Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
669
 

"Korku şeytanın mayasıdır!"

Merhaba;

Bulutlu, yağmurlu ama ılık bir nisan ayında İstanbul yine güzel.Her yerde açmış kiraz ağaçları; o bembeyaz çiçeklerin yapraklarını yağmurla birlikte biz pazara gidenlerin ayaklarına serdiler. Grimtrak cadde ve sokaklarda bu beyaz tanecikler, baharın ılık, ot ve toprak kokulu nefesini ciğerlerimize doldururken, herşeyin yolunda gideceğine inanmamız için eşit ve düzenli aralıklarla serpiştirilmiş gibiydiler.

Bu sabah tipik bir kumarbaz gibi sabahın 05:30'unda eve bırakıldım. Sokağın kenarında arabadan inip, eve yürümem 20 adım bile değilken içimi bir korku sardı aniden. Hava karanlık ve bizim sokak ıssızdı ve biliyorum ki otoparkın içinde dinlenmeye çekilmiş 5 ila 6 köpek kulaklarını dikmiş ve uyur uyanık vaziyette, geleni geçeni kolluyordu. Onların hepsi bana alışkındı. Bende onlara alışkındım ama aralarına yeni karışmış iki adet simsiyah “azman” köpekle aramızda bir iletişim oluşturamamıştım. Kazara popomu ısırtmam işten bile değildi. Hele bu karanlık ve saatte!


Korku yüreğimi sardıkça adımlarım hızlandı, bir köpek havladı ve birden koşmaya başladım eve doğru..Artık apartmanın bahçesine girmek üzereydim ve hepsi karanlığın içinden avaz avaz bana doğru uçarcasına geliyordu. Allahtan en önde koşan bizim, tanıdık gariban, ön ayağının biri aksayan, öksürük sesli, acıklı bakışlı kırmaydı. Ve beni tanıdığından apartmanın bahçesine dalmadan, geriye doğru havlayarak hız kesti. Anahtarımızın elektronik olmasına dua ederek kapıyı otomatik açıp içeri dalmama ve kapıyı kapatmama rağmen, yüreğimin ağzımın içinde yuvarlanarak pompalanmasına engel olamıyordum. Aslında gelmiyorlardı artık. Ama içerden güvenle dışarıyı kolladım. Hiç biri yoktu, sadece havlamaya devam ediyorlardı. Muhtemel o yeni iki köpeği ikna etmeye çalışıyorlardı. “Merak etme kardeş, o yabancı değil” falan gibi cümleler içeren havlama çeşitlerine kendimi inandırarak eve çıktım. Ohh ev gibisi yok!

Şu korku ne kötü bir şey! Eğer yıllarca yaptığım gibi korkmadan aralarından geçebilseydim onlar sadece esneyerek ve kulaklarını dikerek beni izleyeceklerdi. Hatta bazıları saygıyla korkarak yerinden çekilip yol verecekti. Ama korkum bana, onları gözümde büyüttüğünden dolayı kaçma dürtüsü yaratmış ve ben kaçmaya başlayınca kovalanmam gerektiğine inanan köpekler tarafından tacize uğramıştım.

Korkunun bir insana yaptırmayacağı şey yoktur.Çok korkarsak onun esiri oluruz. Aslında onu büyüten ve korkunçlaştıran biziz ama bile bile korkularımızı beslemeye devam ediyoruz.

Ben bu hafta korkularımız sayesinde güç kazanan düşmanlarımızı düşündüm. Vatanımızı bölmeye çalışan iç ve dış düşmanlarımız, özellikle dinimizi şeytani bir kisveye sokmuş, kimini böylelikle egemenliğine alırken, kiminde güç timsali bir görüntüye bürünmüştür.
Kimiyle aynı paralelde olsa bile; onlara karşı efendilik içeren bir hakimiyet, karşıt görüşlü olanların çoğuna ise “bunlarla başedilmez, çok güçlüler” yargısı ile teslimiyete doğru giden bir eziklik yaratmışlardır.Biz küçükken dindar insanlara saygı duyardık, onlardan korkmayı aklımızdan bile geçirmezdik. Çünkü din, bize sevgi temelinden verilmişti. Korku temelinden değil!

Biz Türkler asla dini öcü, dindar insanları ucube gibi görmedik. Araplarda ise durum tam tersidir. Din korku imparatorluğu ile yönetilmektedir. Biz bu elbiseyi hiç bir zaman giymedik. Şu son yıllarda ise herşey tersine dönerek bizler araplaştırılmaya çalışılıyoruz. BU pis oyun her kimin işine geliyorsa Türkiye’ye faturası çok ağır olacaktır. Ve biz hiç bir şeyden ders çıkaramıyoruz. 15. yüzyıl Avrupa’sının hristiyan engizisyon mantığı ile bizim gibi olmadığına inandığımız herkesi yakıp kesmeye kalkışıyoruz. Ve ben bunu çok ŞEYTANİ buluyorum.

Din elden gidiyor feryat figanlarıyla yakılan insanlara, kesilen tırnağı kadar değer vermeyen insan mı cennete gidecek! Ya da ölen Meral Okay’ın ardından türlü hakaretler eden din bezirganı, şirret şeytanlar mı girecek cennete? Ben tanrı olsam; kendi gazabımdan sakındığım “kul”larımı (rahatlıkla yakanların) hepsini cehennem ateşinde bir güzel sınardım. Ben hiç birine kıyamazken, benim yarattığımı sen nasıl horgörürsün diye cezalandırırdım. Oysa “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” ne güzel bir sözdür değil mi?
Ve biz Osmanlı İmparatorluğundan beri “senin dinin sana, benim dinim bana” anlayışı ile yaşadık. Fakat son yıllarda kimse birbirinin dini yaşantısını beğenmez oldu. Herkeste aşırı boyutlara varan hoşgörüsüzlük var. Bu acil olarak düzeltilmezse iyi niyetli olan herşey heba olacak. Dilerim bu çirkin savaşta ilahi olan kazanır. Şeytani olan değil!

Zira şeytan dindar gözükmeye çalışıyor bu devirde. Herkesin cezasını tanrının yerine kesmeye başladı. Bu aklı selim olanları iyice dinine yabancılaştırıyor. Yoksa maksat bu mudur diye düşünüyorum bazen. Korkunun esaretine aldığı dindar köleler ve korku ortamının yarattığı büyücül ortamda farenin bize aslan gözükmesi!. Bu sayede toplumca “dil tutulması” yaşamamız!.

Tüm şeytani olanların gözümüzde netlik kazanması dileğimle mutlu hafta sonları, ülkem için huzur ve bolluk dolu yıllar olsun!

 

Ataşehir Haber Servisi

 

Berrin Aksu 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçen bir gece 4 saat bir şeytanla dostça sohbet ettiğimi ertesi gün anladım ve insan kılığında şeytanların olduğuna iman getirdim...

Kadri KANPAK 
 20.04.2012 21:21
Cevap :
İnsan sonradan farketse bile tüylerini diken eden anlar onlar. Ama geçte olsa farkedebilmek güzel. Hepimize onları hayatımızdan eleyebilmek nasip olsun. Çok zor, çünkü çoğu melek görünmeye gayret ediyorlar. Sevgiler  21.04.2012 2:13
 

Öncelikle eğer köpeklerden korkarsanız bir korku bulutu salarsınız ve bunu köpekler görür. Aslında bir çok hayvanda bu var. Bu yüzden köpek gördüğünüzde tırsmamaya çalışın :) Bunun yanı sıra söyledikleriniz güzel. Ancak bir şeylerin değişeceğini sanmıyorum. Her konuda rant sağlamaya çalışan birileri bu dünyada her zaman var olacaktır. Bu esnada konuya uyan bir söz vardı. Hangi filmdi hatırlamıyorum ama şöyle olması gerek " Tanrı dünyayı bir karınca yuvasının içinde yarattı ve küçük bir çocuğun eline verdi."

Volkan Aktas 
 18.04.2012 14:17
Cevap :
Merhaba Volkan Bey, her türlü duyguyu büyüten ve onun içinde boğulan bizler için söylenmiş, yaşamın elimizdeki oyuncak olduğu bilincine varmamız gerektiğine dair bu sözü paylaştığınız için çok teşekkürler ve sevgiler  18.04.2012 15:27
 

Merhaba, şeytan kimin elçisi? Ülkenin yarısı şeytanla işbirliği yapıyor. Ancak olan yine gariban halka oluyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 17.04.2012 14:46
Cevap :
Malesef Mesut Bey, çok haklısınız. Halkımızın uyanmasıda çok zor görünüyor. Çünkü milleti açlıkla terbiye ediyorlar. Sevgiler  17.04.2012 22:39
 

"Şeytan dindar gözükmeye çalışıyor bu devirde"... İşte mesele bunu fark edebilmekte... Elinize sağlık. Evet, korku şeytandan, cesaret Allah'tandır. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 16.04.2012 9:22
Cevap :
Doğru söylüyorsunuz ve bu devirde Allah kurtarsın bu milleti artık! Teşekkürler yorumunuz için. Sevgiler  17.04.2012 22:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 262
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 476
Kayıt tarihi
: 18.12.10
 
 

Üniversite mezunuyum. Dekoratörüm. Yazmayı çok seviyorum. 200 kadar şiirim var. Sinema ve tiyatro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster