Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
380
 

“Köylüler Topraklarını Terk Ettiler”

“Köylüler Topraklarını Terk Ettiler”
 

Siyasetin boğucu gündeminden biraz uzaklaştığımızda ülkenin real sorunlarıyla yüz yüze kaldığımızı görüyoruz.  Ancak bu durumda bile, gerçek sorunlar hakkında maalesef yeterince konuşma ve tartışma imkânımız da olmuyoruz. O zaman da sorunlar kartopu gibi katlanarak devam ediyor…

Bakınız, kırmızı et konusunda geldiğimiz nokta bunun en açık kanıtıdır. Çünkü bu sorun,  aslında sadece tüketicinin pahalı veya ucuz et yemesi/yiyememesi sorunu değil. Bu, aslında çiftçiliğin iflası ve köylünün kentlere göçmesi sorunudur. Şimdi ‘yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal’ misali ne yapılırsa yapılsın, bir taraf zarar görüyor.

Sorun daha derinlere kayarak ekonomik ve sosyal dengeleri sarsacak hale geliyor. Nitekim bugün devletin sağladığı bazı imkânlara rağmen, köyden kente göçün önü alınamıyor. Köyden  çıkan yeni kuşak, kırsala asla dönmediği gibi, eski kuşak da artık çiftçilik yapmak istemiyor. Bu durumda, eğer zamanında ve yeterince önlem alınamazsa sonuçları ülkenin geleceği için ağır olur.

Bundan dolayı köylünün topraklarını terk etmesi, çiftçilik yapmak istememesi, özellikle yeni kuşağın kesinlikle köye dönmek istememesi çok iyi analiz edilip, sosyal ve ekonomik önlemler buna göre alınmalıdır.

Öncelikle tarım sektöründe politika belirlerken, günübirlik değil de, uzun vadeli sonuçlar dikkate alınarak düzenlemeler yapılmalıdır. Evet, çok hızlı gelişen dünyada ülkenin kalkınması için de aynı hızda politikaları devreye sokmak  önemlidir.  Ancak bunlar temel politikalara zarar vermemelidir.  

Ayrıca özellikle, çiftçilik/hayvancılık gibi sıkıntılı sektörlerde vergi artırımı konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Şüphesiz bir devletin temel gelirleri vergilerden oluşur. Bunun için vergi toplamasından daha normal bir şey olamaz. Ancak hükümetler, darda kaldıklarında akıllarına gelen ilk şey,  vergileri artırmak olmamalıdır. Veya vergi artırımında, herkese ve her sektöre aynı vergiler konmamalıdır.

Bakınız Osmanlının geri kalmasının bir nedeni de köylülere yüklenen vergiler ve buna bağlı yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler olmuştur. Halka ağır vergiler yüklenmesinden dolayı, vergilerini karşılayamayan köylüler,  topraklarını terk etmişler. Üretim durmuş, kentlere göç başlamış. Yine bu vergiler,  isyan çıkarmak isteyenlere bahane olmuş ve Celali isyanları gibi kanlı olaylara sebebiyet vermiştir.

Dolaysıyla hem devlet istediği vergiyi toplayamamış hem de iç huzursuzluklar nedeniyle geri kalmıştır.

Bu durumun önüne geçmek için, tam tersi bir uygulama yapılması daha yararlı olur. Yani vergileri artırmak yerine,  azaltmak. Bu da iktisatta bir teoridir. Çünkü ilk sosyolog olan İbni Haldun’a göre bir devletin vatandaşına yüksek vergiler yüklemesi, kendi aleyhine sonuçlar doğurur. Çünkü yüksek vergi, vatandaşın elindeki sermayenin azalmasına, bu da girişimciliğin gerilemesine, o da üretimin, dolayısıyla üretimden alınan vergi gelirinin düşmesine neden olur.

Aynı durum Osmanlı’da yaşandı. Faturasını bizimle beraber tüm Müslümanlar ödediler.

Şimdi o durumda değiliz. Ama vergiler bu seviyede artarsa nereye gideceğini kestirmek de mümkün değil.

Bir avuç köylü kaldı. Onlar da  topraklarını terk etmeden önlem alınmalıdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 450
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster