Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
207
 

"Kimseye sormadan" olur mu?

"Kimseye sormadan" olur mu?
 

Başbakana sorarsanız olur. Hem de “Bal” gibi olur…

Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümetin bir yıllık Eylem Planı’nı açıkladığı toplantıda, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması konusuna noktayı koydu. Öyle bir ”Nokta” koydu ki, koyunca oturtturdu.

Merkez Bankası’nın bu taşınmayı istemediğini bizzat Başkan Yılmaz’ın açıkladığının anımsatılması üzerine, "Kanunsa kanun, çıkartırız. Merkez Bankası alacağı kararlarda bağımsızdır. Bu konuda hükümet karar verir" dedi ve ekledi; "Bunu hiç kimseye de soracak değiliz."

İşte Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın üstün demokrasi anlayışı bu…

<ı>"Bunu hiç kimseye de soracak değiliz."

<ı>

Bu güne kadar hangi konuyu kime ne kadar sorduğu da bu ifade ile belli oluyor.

Şu artık açıkça belli ki, Sayın Başbakan, eğer üçüncü bir dönem daha “İktidar” olma başarısını gösterirse, bu kez “Başkent”i[1] de İstanbul’a taşıyabilir.

Böylece muradına ermiş, cumhuriyetin tüm izlerini Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinden silip atmış olur.

Eğer dördüncü bir dönem daha “İktidar” olma başarısını gösterirse, bu kez “Cumhuriyet”in adı ve çeşnisi de değişebilir.

Örneğin “Osmanlı Cumhuriyeti” olabilir ayrıca “Ulema”nın ayrıcalığı ile “Hilafeti” de getirebiliriz.

Nasıl olsa her konuda <ı>"Bunu hiç kimseye de soracak değiliz" anlayışı ile gidiyoruz.

Ülke yönetimi bu anlayış ile yapıla giderse, gün gelir atasözünde olduğu gibi ya “Küstürürüz” ya de bir yerlerimizi “Kestiririz” olur biter…

Türkiye’deki iktidar partisinin <ı>"Bunu hiç kimseye de soracak değiliz" tarzındaki gidişi hayırlara işaret değil.

Bu düşüncemizi defalarca anlattıkça, her seferinde karşı fikirler ortaya atılıyor ve Türkiye’nin bizim düşündüğümüz gibi “Kötüye” gitmediği savunuluyor.

Fikirdir, saygı gösteririz ama bir taraftan da gidişata dikkat çekmek isteriz.

Biliyoruz ki yıllardan beri “İstikrar”ı yakalayamayan, tek parti iktidarı özlemini çeken ve bunda umut arayan milletim, nereye doğru gittiğinin farkına varmalıdır. Zaman geçtiğinde, tüm umutlarının tükendiğini görmeden…

“Demokrasi”nin Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi olduğunu artık kreşe giden çocuklar bile biliyor. Ancak tek başına “Demokrasi” kavramı artık “Yeter” durumda değildir. Mutlaka önüne bir “Katılımcı” kelimesini eklemek gerekir.

Yani, toplumun kişileri ve kurumlarıyla geniş katılımının sağlandığı demokratik yapılanma biçimi…

Konuya bu açıdan baktığımızda, <ı> "Bunu hiç kimseye de soracak değiliz" düşüncesi, “Demokrasiye” yani “Sayısal demokrasiye” uysa da “Katılımcı demokrasiye” uygunsuz olduğu ortadadır.

<ı>"Kanunsa kanun, çıkartırız” söylemi de “Sayısal güç”ü anlatmaktadır.

Endişe etmek ve hatta korkmak gerekir ki “Sayısal güç” gelecekte “Dikta”ya doğru yönelir.

Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti devleti “Dikta” rejimini artık toprağa gömmüş ve bunu tekrar gündeme getirmeye kimsenin gücü yetmezse de, insanların soluk almalarını, mutlu yaşamalarını engelleyici bir yönetim biçimidir.

Kömür çuvalı ve iaşe kolisi sayının artmasından medet umarak ve buna dayalı güç ile iktidarda durmak, “Katılımcı demokrasi” için yeterli değildir.

Bu gerçekleri Sayın Başbakan’a kim anlatacak?

Elbette milletvekili umudunu yitirmek istemeyenler değil. Bu gerçeği ancak “Millet” anlatabilir, o da yine umudumuzu kesmediğimiz ve sıkıca sarıldığımız “Katılımcı demokrasi” ile olması gerekir.

Yani… Sandık önümüze gelince…

Eğer sandığın içine de “Kömür çuvalı” ve “İaşe kolisi” konulmaya devam ederse, oradan da bir şey çıkacağını “Şimdilik” sanmıyorum.

12 OCAK 2008


[1] Tabi Anayasa’nın “Değişmez” maddelerini değiştirmeye "güç" yeterse…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sözünü ettiğiniz gerçekleri Başbakan'a anlatan mebzul miktarda insan vardır. Bakın, siz bile anlatmışsınız. Fakat iki de bir kömür ve gıda torbasından yola çıkarak, sürekli iktidarı eleştirenlere bu ülkenin gerçeklerini kim anlatacak? Sanki altı yıl önce kişi başına gelir 30 bin dolardı, herkesin geçinebileceği bir işi vardı da bu iktidar milleti işsiz ve parasız bıraktı. Şimdi de kömür ve gıda dağıtarak gönül yapmaya çalışıyor öyle mi? Bazı şeylere fikren karşı olmak, gerçekleri değiştiremez. Bu ülkede malesef fakir ve muhtaçlar vardır. Bu yalın ve acı bir gerçektir. Sorumlusu da bu iktidar değildir. Mevcut şartlarda istense bile herkese iş bulmak ta mümkün değildir. Bugünü eleştirilmeden önce, geçmiş 84 yılın bir muhasebesi yapılmalıdır ki, son altı yıla ne pay düşecek bir görelim. Ben böyle düşünüyorum. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 12.01.2008 22:40
Cevap :
Sayıon Hüseyin ATACAN... Biraz önce yeni yazıma başlamak üzere bilgisayarımın başına oturduğumda, ne yazacağımı planlamıştım. Ondan önce her hangi bir "Yorum" var mı diye kontorl ettiğimde, sizin yorumunuzu gördüm ve okudum. Söylediklerinize aynen katılıyorum, çünkü bu gün yazacağım yazı, olayın bu tarafını, yani sizin vurguladığınız tarafı anlatacaktı. Umarım yazıyı yazar bitiririm ve o yazıdan sonra da görüşlerinizi beklerim. Çok teşekkür ediyorum... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  13.01.2008 13:03
 

off ki ne of. ben artık söyleyecek söz bulamıyorum. Yazdıklarınıza katılıyorum.Sevgilerimle

Ozlem Ozkulak 
 12.01.2008 20:04
Cevap :
Yorumunuz ile katkı verdiğiniz için teşekkür ederim... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  12.01.2008 20:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 897
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster