Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2915
 

"Kadın Kokusu"

"Kadın Kokusu"
 

Al Pacino'nun tek kelimeyle devleştiği, en az orjinali kadar etkileyici bir yeniden çevrim "Kadın Kokusu".

Aslında kadın kokusu dediğimiz şey, "östrojen tepkimesi, özellikle boyun bölgesinden salgılanan kişiye özel kokudur". Yapılan araştırmalar ve belgesellere göre de "eş seçiminde büyük etkisi" vardır.

Söz konusu filmde ise, bir çok anlamı var... Bir kolej öğrencisi olan Charlie (Chris O'Donnel), paraya ihtiyacı olduğu için, kör bir adam olan Frank'e, bir nevi "bebek bakıcılığı" yapacağını düşünmektedir.

Ancak işler hiç de umduğu gibi gitmez. Çünkü Emekli Albay Frank Slate'in haftasonu için çok özel bir planı vardır.

Bu planın içinde neler yoktur ki! Yolculuklar, kadınlar, pahalı restoranlar ve iyi yemekler, birinci kalite şarap, tango, limuzin ve tabii ordudan kalma bir 45'lik!

Charlie her ne kadar Albay'ı önce kontrol etmeye sonra kaçmaya çalışsa da, yakasını kurtaramaz.

"Kadın Kokusu" (Scent Of A Woman) Al Pacino'nun körlüğü başarıyla beyazperdeye aktarmak için 6 ay çalıştığını, gözlerini duvarda sabit bir noktaya kitlediğini, körlerle konuştuğunu söylediği film, aslında 1974 yapımı İtalyan "Profumo di Donna"nın yeniden çevrimi.

Yine de bir çoklarına göre en az orjinali kadar iyi.

Özellikle tango sahnesi, gelmiş geçmiş en iyi klasik sahneler arasındaki yerini çoktan almış durumda.

Albay, aslında içindeki yumuşaklığı ve kolay incinen adamı saklamak, kimsenin ona acımasını istemediği için, son derece aksi, kaba ve öfke dolu davranmakta.

Asker gururunu, gördüğü şatafatlı zamanları unutamayn bu albay, aslında son derece zeki ve hazırcevaptır. Kokulara da bir o kadar hassas...

New York'ta iki güne sığan bunca deneyim, Charli için unutulmaz bir kılavuz olur.

- Bana bir john daniels söyle.
- Sanırım jack olucaktı?
- Kaç senelik arkadaşımın ismini bana mı ögretiyorsun!

Özellikle albayın, araba satıcısından garson kadına, trafik polisinden tango yaptığı kadına kadar herkesi etkisi altına alan adeta büyüleyici kişiliği, onu hem tüm kuralları delen, hem de hâlâ son derece masum kılan bir adama çeviriyor.

Çoğu kişinin unutamadığı repliklerden biri de şöyledir:

"Kadınlar, kim yaratmış onları? Tanrı!
Lanet olası bir dahi olmalı...
Saçlar uzun bukle bukle; saçların arasına kafanı gömdüğün zaman sonsuza kadar orda kalabilirsin. Bir daha hiç çıkmak istemezsin.
Dudaklar, dudaklarına değince çölü geçtikten sonra içtiğin şarabın ilk yudumuna benzer...
Memeler... Oovv... Gözlerinin öündeki meme başları. İster büyük ister küçük olsunlar, deniz fenerinden farksızdırlar.
Bacaklar... İster antik Yunan heykelleri gibi, ister tahta çubuklar gibi dursun, aralarında ne var? Cennetin anahtarı..."

"Ben burada karanlıktayım!" diyerek içimizi titreten Albay, hem akrabaları hem bir zamanlar sevdiklerinin kanına dokunan yaklaşımıyla iki ayrı yüzünü gösteriyor seyirciye.

Al Pacino'nun 1992 yılında en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandığı filmin yönetmeni Martin Brest, senaryosu ise Bo Goldman ile Giovanni Arpino'ya ait...

Erkeklerin "sert" duygusallıklarını, yer yer acıklı hislerini, erkeklerin düz mantıklarını, şovenizm ihtiyaçlarını ve zayıf olduğu durumlarda bunu saklamalarını, ağlamak yerine herkese ve herşeye karşı öfkeli olmalarını olduğu gibi ortaya koyan, erkek kalbinin derinliklerini gösteren bir film aynı zamanda "Kadın Kokusu"...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 380
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2941
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster