Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
566
 

'Kürtlerin haklarını elde etme zamanı gelmiştir'

'Kürtlerin haklarını elde etme zamanı gelmiştir'
 

Ne kadar derin, ne kadar anlamlı bir ifade değil mi? Sakın yanlış anlaşılmasın, bu ifade üzerinde herhangi bir devlet, bir hükümet olmayan bir coğrafyada söylenmiyor. Bu cümle, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan, o ülkenin insanlarının vergileri ile beslenen hatta milletvekili bile olabilen kişi tarafından söyleniyor. Bu çok anlamlı cümlenin altı da şöyle dolduruluyor.

“Tarihte Kürt halkının bir ferdi yoktur ki düşmanın talanına, saldırılar ve katliamlarına maruz kalmasın. Her evin bir şehidi var. O yüzden Kürtler birbirinin acısını derinden paylaşıyorlar. Güney Kürdistan halkı Kuzey Kürdistan için, Kuzey Kürdistan halkı da Güney Kürdistan halkı için acı çekiyor. 4 parça Kürdistan'ın halkı birbirinin acısını derinden paylaşıyor. Mahabad'ta da yaşandı bu acılar, günümüzde de yaşanıyor. Güneyde Baas rejimi, Kuzey'de Türkiye, Kürt halkına karşı katliamlar uyguladı ve günümüze kadar Kürt halkının katliamlarda yaşadığı kayıpların sayısı bir milyonu aşıyor. Bu katliamların artık son bulması için Kürtlerin birliği olmazsa olmazdır."

İfade aynen bu. Yani artık özerklik, anadilde eğitim gibi yollar çoktan geride bırakılmış, açıkçası bölünmeden söz ediliyor. Hatta sadece bölünme de değil. Ardından tıpkı ermeni dostları gibi katliam masalları anlatmaya başlayacaklarının da ipuçlarını veriyor.

Bu resmen bölücülük veya vatana ihanet değil midir? Yok, eğer o coğrafyada birileri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığını iddia ediyorsa üzerinde T.C.  olan nüfus kâğıdını iade emesi gerekmez mi? Türkiye Cumhuriyeti de dostunu düşmanın ı daha yakından tanır böylece. Değilse bir kişinin hem T.C. kimliği taşıyıp hem de ülkeyi bölme faaliyetlerinde bulunması vatana ihanet değil midir? Neden yakalanıp yargı önüne çıkarılmazlar? Kimse dokunulmazlık falan demesin. Getirin bakalım meclise teklifi, bakın nasıl kalkacak dokunulmazlıkları. Bu girişimi yapmayan bütün milletvekilleri ben ce suça ortaklık ediyorlar.

PKK nın sivil uzantılarına bu cüret nereden geliyor? Nasıl bir garanti veya cesarettir bu. Size aşağıda nakledeceğim olay bu soruya iyi bir cevap olacaktır.

“Kandil’i yok etmek üzereyken Levent Albay’ı kim durdurdu?

Aslında bu, sadece Levent Albay’ı değil TSK’yı her zaman ve her yerde durdurma işidir. Benim için de Türk efsanelerinden birini tanıma işidir. Akıl durduracak bir askerlik başarısı, cesaret, hüner, kabiliyet, vatan sevgisi, fedakârlıktır.

Asıl adı Mete. O zamanlar Yarbay’dı. Asıl sıfatı tankçılık. Eski  “Özel Harp”  geleneğinden geliyor.

***

1997’de Kuzey Irak’a giriliyor. Çıkmamak üzere. Sınıra paralel bir hat oluşturuluyor. Sonra da hem kuzeyine, hem güneyine operasyonlar yapılıyor. Levent Albay o sırada Silopi’de özel kuvvetlerin komutanı. 1997’nin sonlarına doğru büyük bir grup kuruyor. Özel kuvvetlerden 250 kadar subay ve astsubay, 400 kadar peşmerge, biraz da Barzani kuvvetlerinden. Kuzey Irak’taki kuvvetlere Nejat Müldür Paşa komuta ediyor. Levent Albay’ın grubu, düzlük bir tepe olan Duri Köyü’nün yakınındaki yere yerleşiyor.

***

Gece saat bir sularında çatışma başlıyor. Dört beş PKK taburu birleşmiş, idare eden Bayık ve Karayılan. TSK’nın iyi bir istihbaratı var. Nejat Paşa’ya itirafçı kanalıyla PKK’nın bütün hareketleri bildiriliyor.

Pirbela kampı dağıtılmış, Zap’a 20 km kalmış, Hakurk’a 40 km. Olay bitme noktasında.

Yüzlerce namlu tepeye ateş ediyor, yüzlercesi de aşağıya. Telsizdeki Albay patırtılardan konuşamıyor bile. İlk kez mevzi değiştiriyor. PKK sızmaya çalışıyor. Onları göğüs göğse durduran subaylar var. Bunlar 25-30 metreden temasa geçiyorlar. Atılan bir el bombasını kapıp geri atanlar oluyor. Etraftaki birliklerden, arkadan gitmek üzere yahut tepeye kadar gidip ateş desteği sağlamak için baskı yapanlar var. Albay hiçbirini dinlemiyor. Sabah olunca PKK’lılar katırlarla ölülerini taşımaya başlıyorlar. Telef olmuşlardır. Özel kuvvetlerden bir yaralı dahi yok. Peşmergelerden 6 yaralı var, hepsi de iyileşmiş

***

Bitmiyor. Levent Albay 23 alt gruba bölüyor kuvvetlerini. Takip başlıyor. Zap’a kaçıyorlar orayı dağıtıyor. Hakurk’a kaçıyorlar orayı. Teması hiç kaybetmiyor. Kıstırdığı yerde Kobra, F16 çağırıyor. PKK artık kaybettiklerini toplamaktan vazgeçiyor. Yüzlerce...

Tam o sırada manevra yapan uçan, dönen, tekrar gelen iki F16 görünüyor. Ne olduklarını anlamak için herkes göğe bakıyor. Bunları kimse çağırmamıştır. Üstlerinde ABD bayrağı vardır. Uzun telefon (kriptolu) konuşmalarından sonra Levent Albay söylene söylene geri dönüyor. Kandil’i yok etmek üzereydiler.

Şimdi MİT’te olan biteni ve Kuzey Irak’ta o yıllardan sonra olup bitenleri (TSK açısından ve Türkiye’nin geleceği açısından) anlayabiliyor musunuz? Levent Albay’ın da Silivri’de tutuklu olduğunu biliyor musunuz?

***

Albay Levent Bektaş yüksek atlama, serbest paraşütçü, dağ ve su altı komandosu olan tek subaydır. Onun vücudunda ameliyatla çıkarılamayıp kalan kurşunlar ve kırık kemikleri birbirine tutturmak için kullanılan metal parçaları bulunur. Makedonya Genelkurmay Başkanı onun için  “Benim hocam ve hayran olduğum ve örnek aldığım”  dediği Türk subayıdır. Erken terfisi olan ender subaylardan biridir. Üstün cesaret madalyası olan, takdirnameler alan, Gazi Üniversitesi İşletme, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren bir aydın kişidir. İngilizce, Rusça ve Arapça biliyor.

Bu hayat hikâyesinden şu iki sonucu çıkarıyorum. Bu harika insanlar Cumhuriyet eğitimleriyle yetişiyor. Daha niceleri var.

İkincisi de  “PKK operasyonlarının yarım kalmasının sebebi kimlerdir”in, net cevabı.” (1)

Üstelik bu günkü cesaretin anahtarı da budur işte, bölücüler ortada, Levent Albay’lar tutuklu…

(1)Kaynak: Afet Ilgaz.

İzmir 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Osman Bey. Ülkenin kurtuluşunda ve kuruluşunda emeği olmayanlar, bol keseden atıyorlar. Selamlar...

Mesut KARİP 
 02.03.2012 14:37
Cevap :
Merhaba Mesut bey, Tıpkı baba parası ile araba alanların hava attıkları gibi:(( Saygı ve selamlar...  02.03.2012 19:08
 

Yazınızı okuduktan sonra Oğuzhan AsilTürk ün Ulusal kanalda yaptığı açıklamalar geldi aklıma. Ayrıca basının bu habere fazla ilgi göstermemesi ayrı bir konu. Diğer bir acı konu ise ana medya da olması gereken konuların blogta özgürlük bulabilmesidir. Hakikat yaratılmaz aranır. Yazınız da arıyarak soruyor; Çoğu ana medya basını gibi yaratarak değil. Sağlıcakla

Süleyman Akyürek 
 22.02.2012 3:21
Cevap :
Merhaba, Biz elimizden geldiğince gerçeklere işaret etmeye çalışıyoruz. Dikkate alınır mı bilemiyorum. Ama çoğunluk olursa bir ümit var diye düşünüyorum. Saygı ve selamlar...  22.02.2012 15:29
 

Bir noktayı gözden kaçırmayın TSK'nın içerisinde kaliteli, liyakat sahibi, işini doğru bir şekilde yapanlar olduğu gibi, Kürt meselesinin bu noktaya gelmesinde pay sahibi olan insanlarda vardır. OHAL döneminde Güney Doğu'da bulunan bazı komutanların herkesi PKK olarak gördüğü ve aynı safta görerek öldürdüğü bir gerçektir. İkinci nokta ise insanların zihninde komutanlar için oluşmuş aşırı güven. Kimseyi hatasız olarak görmek mümkün değil 28 Şubat sürecinde ordudan atılan Subaylar suçu neydi? İzah edebilir misiniz? yargılanmadan, konuşturulmadan bir karar ile atıldılar ordudan. Acaba birileri yaptıklarının bedelini mi ödüyor? Son olarak şunu unutmamalıyız ki herkes için adalet, herkes için eşitlik, herkes için özgürlük. Bu düşünceye sahip olmadığımız sürece bu ülke 100 yıl "Kemaslitlerin" 100 yıl "cemaatin" elinde gider gelir. Bu ülkenin insanlarının ihtiyacı olan tek şey birbirini anlamak ve adalettir.

a 
 21.02.2012 17:51
Cevap :
Merhaba, Hiçbir kurum yoktur ki mensupları tamamen temiz veya kirli olsun.Otuzbeş yıldır PKK işini orduya devredip yan gelip yatanlar bu gün ordudan hesap sorma durumunda değildir. Adalet diyorsunuz, haklısınız. Herkes işini de sorumluluğunu da iyi bilmelidir. Artık şu kesin olarak anlaşıldı ki, silivriye kurban verilenler ABD nin ortadoğu politikasına taş koyan ordu mensuplarıdır. Yargılayanlar o kadar acz içinde ki Teröristten gizli tanık yapıyorlar ve buna rağmen asla karar veremiyorlar. Amaçları ABD emrini yerine getirip on yıl tutuklu tutmak. Görevini kim kötüye kullanıyorsa yargılanmalıdır. Asker sivil farketmez. Bu ülkede haktan adaletten söz edeceksek bütün dokunulmazlıklar kaldırılıp, kanun önünde herkes eşit hale gelmelidir. Buna siyastçilerde dahil. Değilse bizler kayıkçı kavgası yapar dururuz. Saygı ve selamlar...  21.02.2012 18:58
 

Dost, "darbe" davalarının temeli, "itirafçı PKK'lilere" dayanmıyor mu? Adı üzerinde "itirafçı PKK'liler" neyi itaraf edecekler PKK'yi değil mi? Aaaa, tam tersi, PKK ile savaşmış ne kadar asker varsa onları "itiraf" ediyor... Nasıl işse bu iş... Saygılar sevgiler...

UFUK KESİCİ 
 21.02.2012 8:04
Cevap :
Merhaba, Dost, her halde teröristin lafı ile subay tutuklayan tek ülke biziz. Utanıyorum. Saygı ve selamlar...  21.02.2012 15:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster