Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '10

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
1468
 

“Kriyobiyoloji” ve İnsanoğlunun ölümsüzlüğe doğru hızla ilerleyişi...

“Kriyobiyoloji”  ve İnsanoğlunun ölümsüzlüğe doğru hızla ilerleyişi...
 

Erhan Soysaltürk; Pazarlık ettim 8000 $ anlaştık. bende donmaya gideceğim...(RadyoM)


İLİM VE BİLİMDE DEVİNİM Mİ, HURAFELER Mİ…?

İnsanoğlunun yaşamına, düşüncelerine, araştırmalarına, hayatına dair aklınıza gelebilecek ne varsa; sanat, teknoloji, tarihin kaydettiği medeniyetlerin oluşmasına, savaş ve barışlara dahi iki olgunun kaynaklık ettiğini görüyoruz.

Bu kaynakların ne olduğuna baktığımız zaman ise karşımıza çıkan kavramlar ilim ve bilim oluyor.

Yaradılış amacını sorgulayan, insanoğlunun yaratıldığından beri kafasından söküp atamadığı,

"Ben kimim, niçin varım, nereden geldim, neredeyim, nasıl yaşamalıyım, nereye gideceğim?"

Türünden soruların cevabı olan, onlara varlık felsefesini, yaratılış amacını, yaratıcısının kim olduğunu, nasıl yaşaması gerektiğini, varacağı yeri anlatan ilim.

Yaşadığı çevreyi, kendisinin ve çevresindeki varlıkların tabiatını, yaşam koşullarını, hastalıkları ve tedavi şekillerini, elinin ulaşamadığı ama düşünce ufkunu da varmaktan alıkoyamadığı güneşi, gezegenleri, galaksi sistemlerini tanımasına yardımcı olan bilim…

Biliminin yaratıcısı olan insanoğlu, yaratıcının kendisine bahsettiği meziyetleri kullanarak yeni bilinmezlerin peşine düşüp, bilim sınırlarını genişletiyor.

Çünkü o ilahi, kendisindeki sıfatlarını yalnızca yarattığı insanoğluna verdiğine işaret ediyor…

“KRİYOBİYOLOJİ” ve İNSANOĞLU ÖLÜMSÜZLÜĞE DOĞRU HIZLA İLERLEYİŞİ…

Geçtiğimiz günlerde gazetelerin bir köşesindeki küçük bir haber belki birçoğunuzun dikkatini çekmemiş olabilir.

Ancak ben uzun yıllar yaşamak arzusunda olduğum için rderhal habere dikkat kesildim…

Haberde;

Rusya’da kendilerini “transhümanist” olarak adlandıran bir grubun kurduğu KrioRus Merkezi, klinik ölümü gerçekleşmiş, ama beyin hücreleri henüz ölmemiş kişileri para karşılığı -196 derecede dondurarak yeniden canlanacakları ana kadar özel kapsüllerde saklıyor..

Uzmanlar, saklama hazırlıkları öncesi cesette son operasyonları yapıyor.

2005 yılından bu yana faaliyet gösteren KrioRus “Cyronics”, yani “kriyobiyoloji” alanında ABD dışındaki ilk, ceset ya da organ saklama olanağına sahip dünyadaki üç kuruluştan biri.

“Kriyobiyoloji” yasal olarak ölmüş, yani kalbi durmuş kişilerin özel koşullarda dondurularak gelecekte teknolojinin ilerlemesinin yardımıyla canlandırabileceği ve daha sağlıklı ve uzun bir hayat sürebileceği tezine dayanıyor.

BU ÖNGÖRÜNÜN VE ÇALIŞMANIN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPANLAR, “TRANSHÜMANİSTLER”

“Transhümanistler”, kadar ertelenebileceğine inanıyor. teknoloji ve bilimin insanoğlunun hastalık ve yaşlanma, hatta ölüm gibi sorunlarına çözüm bulabileceğine, yani ölümün uzun süre, belki de sonsuza kadar ertelenebileceğine inanıyor.

Milliyet’in ziyaret ettiği Alabuşevo köyündeki KrioRus merkezindeki kuru buz dolu dev özel kabinde, bir gün yeniden canlanacakları umuduyla dört kişinin cesedi saklanıyor.

BU KİŞİLERİNDEN İKİSİ UKRAYNALI, DİĞERLERİ İSE HOLLANDALI VE ESTONYALI

Merkezde devam eden onarım çalışmaları tamamlandığında kabinde bulunan dört kişi sıvı nitrojen dolu “termos”adı verilen bir başka kabine, yani sıfırın altında 196 dereceye konulacak.

Aslında şu anda KrioRus’ta yine sıvı nitrojen dolu bir termosun içinde dört kişinin beyni de saklanıyor.

Beyinlerden biri, Rus kamuoyunda iyi tanınan, yaşamını “kriyobiyoloji” ye adamış Kriorus’un yöneticisi Valeriya Prayd’ın annesine ait.

Prayd, açılır açılmaz içinden dumanlar çıkan termosun içindeki diğer beyinlerin ve kuru buzda saklanan dört cesedin kimlere ait olduğunu yakınları istemediği için açıklayamayacağını söylüyor.

KRİORUS’UN İLK DONDURDUĞU KİŞİNİN KİM OLDUĞU BİLİNİYOR

80 yaşında St.Petersburg’da ölen matematik öğretmeni Lidiya Federenko... Federenko, torununun isteği üzerine 2005’te dondurulmuş.

BEYİNLER İÇİN VÜCUT YARATILACAĞI SÖYLENİYOR

Prayd, insanın kalbi durduktan sonra da aslında yaşamaya devam ettiğini belirtiyor ve “Beyin hücreleri bir süre canlı kalır. İşte, beynin hâlâ yaşadığı sırada ceset bizim istediğimiz koşullarda saklanabilirse o kişinin ileride bir gün yeniden hayata dönmesi teorik olarak mümkün” diyor.

PEKİ AMA NASIL..?

“Kriyobiyoloji” ile ilgilenenler, gelecekte teknolojinin ulaşacağı düzeyin cesetleri ve canlı hücrelere sahip, beyinleri uygun koşullarda dondurulan kişileri yeniden “canlandırabileceğine” inanıyor.

Prayd, nanorobotlar yardımıyla cesetlerdeki hücrelerin canlandırılabileceğini, sadece beyinleri saklanan kişiler için ise vücutlar yaratılabileceğini söylüyor.

SINIF FARKI VE ZENGİNLERE ÖZEL TERMOS

ABD dışındaki tek saklama merkezi olan KrioRus’la geçen yıl temasa geçen bir Hollandalı, ağır hasta olan babası öldüğünde cesedin dondurulmasını istemiş. Ölüm haberi ulaşınca özel bir araçla ceset Moskova’ya getirilmiş. Bazı zengin müşteriler ise dondurulma işlemin evlerinde yapılabilmesi için merkezden dev termos satın almış.

Bu yolla yaşama dönüşe inananlar kışın donan kimi kurbağaların baharda çözülerek hayata devam ettiğini, ABD’de bazı hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin başarılı olduğunu hatırlatıyor ve dondurulan insanların en geç 2040-2050’de ‘uyandırılabileceğini’ düşünüyor.

ABD’de ilk insan dondurma işleminin yapıldığı 1984 yılında “hayata dönüş”ün 2010’a doğru gerçekleşebileceği umuluyordu.

ABD’li fizikçi Robert Ettinger’in 1964 yılında yazdığı “The Prospect of Immortality” kitabıyla gündeme gelen ve çok tartışılan “kriyobiyoloji”ye bilim adamları kuşkuyla bakıyor.

Merkez saklanan beyinler için 10 bin dolar, insanlar için ise 30 bin dolar talep ediyor.

BİZLERDE BU DURUM SONRASINDA EKLEYEREK DİYORUZ Kİ;

İLİMSİZ BİLİM KÖRDÜR, GÖREMEZ; BİLİMSİZ İLİM TOPALDIR; İLERLEYEMEZ..!

Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen, hem matematikçi hem de büyük bir fizikçi olarak bilim tarihine geçen, yer çekimi kanunu keşfeden ve bunun dışında fizikte hareketin üç kanunu ve matematik alanında gelişmiş hesaplama yöntemleri ile birçok bilim dalında öncü kabul edilen İsaac Newton, bilimi araştırdıkça Allah'ın mutlak varlığının farkına varan inançlı bilim adamlarından biridir.

Ateizme karşı çıkmış, bunun için pek çok makalesinde yazılar yayınlamış ve eserlerinde Yaratılış gerçeğini savunmuştur. Newton'un, dünyanın seyrini değiştiren buluşlarının temelinde Allah'a yakınlaşma isteği vardır. Principia Mathematica adlı eserinde bu gerçeği şu sözlerle dile getirmiştir. "Bizler Allah'a muhtaç kullar aciz olarak, kendi aklımıza göre Allah'ın aklını büyüklüğünü ve yüceliğini görmeli ve O'na teslim olmalıyız."

Yazılarında Allah'a olan inancından sıkça söz eden Einstein, " İlimsiz bilim kördür, göremez; bilimsiz ilim topaldır; ilerleyemez " sözleriyle dinle bilimin ayrılmaz bir bütün olduklarını göstermektedir. Einstein, "tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit dini saygı" olduğunu belirtmiş ve şunları söylemiştir: "Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür."

Tıpkı Newton ve Einstein gibi inançlı bir insan olan Maxwell, eşine yazdığı bir mektupta şu şekilde Allah'a dua etmiştir: "Yeryüzündeki herşeyi kullanımımız altına alabilmek için bizlere Senin eserlerinin üzerinde çalışmayı öğret ve Sana hizmet etmek için aklımızı güçlendir."

Dedikleri gibi… Umarız söylenilenlerde olduğu üzere, insanoğlu “Yaratıcısı” na tamı tamına yaklaştığı anda o büyük kıyamet felaketi olmaz da, sırlar ya çözülür yada çözülür…

Günün Sözleri:

Louis Pasteurin "Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı'nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor"

İlimsiz bilim kördür, göremez; bilimsiz ilim topaldır; ilerleyemez. Einstein

Sakla Samanı Gelir Bir Gün Zamanı (Türk Ataları Sözü)

….

Halep - 2010

ERHAN SOYSALTÜRK

Bana ulaşmak için mi..?

Buyurun, hep beraber; erhansoysalturk@hotmail.com

Allahuekber…….!

Yazarın Dipnotu:

“Bu Yazı Milliyet Blog’daki “BAŞKA BİR TÜRKİYE YOK” köşesi için kaleme alınmış bir; Erhan SOYSALTÜRK yazısıdır.

5846 sayılı, FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU Telif Hakları Yasası kapsamındadır.

Yazar ismi ve Link verilerek alıntı yapılabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli büyüğüm ben sağlık okuyan bir öğrenciyim. Bu değerli yazınızı facebook sayfamda paylaşıyorum. İzniniz olursa sizin adınız ve linkinizle azbuzdaki sitemde önce sağlık köşemdede paylaşmak isterim. saygılarımla.

BURÇAK YAZICI 
 28.09.2010 14:08
Cevap :
SEVGİLİ BURÇAK KARDEŞİM, ETİK OLARAK YAKLAŞIMINDAN DOLAYI ÇOK MUTLU OLDUM. SAYFANI ŞÖLYE BİR GEZDİM. GELECEKTE BU ÜLKEDE ÖNEMLİ GÖREVLERİN SENİ BEKLEDİĞİ KESİN. İLETİŞİMİNİN DEVAMI DİLEĞİYLE. DİLEDİĞİN ZAMAN DİLEDİĞİN YAZILARIMI, YAZILARIMIN ALTINDAKİ NOTA DİKKAT EDEREK ALABİLİRSİN. BAŞARILAR DİLERİM. SEVGİLERİMLE. ERHAN SOYSALTÜRK  29.09.2010 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 381
Kayıt tarihi
: 12.07.10
 
 

29 Ekim 1923'te, Dünya'ya ilan edilen, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kurmuş olduğu ve bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster