Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
623
 

"Kanser" kader değil...

"Kanser" kader değil...
 

Ölümün adı=ÇERNOBİL

Kanser, canlıların yapı taşı olan bir hücre hastalığı, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller.

Öldürücü olması ve sık görülmesi bakımından kanser hastalığı dünyanın en önemli sağlık sorunudur. Kanserle savaşmak ve bunda başarı sağlayabilmek için halk bilinçlendirilmeli ve erken teşhisin önemi vurgulanmalıdır. Ancak daha önemlisi devletin özellikle Çernobil sonrasında ciddi bir artışla kanser hastalığı ile çarpışan Karadeniz'de ücretsiz sağlık taraması yapması ve bu konuda gereken hassasiyeti göstermesidir. Bunun için 21 yıllık bir gecikme söz konusudur.

Çernobil faciasının hemen ertesinde bu bilinçle hareket edilerek sağlık taramalarıyla kanseri erken yakalamaya çalışmak yerine televizyonlarda çay içmek ve "bakın ben içiyorum, siz de için" diyerek halkla alay etmek ve onları kandırmak tercih edildi maalesef. Avrupalı yaşıtlarının mamaları imha edilirken ülkemizdeki çocuklar önce toprak altına bilinçsizce gömülen sonra da bir kısmı çalınıp piyasaya sürülen çaylarla kahvaltılarını ettiler. Toprak altında kalan radyasyonlu çaylar ise radyasyonu önce toprağa ve suya sonra da bitkilere, hayvanlara ve insanlara geçirdiler.

Dünyada 20 milyonu aşkın kanserli hasta bulunurken, her yıl 10 milyon kişinin kansere yakalandığı, 2003 yılında 6 milyon kişinin kanserden öldüğü, 2020 yılında bu rakamın 10 milyona ulaşmasının beklendiği bir tablo var önümüzde. Dünyada her 100 bin kişiden 150-300'ünün, Türkiye'de ise her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı unutulmamalıdır.

Çernobil felaketinin üzerinden 21 yıl geçmiş olmasına rağmen henüz yeni yeni Karadeniz Bölgesi'nde kanser konusunda tarama çalışmaları ve araştırılmalara başlanması ne kadar geç kalındığını gözler önüne sermektedir.

Sağlık Bakanlığı'nın Karadeniz'de kanser vakalarının Çernobil kaynaklı olmadığını, asıl etkenin sigara olduğunu açıklaması ve ardından da 2012 yılına kadar öncelikle Sinop'ta olmak üzere 3 adet nükleer santralin yapılmasının gündemde olması bu projeleri istedikleri gibi tesis etme noktasında altyapı hazırlama telaşından başka bir şey değildir. Bütün dünya nükleer enerjiden uzak durmaya çalışırken ülkemizde tam tersi bir hızla nükleer enerji şirin gösterilmeye çalışılmaktadır.

Öncelerde kimsenin üzerinde fazla düşünmediği bu hastalık artık her yerde karşımızda. Her evde kanser hastası var ve bu sayı gittikçe artmakta. Halk çaresiz. Yetkililer çözüm yerine sorumlu olmadıklarını ispatlama çabasındalar sadece. Kayıtlar düzenli tutulmadığından veriler karşılaştırılamıyor ve artışın sebebi resmi olarak açıklanamıyor. Ama gözle görülebilecek kadar açık ve ortada her şey. Üzerini örtmeye çalışmak ve yok saymak çare değil, çözüm değil

Sağlık taraması yapılmalı. Hastane, doktor, teknik donanım yetersiz. Yörede çoktan bir onkoloji hastanesi kurulmalıydı. Yeni Çernobil'ler yeni ölümler olmasın, çocuklarımıza sağlıklı bir çevrede yaşama olanağı tanıyabilelim. Çok şey mi istiyoruz?

"Ateş düştüğü yeri yakıyor".Ben bir bir yakınlarımı, sevdiklerimi kaybediyorum tek neden kanser. Yaşamadan bu acıyı, o kadar uzak bir kavram ki, anlayabilmek imkansız. Evinizden bir "Can" çıkmadan kimsenin çığlığını yeterince duyamıyorsunuz, feryatlar göğe çıksa da Bizler bunu öyle sarsıcı bir şekilde yaşadık ki. İçimiz yanınca anladık ne demek olduğunu. Ama en korkutucu olanı, Çernobil'in etkilerinin ilerleyen yıllarda daha fazla gün yüzüne çıkacağı. Ve hâlâ yeterince bilinçli ve duyarlı değiliz.

Hiç değilse kanser haftasında her platformda hastalıkla ilgili bilgi verilmeli ve erken teşhisin önemi vurgulanmalıdır. Kanserle ilgili en küçük bir kuşkuda doktora başvurmak gerektiği unutulmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

söylücek söz bulamadım acını hissedebiliyorum.Bu duyarlılıgın göz yaşartıcı..Tebrikler çok güzel bir anlatım.Sen kendine dikkat et.Hep gül.

deniz cansin uzak 
 05.09.2007 17:14
 

öncelikle duyarlılığınız için teşekkürler....kanser bu memlekette kader değil olmamalı birileri dayattı diye ölmemeliyiz...parasızlıktan ilgisizlikten....kanser oranı her geçen gün çeşitli faktörlere bağlı olarak artıyor ve artacak...Bm 2016 yılında çernobilin etkilediği ülkelerde toplu ölümler bekliyor...ama hala duyması gerekenler isyan çığlıklarımızı duymuyor....kaleminize ve yüreğinize sağlık...teşekkürler

özlem.demirçi 
 05.09.2007 14:21
 

Merve Hanım çok acı değil mi? Ne kadar çok sıklıkta tanıdıklarımızdan birinde kanser olduğunu öğrenmeye başladık artık.. Kötü beslenme, gelişen teknoloji ile çevremizdeki radyasyonun artması, artan stress, genetiği değiştirilmiş gıdalar, hava kirliliği, su kirliliği vs.. Mayınlı bir tarlada yürür gibiyiz.. Bu konuyu yazdığınız için kutlarım.. Sevgi ile kalın..

Serdar Özdemir 
 05.09.2007 2:38
 

Duyarlı olmak, sözkonusu durum çevremizdekileri ilgilendiriyorken kayıtsız kalamamaksa, sen duyarlı bir insansın.. teşekkürler yazın için..

Gökhan ve Gökhan 
 05.09.2007 0:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3492
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

Bir sonbahar kızı. Tam bir başak burcu örneği. Kıskanç, müthiş sırcı, tam bir dost. Fotoğraf çekmeyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster