Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
542
 

‘Kriz vatandaşa yansımadı’

‘Kriz vatandaşa yansımadı’
 

Senin vatandaş farklımı?


“Bu dönem Türkiye’de kriz çıkmadı ve vatandaşa yansımadı” diyor, AKP Ağrı İl Kongresinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek. Demekki bazılarına göre halkın işsizliği, sefaleti kriz ölçüsü değilki Tayyip Erdoğan’da aynı şekilde 30 Mayıs 2009 da “ağır kriz sürecinde çok başarılı bir imtihan verdik” demişti. Halen de demektedirler. Teğet gececek sözünü kanıtlama çabasımıdır acaba, yoksa halkın sefaletinin ve işsizliğinin önemi yok, maaşlarımız, lojmanlarımız, makam araçlarımız yerinde, bankalar ayakta ya siz ona bakın demeyemi getiriliyor? Muhtemelen her ikisi birden.

Onlara göre tek bir kriz var şimdi, o da “fotokopi darbe kağıdı ve Ergenekon” bir bardak sudaki fırtına. Bunlarla gerçek ekonomik krizi örtecekleri düşünülüyor. Vatandaş etkilenmedi ise 900 000 ailenin (4 milyon nufus) kredi kartı borcunu ödeyemediğine ne demeli. Ayrıca milyonlarcası da kredi kartına bile sahip olamayacak kadar yoksul ve çaresiz. Bu nüfüs bunlara göre halk değil galiba. Çünkü Tayyip Erdoğan “ Kimse kusura bakmasın halkta para var” diye basın önünde haykırmıştı.

Türkiye gerçek işsizlikte dünyanın en kötü duruma düşmüş bir kaç ülkesinden biri. Çalışmayan nüfüs, gerçek işsizlik ABD nin ve Avrupa Birliği ortalamasının üç katı civarındadır. 2009 yılı boyunca böyle devam edceği mevcut politikalar ve göstergelerden anlaşılmaktadır. 2010 yılı 2009 çöküntü yılına göre mukayese edilmemelidir. 2010 yılının iktisadi göstergeleri bırakın 2008 i, 2007 yılının bile gerisinde kalan bir yıl olacaktır.

Kriz ölçüsü döviz kuru değil. Kriz ölçüsü banka sisteminin Hazine'den halkın vergileriyle ödenen yüksek faizlerle, gelecek nesiller sömürülerek beslenip ayakta tutulması değil. Kriz imtihanı sadece dar bir grub yöneticinin yüksek maaşlarını ve diğer imkanlarını aynen sürdürüp fantastik yaşaması değil, kitlellerin istihdamı ve sefaletten kurtarılmasıdır, gelecek nesilleri sömürmeden onlar için neler yapıldığıdır.

Türkiye’de kriz bu yaklaşım nedeniyle ağırlaşmış ve halkı en zor duruma düşen ülkeler arasına girmiştir. Bu blogda çok daha önce yayınlanan “ Türkiye mi, ABD mi daha vahim durumda ” başlıklı yazım, 2009 yılı ve sonrasını o zamandan görmüştü. Çünkü Türkiye’nin krizinin tohumları önceki yıllardan ekilmişti ve toprağın yüzüne çıkmaya başlamıştı. Çünkü Türkiye 2009 öncesi 2008 Eylüllüne kadar geleceğini yiyerek refahcıılık riyakarlığı içindeydi. Üretken ciddi yatırımlar yapmadan hazırları satarak ve borçlanarak yeme imkanlarının sonuna yaklaşmış geriye fazla birşey kalmamıştı. Küresel kriz Türkiye’ye özğü bu kötü ve riyakar gidişi su yüzüne çıkardı ve engelledi.

Küresel kriz sadece iktisadi olan varlıkların satışını engelledi, hemde onlardan çok azı kalmıştı geriye. Ancak hem iktisadi hemde ulusal ve stratejik olan değerlerimizin, yani ülkemiz sınırlarının, ülkemizin kan damarları olan yollarımızın, limanlarımızın, enerji kaynak ve nakil hatlarımızın satılabileceği ümitleri yeşermektedir galiba. Neden mi? Çünkü, hiç bir ciddi üretken yapılanma ve tedbir yok iken, ekonomik dönüşüm programları yerine ithal arabalara, ithalata OTV indirimi yapılır iken, Tayyip Erdoğan neye güvenerek “Baharla birlikte başlayan bu güzel gelişmeler, yaz aylarıyla birlikte inşallah kalıcı bir atılımın müjdecisi olacak.” diyebiliyor. Kalıcı satışlar mı başlıyor acaba?

Dr Hamit Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 59
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1167
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

1950 yılında doğdum, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1974 mezunuyum. 1986 yılında Gazi Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster