Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '15

 
Kategori
Magazin
 

‘Kırmızı’da Aşk başka!

‘Kırmızı’da Aşk başka!
 

Aşk; kimilerini kanatlandıran, kimilerini ağlatan icabında güldürürken süründüren bir duygu fırtınası… Herkese göre tanımı da farklı, yaşanma şekli de. Zaten ‘Gerçek aşk, daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir’ diyerek aşkın tarifini yapan Tolstoy da, ‘Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da aşk çeşidi vardır’ sözleriyle aşkın değişkenlik gösterme gerçeğini çok güzel özetlemiş...

Kısacası; kökeni, antik çağlara uzanıp devamında Aziz Valentine Günü’ne dayanarak yol alan ve 14 Şubat 1800’den itibaren de yaygınlaşmaya başlayıp günümüzde tam anlamıyla ticarileştirilen ‘Sevgililer Günü’nün ana teması olan ‘aşk’, nasıl algılanıp yaşanırsa yaşansın nihayetinde insanlığın ihtiyaç duyduğu bir enerji, yaratıcılık ve sanat motivasyonu!

Tüm insanlarda ve dahi hayvanlarda olması gereken bu duygunun, yaşamın devamına katkısı, hormonal ve psikolojik etkileri bir yana toplumsal yapının oluşmasında da büyük bir rolü bulunmakta. Bunun ötesinde en büyük katkısıysa kuşkusuz, kurgu dünyasına…

Ekranlarımızdaki aşk halleri istemediğiniz kadar bol çeşitlilikte malumunuz... Görünen köyün hal ve gidişatını tarife gerek yok. Aşk, çoğu kez aşklıktan çıkıp kadınlar veya erkekler arasındaki lastik gibi uzayan kısır çekişmelere, adam kapmacalara dönüştürülmüş durumda.

Birileri çıkıyor, uyarlamanın uyarlaması söylentilerini de peşine takarak, romantik komedilerle sulandırılmış aşk hallerine tanıklık ettirip ‘‘Kiraz Mevsimi olunca aşk böyle aptallaşarak yaşanıyor herhalde’’ diye düşündürüyor.

Bazıları da aşkın ‘Bedel’ ödemek olduğu mantığıyla işi daha ciddiye alıp, sağlam temellere oturan bir aşk üçgeni yaratan ‘Bedel’in duygusal çatışmacılığında, kıskançlıkla intikamcılığı buluşturan aşkı yaşatıyor ekran başındakilere.

Gerçek şu ki, ‘Aşk Yeniden’ diyeninden tutun da ‘Sevdam Alabora’ karmaşasına, ele alınış ve işleniş biçimi nasıl olursa olsun televizyonda ‘aşk’sız dizi bulmak imkânsız. Yani gerçek yaşamda aşkı, hoyratlık ve şiddetle yok etmemize karşın, kurgulardaki aşkları izlemeye pek bir meraklıyız! ‘Yaşayamıyoruz bari izleyerek tatmin olalım’ mı deniyor acaba?

Sinemada da durum pek farklı değil aslında. Her yıl sürüsüne bereket aşk filmi çıkıyor. Tabii hepsini ‘başarı’ noktasında aynı kefeye koymak mümkün değil. Kimisi çok şapşirik bir dille sunuyor aşkı, kimisi de televizyonda tadı damakta kalan bir ikiliyi ‘Aşk Sana Benzer’ diyerek buluşturarak yansıtıyor aşk olgusunu.

Geçmişten geleceğe gözlerimizi çevirdiğimizdeyse, Jua Film’in yapımcılığını üstlendiği ‘KIRMIZI’nın aşk halleri dikkate değer nitelikte çıkıyor karşımıza!

Biz de ‘Muhteşem Yüzyıl’ın dış satış rekorunu kırmakla yetinmeyerek ‘Karadayı’yı da yerinden eden ‘Paramparça’yla ekranlarımızda olup, senaryo gelişimi sayesinde dizideki pozisyonu daha bir anlam kazanan Cemal Hünal’ı bambaşka bir yüzüyle seyircisiyle buluşturmaya hazırlanan ‘Kırmızı’yı, kısaca size tanıtalım istedik. Aşk günlerindeyiz ne de olsa…

 

ROMANTİZM VE FELSEFE ‘KIRMIZI’DA…

Aşkın rengi ‘Kırmızı’dır ya, galiba filizlenme mevsimi de bahar olmalı… ‘Kırmızı sadece bir renk değildir’ sloganıyla yola çıkarken Cemal Hünal’a gitarıyla serenat yaptırıp farklı konusu ve kurgusuyla sinemadaki aşklara alternatif olan ‘Kırmızı’cılar da böyle düşünmüş ki, kurguladıkları aşkı seyirciye daha iyi hissettirebilmek için Nisan’da gösterime sokmayı planlamışlar.

Peki, eline gitarını alıp sahneye çıkan ve ‘Sevgililer Günü’ için özel serenat görüntüleri hazırlanan Cemal Hünal’ın aşkı, insan psikolojisinden çağrışımlarla aktardığı ‘Kırmızı’ nasıl bir film?

Her şeyin kırmızı olduğu atmosferde aşkı nasıl yaşayıp bizlere ne şekilde aktaracaklarını ancak filmi bütünüyle seyrettiğimizde görecek olsak da, tanıtımlarının bu konuda olumlu ipuçları verdiğini söyleyebiliriz.

Öncelikle televizyondakinin aksine, oyunculuk yeteneğini filmlerde daha net ortaya koymayı başardığını gördüğümüz Cemal Hünal’ın on parmağında on marifet olduğunu ispatlayan bir iş ‘Kırmızı’… Sezen Aksu’nun sevilen eserlerinden olan Kalbim Ege’de Kaldı parçasını gitarı eşliğinde çok duygulu seslendiriyor. Bu müzik performansı, onun oyuncu duruşuna bir başka anlam katmış diyebiliriz. Bunun dışında Cemal Hünal’ın aşk adamı rollerinin yanı sıra gerilim konularında yer almaya fazlaca müsait olduğunu da izleyeceğiz ‘Kırmızı’da…

Filmde Umut rolünü üstlenen Cemal Hünal’a eşlik eden Aslı karakterine gelince… ‘Dabbe 2’de Ece’yi oynayarak korku-gerilim deneyimi yaşayan ve pek çok diziyle ekranda yer bulan Leyla Göksun, Cemal Hünal’ın partneri… Yağmurun, uykunun ve ölümün tek kişilik olmasına karşın aşkın çift kişilik yüzünü vurgulayan ‘Kırmızı’da da gerilimle karışık aşkın dramasını yansıtmakta başarılı olacağını düşünüyorum.

Bu ikilinin dışında filme baktığımızda ‘Kırmızı’nın kadrosunun az ama öz isimlerle oluşturulduğunu görüyoruz…

Tiyatrocu kimliğinin hakkını, sinema ve televizyondaki işlerde gösterdiği performansla veren ve en son ‘Kocamın Ailesi’ndeki Mahmut karakteriyle ekrana gelip başarılı oyunculuk sergilemek için rolün derecesinin önemli olmadığını ispatlayan Bülent Ergün bunlardan biri… Ergün’ün Turgut’u canlandıracağı filmde bir diğer tanıdık yüz, Selim Bayraktar.

‘Muhteşem Yüzyıl’daki Sümbül Ağa’nın mizahi yüzünün tam tersi bir karakterle rol aldığı ‘Aşk Sana Benzer’de etkili bir kötücül olan Selim Bayraktar, Yücel Müştekin’in yazıp yönettiği  ‘Kırmızı’da Gökhan karakteriyle Cemal Hünal’ın en yakın arkadaşını canlandıracak. Eminim burada da oyunculuğunu konuşturup rolünün hakkını verecektir.

Anlayacağınız başarılı programlarıyla televizyondan tanıdığımız Tayfun Talipoğlu’nun deli bir filozofu canlandırarak yer aldığı ve Adeliye Yurasli, Ali Balkan Avcı gibi isimleri bize tanıtacak olan yapımdaki kadro, romantizmi ve felsefeyi gerilim atmosferinde harmanlamak için ideal.

Aşk ikilisini Cemal Hünal-Leyla Göksun çiftiyle yaratıp Aslı ve Umut’un ilişkilerinin birinci yıl kutlamasındaki eğlence ve aşk dolu dakikalara tanıklık ettirmenin ardından Beyoğlu’nun arka sokaklarındaki yıkık dökük apartmanın izbeliğine götürerek, kapıcı dairesindeki çiftten başka kimsenin oturmadığı terk edilmiş binada gizemli ‘kırmızı bavul’un içindekiyle gerilimini başlatacak olan ‘Kırmızı’ için son sözümüz, oyuncu kadrosundan konusuna güzel şeyler vaat ettiği yönünde!

‘Polis Akademisi Alaturka’, ‘Hayalet Dayı’ gibi galaları yapıldığı halde daha uygun zaman kaygısıyla gösterim tarihleri ertelenen yerli filmlerin vizyon gerçeğinde, daha derin analizlerle ‘‘Kırmızı’da aşk başka’’ diyebilmek için, ‘Kırmızı’yla Nisan’da görüşmek umuduyla…

 

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakmak isteyeceğim. Mayıs ayı benim için rahat bir ay olacak. İnanın asgari ücretimi asgari kullanıyorum. Sinema bize gittikçe lüs olmaya başladı, aslında kafa dinlemeye bire bir...

İbrahim ARSLAN 
 14.02.2015 20:01
Cevap :
Ne yazık ki günümüz şartlarında en doğal sosyal aktiviteler bile lükse dönüştü... Yorumunuz için teşekkürler:)  14.02.2015 22:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1145
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1600
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster