Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '10

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
3312
 

"Kimselerin vakti yok, durup da ince şeyleri anlamaya..."

"Kimselerin vakti yok, durup da ince şeyleri anlamaya..."
 

Türkiye'nin yaşayan en büyük şairi Gülten Akın'dan bahsetmek istiyorum bugün. Aslında çok da ilgi duymadığım şiire beni çeken, beni katan kadından... Bunu daha çok dizelerle yapacağım, en güçlü silahı o çünkü Gülten Akın'ın, sözcükler... Sözcükleri ustaca kullanımı ve dizeleri bir araya getirişi çok ayrı, çok başka.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun, okuldaşım yani. Halen Ankara'da yaşıyor, geçtiğimiz ay Ankara Film Festivali'nde onur ödülü sahibi oldu. Tüyap Kitap Fuarı'nın "onur yazarı" seçildi 2004'te.

1956'da ilk kitabı Rüzgar Saati yayımlandı. Bu kitaptan çoğu kişinin bildiği bir şiir aktarabilirim. Aslında uzun ve üç bölümden oluşan bir şiirken, son bölümü Bülent Özdemir tarafından bestelendi ve Deli Kızın Türküsü adıyla Sezen Aksu'nun bir şarkısı ve onun albümünün adı oldu.

"Ben ışıklar, konfetler, bayramlar istemem/ Uzanmışım gölgeliğe bir başıma / Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan / İçten içe ürküyorum ama / Böyle de iyiyim..."

Şiirin son bölümü bestelendi demiştik, üçüncü bölümü...

"Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta / Yan garipliğine yürek yan / Gitti giden..."

Sonra 1960'ta "Kestim Kara Saçlarımı" yayımlandı. Bir şiirinde;

"Biz şimdi güzleri ayrı ayrı / Kuşları güzelsiz yüzlercesiz / Bir bakıma öldük açıkçası bu / Bir başka bakıma nedensiz evetsiz / Unutmaya yaşıyoruz günleri, doğru mu?" diyor kitapta.

Hemen ardından 1964'te TDK Şiir Ödülü'nü de kazanan "Sığda" isimli kitabı geliyor.

"Bir mutlu iğnenin yeri bu / Üç görkemli kedi şurada / Donsun kıpırtısız, sessiz / Deli kız kendiyle kalacak / Sezilsin peki, ama bilinmesin / Kim neyi kurtaracak..."

Yedi yıl gibi uzun bir aranın ardından 1971'de "Kırmızı Karanfil" isimli kitabı yayımlandı. "Ah kimselerin vakti yok durup da ince şeyleri anlamaya" dizesi hala akıllarda ve "inceliklerin şairi Gülten Akın" dendi kendisine. Kızgınlıklarını daha açık göstermeye başladı bu kitapta.

"Dünya uçurtmayla balonken / Kırmızı ve mavi tayfın bütün renklerini / Sana zehir zindan edenleri / Bağışlayacak mısın?" diye sordu kendisine "Küçük Kızın Türküsü" isimli şiirinde.

1972'de ardından "Maraş ve Ökkeş'in Destanı..."

1976'da "Ağıtlar ve Türküler" geldi. "Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi" diyordu Ağıt isimli şiirinde. Büyüyordu Gülten Akın da.

1979'da "Seyran Destanı" yayımlandı. Ara ara bu tarz kitaplara imza attı, Seyran Destanı'nı Abidin Dino resimledi. 1983'te İlahiler isimli bir kitap çıkardı. 1986'da 42 Günün Şiirleri.

Bu şiirlerde artık 12 Eylül'le hesaplaşma başlamıştı, düz yazıda da kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu bir yandan. Bir şiirinde "büyüyüp de 17'ine geldiğinde baban sana idamlar alacak" diyordu Erdal Eren'i kastederek. Edip Akbayram tarafından da şarkı halinde söylendi sonradan bu şiiri Gülten Akın'ın.

1991'de Sevda Kalıcıdır dedi. Umutsuzluk damarı yakalamıştı sanki bir köşesinden onu, "gün bu yediveren umuda karşılık gelmiyor" diyordu çünkü, ama büsbütün bırakmış da değildi kendini, "bir yerlerde bir Ağustos kalmış olmalı.."

Aynı kitapta belki de Gülten Akın'ın en çok bilinen şiiri vardı. "Seni Sevdim."

"Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim / 'Uyandım bir sabah' gibi değil, öyle değil / Nasıl yürür özsu dal uçlarına / Ve günışığı sislerden düşsel ovalara / (...) Seni sevdim, artık tek mümkünüm sensin..."

1995... "Sonra İşte Yaşlandım..."

Bir roman kadar uzun bir tümce diye niteliyor bunu Gülten Akın daha kitabın ilk şiirinde. İyice olgunlaşmış bir kadının şiirleri kitaptakiler.

1998'de sıra "Sessiz Arka Bahçeler" isimli kitaba gelir. Birçok kitabı gibi bu da ödül alır. 1999'da Antalya Altın Portakal Şiir Ödülü..

"Ağıdını bana dirhem dirhem paylaştıran komşum / Sevinçlerin var mı, nerede / Niye onları hiç bilmiyorum?.."

2003, Uzak Bir Kıyıda...

"Bütün öyküleri yazdı tüketti, bir kendi öyküsü kaldı içinde..." diye başlıyordu kitap, kendi öyküsünü anlatıyordu belli ki artık Uzak Bir Kıyı'dan..."En ağır sınavdan en saf olan geçer / öder geçer" iki dizenin bir araya geldiğinde ne kadar vurucu olabileceğini kanıtlar gibiydi adeta.

Ve 2007, "Kuş Uçsa Gölge Kalır..."

"Ötekini oku, derinde, dipte duranı" diye başlayan Gülten Akın'ın tek tek şiirlerini paylaştığı son kitap. Üç yıldır yeni dizelerini okuyamıyoruz Gülten Akın'ın, yakın olmayan bir zamanda Kitap-lık dergisinde üç şiiri yayımlanmıştı o kadar. İyidir diye umuyorum ve tabii yepyeni şiirlerini okumak için de sabırsızlanıyorum "incelikler şairinin."

Yine onun dizeleriyle bitirmek istiyorum yazıyı. Kuş Uçsa Gölge Kalır'dan...

"Bende bir Gülten kaldı / Hangi bağa diksem yabancı..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

baban sana idamlar alacak şiiri "Grup Yorum" ile hayat bulmuştur. Edip Akbayram sadece şarkı okur. Bestecilik yanı yoktur. Gülten Akın Anadolu'nun en güzel, çağdaş ozanıdır. Selamlar sevgiler.

Ş ODABAŞI 
 16.04.2010 9:18
Cevap :
Ben yazıda zaten bestenin Edip Akbayram tarafından yapıldığını iddia etmemiştim, şarkı olarak söylendi dedim. İlk yorumun kim tarafından yapıldığını ve bestecinin kim olduğunu bilmediğimden öyle söyledim. Teşekkürler.  16.04.2010 12:38
 

sahibiyle karşılaştım burada.teşekkürler...

blue_prince 
 14.04.2010 20:44
Cevap :
Seni Sevdim'i kastediyorsunuz tahminimce, aracı olduysam ne güzel. Gülten Akın'ın diğer şiirlerini de okumanızı öneririm haddim olmayarak bu vesileyle.  14.04.2010 22:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülteliyim. Seyahat benim için bir tutku, her fırsatta bir yerlere ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster