Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '07

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
4054
 

"Ke" neden "ka" oluyor?

"Ke" neden "ka" oluyor?
 

Türk abece'sinde 29 ses yer almaktadır. Bu seslerden ünsüz olanlarını tek başına söyleyemediğimizden, ünsüzlerin başına ya da sonuna bir ünlü getirerek seslendirebiliriz onları: ab, eb, ba, be; ak, ek, ke, ka... Türk abece'sindeki harfleri seslendirmedeki kural ise, ünsüzlerin sonuna "e" ünlüsü getirerek söylemektir. Bu nedenle ilköğretime başlayan herkese ilk önce bu kural öğretilir. İlkoöğretim 1. sınıf öğrecisi abece'yi okurken " be, ce, de..." deyip de "k"ye sıra gelince "ka" demez, "ke" der. Yine aynı biçimde "h"ye sıra gelince "aş" demez "he" der.

Türk abece'sinin okunuşundaki bu özellik nedeniyle, Türk Dil Kurumu'nun hazırlamış olduğu yazım kılavuzunda da kısaltmaların okunuşundaki temel kural şöyle belirtilmektedir:

"...Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde ise kısalt­manın son harfinin okunuşu esas alınır: BDT'ye, TDK’den, THY'de, TRT'den, YTL’nin. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı halde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya." (Yazım Kılavuzu, TDK)

Yukarıdaki "TDK" örneğinin sonuna "-den" ekinin gelmesi kısaltmanın sonundaki "K"nin "ke" olarak okunmasındandır. "TeDeKa" değil, "TeDeKe"dir bu kısaltmanın okunuşu.

Peki ilköğretim 1. sınıfta doğrusunu öğrenen insanlarımız, yetkili ve etkili yerlere geldiklerinde neden "TeDeKa", "SeSeKa", "KaKaTeCe", "PeKaKa" demektedirler?

Hangi mantıkla, hangi dil bilinciyle bunu yapabilmekte, anadillerine karşı böylesine duyarsız davranabilmektedirler?

Başbakanlar, bakanlar, ÖSYM başkanları, profesörler, öğretmenler "KaPeSe" , "TeDeKa" demekte sakınca görmezken sınavlara giren öğrencilerin bu konuyla ilgili soruları doğru yanıtlayabilmeleri için, kurala uygun bir biçimde "TeDeKe" diye okumaları ve bu kısaltmalara gelen ekin ünlü uymuna uygun biçimde eklendiği (TDK'den, SSK'de) seçenekleri görebilmeleri gerekmektedir; yoksa girdikleri sınavlarda o sorudan puan alamayacaklardır.

Anadilimizi yanlış kullanmak, başbakan, bakan, ÖSYM başkanı, profesör, öğretmen, yargıç, savcı, general, gazeteci, köşe yazarı, TV'de sunucu, konuşmacı... olmaya engel değil; ama okullara giriş sınavlarında öğrencilerin başarı göstermesine engeldir. Bu nasıl bir tutarsızlıktır.

Üniversiteye girmek isteyen öğrencilerin anadillerini doğru kullanmalarının istenmesi ne denli gerekli ve önemliyse, bizleri yönetmeye, eğitmeye kalkışanların da anadillerini doğru kullanmaları savsaklayamayacakları önemde bir gerekliliktir.

Anadilimize gereken özeni gösterme duyarlılığından yoksunluk, anadilimizdeki yozlaştırmaya karşı umursamazlık içinde olanlar, ulusumuzu eğitirken de yönetirken de aynı duyarsızlık, aynı umursamazlık içinde olduklarının ayrımına bile varamazlar.

Anadili, insanın kendisidir, kişiliğimizi biçimlendiren özdür; kişiliğimiz yoğrulurken oluşur anadili bilincimiz. Bu nedenle anadiline saygısızlık, insanın kendisine saygısızlığıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve olması gerektiği gibi konuştuğumda, benim söylemim "yanlış" gibi duruyor... Sevgi ve saygılarımla...

derinmavi.. 
 25.10.2007 14:58
Cevap :
Herkesin çaldığı, yalan söylediği, kişisel çıkarlarını düşündüğü yerde ve zaman da çalmıyorsanız, yalan söylemiyorsanız, çıkarlarınızı düşünmüyorsanız yadırganırsınız. Siz yanlış yerde duruyor gibi görünürsünüz. Dilimizi kullanmada da aynı durum söz konusudur. Herkesin diline duyarsız olduğu zamanda ve yerde siz yanlış bir yerde duruyor gibigörünürsünüz. Oysa yanlış yerde duran siz değisinizdir, bu konuda biliçli ya da bilinçsiz davrananlardır. Sevgiler...  27.10.2007 22:47
 

Ne teşekkür, ne de aksi bir düşünceyi belirtmiş okuyanlar. Yoksa sözünü ettiğiniz durumdan kaynaklanan bir algı sorunu mu yaşadılar diye düşünmeye başladım. Sizin gibi bir öğretmenim olmasından her zaman sevinç duydum. Saygılarımla. Menemen End.Mes.Lisesi Öğrenciniz

MuDo 
 18.10.2007 17:51
Cevap :
Sevgili Muharrem, bu yazıda değinilen sorunla ilgili duyarsızlık öylesine korkutucu ki bunu yalnızca algılama sorunu yaşamakla açıklamak olanaklı mı bilemiyorum. Dilimizin içinde bulunduğu içler acısı durumun temelinde hangi yanlışlıklar varsa, yaşadığımız bugünkü olumsuzlukların temelinde de o var kuşkusuz. Sevgilerimle... Mehmet Ali BAŞKURT  18.10.2007 21:42
 

sonunda... benmı yanlıs ogrendım acaba kaygısı bır cok seyde benı yormaya basladı artık.ya bız yanlıs ogrendık yada...ama cok sukur ki yalnız degılmısım .ınanın komık belkı ama ınsanlara ka degıl ke demekten ve bunu ısrarla ınandırmaya calısmaktan bıktım usandım.tabiki bırde yabancı kelıme sevdamız var bır alısverıse cıktıgınızda karsılastıgınız manzara newyork da yasıyormussunuz hıssı verıyor yazık........SELAMETLE..

mahmut çizmecioglu 
 13.01.2007 23:30
Cevap :
Sayın Mahmut ÇİZMECİOĞLU Andili, insanın kendisi demektir. Bu konuda bir duyarsızlık varsa, insanın kişiliğinin her yanını sarar bu duyarsızlık. "Ke"ye "ka" der, Türkçesi varken "Önünüzde ışıklı 'düğme' var; basın efendim 'butona'" der. TV'lerde halka seslenir anadili bilincinden yoksunlar. Çok da para kazanırlar dilimizi bozarak. Sanki bu insanları, anadili Türkçe olmayanlar görevlendirmiş gibi, anadilimizi bozdukları için çok para verirler onlara. Dilimizi bozunca kişiliğimizi bozacaklarını, kişiliğimizi bozunca onurumuzu yok ederek ulusal kimliğimizin dağılmasını gerçekleştireceklerini biliyorlar. Anadilim, Türkiyem parçalanıyor. Bu yıkımın yarattığı bir çığlık yazılarımız. Sevgiler... Mehmet Ali BAŞKURT  15.01.2007 0:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 2181
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

1971' den bu yana ortaokullarda, liselerde, Buca Eğitim Enstitüsü'nde, Buca Yüksek Öğretmen Okulu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster