Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
666
 

"Kürdistan" yolunun ufak tefek taşları (3)

Bir yol haritası hazırlanıyor. Biz de biraz öncelerden aldık, sonra durum tespiti yaptık, sıra çözüm için önerilere geldi. Her konunun uzmanları vardır. Çözüm sadece uzmanların işidir demeyelim. Sosyal, toplumsal konularda herkese söz düşer. Çocuğu yetiştiren pedagoglar değil, annedir. Çocuğa örnek olan hep yetişmiş uzmanlar, öğretmenler değil, içlerinde olumsuz örnekleri de olabilecek, ana-baba, akraba, komşu, arkadaştır. Kitaptan öğrenilen de, tecrübeyle öğrenilen de vardır. Mümkün olduğu kadar çok ve çeşitli fikirler dinlemek insanın ufkunu açar. En azından kişinin kendi fikrinin netleşmesi için faydalıdır. Şimdi de taştan taşa atlayarak önerileri sıralayalım.

    Aşırılıklar her zaman aşırılıkları, uçlar uçları getirir.

Hz.İsa’dan 1400 yıl sonra Avrupa ortaçağı yaşıyor, engizisyon, din adamları sultası, çoğunlukla da kadınların şeytan ilan edilip yakılması, kilisenin saldığı dehşet Avrupa’yı kasıp kavuruyordu. Ama Allah’ın sopası yok! İnsanlara yapılan haksızlıkları ve cinayetleri kilise pahalı ödedi. Bugün varlığını sürdürmek için ödün üstüne ödün veriyor. Sıra homoseksüel papaz ve kardinallerin, eşcinsel evliliklerin kilise tarafından onaylanması isteğine geldi. Bu da insanlara yetmiyor. Kiliseler kapanıyor. Satılıyor. Bar, restaurant, butik, kuaför oluyor.

Hz.Muhammed’den 1400 sonra da İslam adeta Hıristiyan ortaçağını yaşıyor. Tarih tekrardan ibarettir. Çünkü benzer nedenler benzer sonuçları getirir. Geçmişten ders almayanlar, aynı hataları yapıp başlarına aynı belaların gelmesine neden olurlar. Kilisenin geldiği noktaya gelmemek için, öncelikle yapılması gereken, Hıristiyan ortaçağındaki gibi hurafelerle, taş devri gelenekleri ile harmanlanmış, batıla batmış, kadın düşmanlığı, sömürü, cinayet, baskı ve iktidar aracı haline getirilmiş olan İslam’ın gerçeğinin insanlara öğretilmesidir.

Farzların ve sünnetlerin ezberletildiği, Kur’an eğitimi diye Arap alfabesinin öğretildiği, insanların tarikatların, şeyhlerin aklına ve insafına terk edildiği düzen son bulmalıdır. Gerçek din eğitimi pek çok sorunun çözümü için anahtardır. Çünkü pek çok yanlışın ve kötülüğün arkasında din istismarı vardır. Yapılacak olan dinde reform değil, dinden beslenen keneleri, parazitleri ayıklayıp atmak, dinin özünü ortaya çıkarmak ve sonra da öğrenip, öğretmektir.

    Gerçek bir İslam eğitimi alanlar, en azından,

Mehirin başlık parası ile aynı şey olmadığını,

Zorla, gönülsüz evliliklerin insanın yaratılışına, dolayısıyla Allah’ın isteğine aykırı olduğunu,

Zina yapana ölüm cezası olmadığını,

Kur’an’a göre ve Hz. Muhammet tarafından da veda hutbesinde özellikle belirtildiği gibi, kan davasının İslam’a aykırı olduğunu,

Erkeğin, kadının ve çocukların geçiminden sorumlu olduğunu, dolayısıyla bakamayacağı kadar çocuk yapmanın İslam’a aykırı olduğunu,

Çocuğun doğmuş olan olduğunu, başlamamış yaşam yok edilemeyeceği için, doğum kontrolünün yasak olmadığını, İslam’ın peygamberinin de sadece iki kadından çocuk sahibi olduğunu,

Allah’ın kadın erkek ayrımı yapmadan, insanların, birbirini gözetlemek yerine, tüm yaratılmış düzeni araştırmasını ve öğrenmesini istediğini,
İslam’da çok erkek olmak gibi bir özellik olmadığını, mal ve çocuk sayısıyla övünmenin küçük görüldüğünü,

Namus konusunda İslam’da ayrım olmadığını, Müslüman erkeklerin kadınlara sarkıntılık yapmak için fırsat kollayan kontrolsüz yaratıklar değil, gerektiğinde kardeş kadar güvenilecek insanlar olması gerektiğini,

Hz.Ali örneğinde olduğu gibi, insan öldürmemiş bir insanın veya kendini savunmak için silahlı saldırgandan başkasının öldürülemeyeceğini,

Din bekçiliğinin, zorlama, riyanın dinde yasak olduğunu,

Mezhep, tarikat, şeyh, yatır, türbe inancı, mescitleri düşmanlık için kullanma gibi, inananları fırkalara, hiziplere bölecek, kula kulluğu, Allah ile kul arasında aracılığı getirecek her çeşit anlayışın İslam’a aykırı olduğunu,

Yaratılmış her düzenin bir ayet ve nimet, korunması gereken değer olduğunu,

İnsanın hem aile, hem toplum, hem diğer toplumlar ve çevre için sorumlu olduğunu, birlikte ve barış içinde yaşamanın yol ve yöntemlerini,

Her bireyin Allah katında değerli, başkasının zoruyla şöyle veya böyle giyinen veya davranan değil,

Kendi yaptıklarından ve düşündüklerinden sorumlu, cennet veya cehennem, ahiret veya dünya arasında seçim yapmakta özgür, kendini bilen, başkalarının zoruyla değil, kendi isteğiyle gerektiğinde başkaları için fedakârlık yapacak,

Nefsine hâkim, paylaşmayı seven, kendisi kadar diğer insanların iyiliğini isteyen insanlar olması gerektiğini öğreneceklerdir.

    Türkiyelilik kimliği saçmalamaktır. Yeryüzünde saf ırktan oluşmuş herhangi bir devlet yoktur.

Hatta saf ırk diye bir şey de yoktur. Kürtler de ne ırk, ne dil, ne de kültür olarak bir örnek değildirler.

Türk de bir etnik grubun değil, Türkiye Cumhuriyetini kuran, gönül ve kader birliği yapmış halkın ortak adıdır. (Atatürk Selanikli sarışın bir adam, Mehmet Akif, Arnavut, Türkçülüğün Esasları”nı yazan Ziya Gökalp Kürt kökenlidir. Bölünmenin sonu yoktur. Zaza, “Ben Kürt değilim Zaza’yım” der. İş uzar gider. O zaman bir de Kürdistanlılık ortaya çıkar!) Almanyalı, İngiltereli, Fransalı halklar yoktur. İster Pakistan, Hindistan, Çin, ister Afrika ve Türk kökenli olsun bu ülkelerin pasaportunu taşıyan insanlar (Irkçılar kabul etmese de) Alman, İngiliz, Fransız’dır.

    Taşımalı veya taşımasız eğitim, yurt ve okul yapımı, en öncelikli konudur. Özel okullara destek sağlanarak, vergi indirimi, yatırım desteği vb. ile özendirilip özel okullar ve devlet okullarının sayısının artırılması, özellikle kız çocuklarının okullu olması önemlidir. Meslek okulları açılması, farklı mesleklerde gerçekten belli bir işi doğru dürüst öğrenmiş insan yetiştirmek, düz lise mezunu vermekten çok çok daha önemlidir. Avrupa ülkelerindeki tespitlere göre, okulda başarısız olup ülkenin eğitim ortalamasını da aşağı çeken farklı etnik kökenden çocukların en büyük sorunlarından biri yaşadıkları ülke dilini iyi bilmemeleridir. Hem kendilerine hem ülkeye zararlı bu durumu çözmek için 3 yaşında itibaren okul öncesi eğitim ve hazırlık sınıfları öngörülmektedir. Aynı durum evinde Kürtçe konuşulan çocuklar için de geçerlidir. Evinde konuştuğu anadili yanında, okul öncesi eğitim veya en azıdan hazırlık sınıfı ile çocuklara Türkçe öğretilip, diğer çocuklar ile eşit noktadan eğitime başlamaları sağlanmalıdır. Sadaka ve yardım yerine, Mikro krediler ile insanların ayakta durmasına destek olunmalıdır. Yatırım kredileri takip edilmeli, nereye gittiği izlenmeli, sadece temeli veya adı Güneydoğuda kalmış, İstanbul’da apartman, Bursa’da fabrika, Antalya’da turistik tesise dönüşmüş sahtekârlıklar açığa çıkarılmalı, halkın parasından halk için ayrılan kaynağın doğru yerde kullanılması denetlenmelidir. Yerel yönetimlere verilen paralar denetlenmeli, devletin parası ağanın, şunun bunun elinde çarçur olup, göstermelik bir miktarı “Kaf dağından kar bağışlar gibi” onların eliyle vatandaşın özgür iradesini yok etmek, yandaşı desteklemek veya isteneni yapmak karşılığı verilmek üzere kullanılmamalıdır. Yetişmiş insan gücü ve beyin göçü önlenmelidir. Eğitim gören insanların bölgede kalması ve uzmanların bölgede görev yapması için özendirici düzenlemeler yapılmalıdır. Verecekleri hizmet ve varlıkları ile de bölgenin kalkınmasına, fikri yapısına katkı yapacak kadroların var olması gerekir. Daha yüksek maaş, lojman gibi olanaklar sağlayarak, bölgenin, orada doğup büyümüş olsa bile, bir meslek sahibi olduğunda ilk fırsatta başka yere kaçtığı, başarısızın veya suçlunun sürgün yeri, uzmanların uğramadığı, deneyimsiz olanların zorunlu hizmet kapsamında çalıştığı yer olmaktan çıkarılması için uzun vadeli projeler ve düzenlemeler yapılması gerekir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör nedeniyle bitme noktasına gelmiş bulunan tarım ve hayvancılık canlandırılmalıdır. Organik tarım hem yurt içi tüketim, hem ihracat için büyük bir şanstır. Bunun için yasa, sertifika vs. bürokratik eksikler tamamlanmalı, sertifikalı malı her ülke gönül rahatlığı ve güven ile ithal edebilir duruma gelmelidir. Organik tarım için küçük üreticinin üye olacağı, üreticiye eğitim verecek, eksikleri tamamlamada yardımcı olacak ve denetleme yapacak, küçük üretici ürünlerini bir araya getirerek, ihraç malı haline getirip, gönderilmesine aracılık edecek büyük bir Organik tarım çatı örgütü kurulmalıdır. (Ama sonuçta yine toprak ağaların gücünü artıracak değil, küçük toprak sahibinin karnını doyuracak şekilde düzenlemeler yapılmalıdır. Belli bir bölgede herkes kimin kim olduğunu zaten bilir. Önceliği olanların kim olduğu sır değildir. ) Turizm özendirilmeli, tanıtımlarda daha fazla yer verilmelidir. Restoran, otel, pansiyonculuk vd. gelişmesi insanlara iş ve ekmek kapısı olur, farklı kültürlerle tanışma olanağı sağlar. Çıkarılan “Rahşan affı” ile hapishaneler boşaltılmış, ancak salıverilenler yine “bildikleri işleri” yaparak tamamına yakını iki sene içinde hapishanelere geri dönmüşlerdi. Affedilecek PKK’lılar da tetikçilik, mafya üyeliği veya kaçakçılık dışında ne yapacaklar? Onlar iş ve toprak verilerek ödüllendirilirse dağa çıkan sayısı azalır mı, artar mı? Bulundukları yerde kalmaz, gelirlerse yargılanıp, işledikleri suç oranında cezalarını çekip sonra topluma katılmaları toplum vicdanı açısından daha kabul edilebilir değil mi? (Yarı açık cezaevlerinin üretime dönük bazı çalışmaları var. Toplum yararına bir şeyler yapabilir, bir anlamda vicdani olarak da borç ödemiş olur, bu arada bir meslek öğrenebilirler.) Binlerce ölümün, yıkımın, acının arkasındaki ismi affetmek, çocuğunu kaybetmiş binlerce ana adına bedavadan yüce gönüllü olmak, adaletsizliktir. Onu affederse ancak, şehit anaları affedebilir. Görünen odur ki, Öcalan’ın ancak içerde kaldığı sürece can güvencesi vardır. Özgür bırakılıp, herhangi bir yerde halkın arasına bırakılan bir Öcalan’ın yaşama süresi büyük bir olasılıkla birkaç saati geçmeyecektir. Türk halkı yapılanları unutmuş değildir. Af istemenin nedeni ondan kurtulmak istemek olabilir mi?

Sonuçta batı için, doğu için, Türkiye için, Avrupa için doğrular neyse Güneydoğu için de odur. İstanbul'da yaşayanın çocuğu için iyi olan Hakkari'deki için de iyidir. Türkçede de, Kürtçede de, başka dilde de iki kere iki dört eder. Deniz seviyesindeki su yüz derecede kaynar. Önemli olan bunları öğrenmektir. Yoksa Kürtçe eğitim, Türkiyeli kimliği vs. bunlar bölge insanının, çocukların acil, yaşamsal ihtiyaçları yanında, amiyane tabirle, zurnanın son deliği olabilecek, temel ihtiyaçları sağlanmış, yaşam kalitesi yüksek bir bölgede “Daha ne yapsak, insanlar için daha iyi olur” diye düşünenlerin aklına gelmesi gereken konulardır. Yıllardır sövmekten ve bölmekten başka şey yapmamış, ne yolu, ne haritası, ne doğru dürüst projeleri olan, iç içe olması gereken halk için yapılması gerekenleri yıllardır dört duvar içinde olandan öğrenmeyi bekleyenlerin, bir iktidar budalasının, ağanın, tırşıkçının* yüzünden yüz binlerce insanın, çocuğun geleceğini karartmaya kimsenin hakkı yoktur.

* tırşıkçi: diyarbakır ve civarında yapılan düğünlerde düğüne gelenlere yemek verilir. hoş doğunun ve anadolu'nun her yerinde öyle ama olayın kaynağı diyarbakır oldugu için orayı tercih ettim. neyse efendim bu düğünlerde davetli olmayıp, halay çekmeyip, düğüne katkıda bulunmayanların salt karın doyurmak için gelmesinden mütevellit bu tiplemelere de tırşıkçı adı verilir. tırşıkçının buradan geldiği düşünülmektedir. bu olayın ana fikri, siyasi arenada emek vermeden hazıra konmacı bir anlayışla başka bir mücadelenin rantını yeme kaygısı güdenlerdir. sanırım yeterince açıklayıcı oldu (İTÜ sözlük)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4235
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster