”

Şimdi sormak gerekmez mi “Söylemezse n’olur” diye? Hadi soralım, zaten cevabını da oradaki “Yök Başkanının” konuşmalarını “Takdirle” aktaran bürokrat vermiş.

Bakın ne olurmuş…

“Bu ortamdan faydalanıp üniversite reformunu da yaparsak hükümet olarak Sayın Bakanım, çok ciddi başarı olur. 300 milyona (Sanırım Yeni Türk Lirası demek istiyor) yakın üniversitelere iyileşme yapıyoruz yıllık. Gülüp oynasınlar. Daha sesleri çıkmaz. Tarifeyi de ufak bir rötuşla geçiştiririz böylece…”

Yani?... Ne olurmuş?... Takdir sizlerin elbette, yorumu da size bırakıyorum.

Acaba, mikrofonların açık kalmadığı, kapıların sıkı sıkıya kapalı olduğu ortamlarda daha başka neler konuşuyor ki?

Hani “Millet” olarak acaba geleceğimizi ilgilendiren konularda bilgi sahibi olmamızı çok mu görüyorlar ki? Nasıl olsa % 47 oy desteğiniz var, açın bütün mikrofonları, söyleyin her şey diyebilseler, bizler de bilgi sahibi olsak… Bakalım o zaman “Millet” ne diyecek?

Varmısınız?

23 OCAK 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayın bakan yanlış anlaşılmış. Hem sizde basın sektöründen biri olarak etik davranmıyormuşsunuz. :))

kartal0634 
 25.01.2008 11:19
Cevap :
:):):)... Sayın Bakan'a ancak "Gülücük" gösteren bir yüzle baklılabilir. Dudağımıza da belli bir şekil vererek... Teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  25.01.2008 13:23
 

demek istiyor yani...ama zaten bilinen bir şey değil mi ? YÖK başkanının neden orada olduğu..., sabah bu mikrofon olayıyla ilgili radyoda Nihat Sırdar şöyle dedi ve çok haklıydı, başka, normal bir ülkede böyle bir olay yaşansa, o olayda varolan vede adı geçen herkes önce özür diler, sonra istifa eder dedi, ama burası Türkiye..., sevgiler

Dilek Fuçucı 
 24.01.2008 11:02
Cevap :
Doğrusunuz... Türkiyede "Özür" ve "İstifa" denilen kavram ne yazık ki yok. Teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  24.01.2008 12:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster