Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '11

 
Kategori
Doğa Sporları
Okunma Sayısı
226
 

"Kuzey Ege" bisklet turu - günlük - 5

Akşamüstü olmasına rağmen Güneş hala etkisini gösteriyordu. Buna rağmen bizim için en rahat yol alabilecek vakit sayılırdı. Genelde, bisiklet üzeri yolculuklarda en güzel ve rahat sürüş ya sabah erken saatleri ya da akşamüstü saatleri olduğunu bildiğimiz için, bizlerde böyle davranıyorduk. Çok nadir güneş tepemizde yol aldık ise de bu da yoldan vakit kazanmak için yapmışızdır. Çünkü bazen öyle yollardan, tepelerden geçiyoruz ki kilometrelerce yürümek zorunda kaldığımız saatlerde oldu. İşte, bizde bu kaybı tekrar kazanmak için bazen güneş altında, tehlikeli yolculuk yapmak zorunda kaldık. Karanlık çökmeye başlamıştı. Tam bir gün, Bandırma’dan başlayan yorucu ve kısa aralıklarla dinlenerek geçirdiğimiz yolculuktan sonra ilk durağımız ve konaklayacağımız yer olan Manyas Merkeze ulaşmıştık. Her yer ışıl ışıldı. Akşam yemeğini yiyen halk, gezinmek için kendisini dışarı atmıştı. Bizleri meraklı bakışlarla izliyorlardı.  

 

 

Biz de kafamızı yaslayacak, rahat yatacak ve banyo yapacak bize uygun bir yerler arıyorduk. Aynı zamanda ben ve yol arkadaşım Fikri çok acıkmıştık. Açlığımızı, gün boyu yanımızda taşıdığımız bisküvi ve meyvelerle geçiştirmiştik. Fikri faal öğretmen olduğu için, öğretmenler Evi olacağını düşünerek dolaşmaya devam ettik.  

Bu arada yanımızda bir sakat arabası belirdi. Bildiğimiz otomobil… İçindeki arkadaşımız kendisini bize tanıttı. Üzerimizdeki Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği yazısını ve Amblemini görünce durmuş ve merak etmiş. Aynı zamanda da duygulanmış. Demek ki bizleri unutmayan, destek veren kişiler buralarda da varmış diye düşünmüş… İstanbul’dan geldiğimizi söyleyince daha da meraklandı ve şaşırdı… Meğer kendisi buraya yerleşmeden önce İstanbul- Esenler Şube Müdürlüğü yapmış. Daha çok sevindi ve gururlandı. Biraz sohbet ettikten sonra vedalaşıp yanından ayrıldık. Karnımızı doyuracak ve yatacak bir yerler ararken, gözümüze çorbacı ve köfteci ilişti. Hemen dışarıdaki boş masalarından birine oturduk. Servis yapan arkadaşa köfte, salata, ayran, kola ve tatlıdan oluşan menülerimizi söyledik. Derler ya Kurt gibi acıkmış… İşte, bizlerde öyleydik… Servis yapan işletme sahibiydi ve çok iyi bir insandı. Bizimle çok ilgilendi. Hiç bekletmeden yiyeceklerimizi getirdi. Bir yandan da sohbet etmeye başladı. Nereden geliyorsunuz? Bisikletle bu kadar yol nasıl geldiniz? Tehlikelere maruz kaldınız mı? İlginç anılarınız oldu mu? Neyin tanıtımını yapıyorsunuz? Hep sordu durdu… Bizlerde cevap verdik. Anladık ki çok meraklı bir kişiliği vardı… Fikri hocam ve ben hem yemeğimizi yiyor hem de yatacak yer planları yapıyorduk… Bu esnada arka masada oturan arkadaşlar bize merhaba deyip, yardımcı olabileceklerini söylediler. Bizim konuşmalarımıza kulak misafiri olmuşlar… Zor durum da kaldığımız için yardım etmek istemişler. Geriye döndük, merhaba dedik.. Yardımcı olabilirseniz seviniriz… Saçları kıra dönüşmekte olan bey kendisini tanıttı. Bu ilçenin Milli Eğitim Şube Müdürü olduğunu söyledi. Diğer arkadaş ta DİAS ‘ a Alışveriş merkezinin sahibi olduğunu söyledi. Bizle ilgilendiklerinden çok memnun olmuştuk. Hemen öğretmen Evini arayarak bize bir çift yataklı oda ayırttı. Artık endişe edecek bir şey yoktu. Acele etmeden yemeğimizi yedik, bol bol birlikte sohbet ettik. Bu arada “ Akülü Tekerlekli Sandalye ” Kampanyasına destek oldular. 3430 ‘ a boş mesaj gönderdiler.  

 

Bu bizleri bir kat daha memnun etti. Dias’ a alışveriş merkezinin sahibi de tanıdık bir engelli kardeşi için Akülü sandalye temin etmek için bize destek oldu. Böyle güzel bir akşamın sonunda vedalaşarak, bizlere başarılarımızın devamını dileyerek ve destek olarak, bizlerde Öğretmen Evinin yolunu tuttuk. Öğretmen Evine geldiğimizde bahçede oturan ve sohbet eden birkaç kişi dışında kimse yoktu. Nöbetçi arkadaş, geleceğimizi biliyordu. Hemen bizimle ilgilenip odamızı gösterdi. Bisikletlerimizi de çalınmaya karşı tedbir olarak içeriye koydurttu. Odamız çok temiz ve düzenliydi. İçerde bir banyosu, tuvaleti ve iki ayrı yatağı olan hoş sessiz bir odaydı. Dışarıdan gelen müzik sesi vardı. Eğlenceden anlaşılacağı gibi bu bir düğündü. Müzikler eşliğinde yatmak için hazırlıklara başladık. Banyomuzu aldık, tozlanan, kirlenen üstümüzü başımızı yıkadık ve rahat bir şekilde, özlediğimiz uykumuza kavuştuk  

 

Sabah kalktığımızda, dinlenmiş ve güç depolamıştık. Fikri Hocam ve ben dinç idik. Ağrıyan sızlayan bir yerimizde yoktu. İyi, rahat bir gece geçirmiş, uykumuzu da almıştık. hazırlıklarımızı yapıp, kahvaltı için merkez parkını n yolunu tuttuk. İlkönce Manyasın meşhur gözenekli peynirinden aldık, biraz zeytin, arkasından manavdan domates, biber ve birazda meyve aldık. Sonra, sabah sabah mis gibi kokan fırından ekmeğimizi de alarak çay bahçesi ‘ne gittik. Masamızın üzerine gazete kâğıtlarını sererek kahvaltılıklarımızı hazırladık, çaylarımızı söyleyip yemeğe başladık. Yine, meraklı bakışlar burada da bizi yalnız bırakmadı. İlgilendiklerinden soru yağmurları ve sohbetler eşliğinde kahvaltımızı bitirdik.  

İkinci durağımız Gönen İdi. Zorlu ve yorucu bir yolculuk bizi bekliyordu. Son hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık. Sabah güneşi biraz yakıyordu. Hava çok güzeldi. Bunaltıcı bir sıcak olmamasına rağmen ilerleyen saatlerde bize bir sürpriz yapabilirdi. Bizde şapkamızın altında önlemini almıştık… Yollar, bazen düz bazen de yokuşluydu ama bizi fazla zorlamıyordu. Zaman zaman asfalt, mıcır karışımlı bir yolda ilerliyorduk. Yolun her iki tarafında da pirinç tarlaları vardı… Kendimi bir an Çin’ de hissettim. O kadar çoktu ki… Her yer sulama kanalları ile doluydu. Bu bizim için iyiye işaretti. Çünkü suyumuz bittiği zaman susuz kalmayacaktık, terlediğimiz, sıcaktan bunaldığımız zaman kendimizi bu kanalların içine veya yol kenarındaki yalakların içine bırakacaktık, serinleyecektik.  

Nitekim yol boyunca öyle de oldu. Bol bol su içtik ve serinledik. Köyler birbirlerine yakın oldukları için çay krizlerimizden de kurtuluyorduk. Her köyde bir çay molası verip, kısa sohbetlerle yolumuza devam ettik.  

 

Bir köyün çıkışında harika bir manzara ile karşılaştık. Çok hoş, derenin kenarında kurulmuş bir çay bahçesi, kendin pişir kendin ye türünden… Biraz mola verelim dedik ve girdik içeriye… Cıvıl cıvıl kuş sesleri arasında çaylarımızı yudumladık. İşletme sahipleriyle biraz sohbet ettikten sonra tekrar yola koyulduk.  

 

Dikkatimizi çeken, buraya kadar olan yolculuğumuz da, insanların bizlere ilgiyle, merakla baktıkları, yardımseverliği ve misafir ağırlayışları oldu. Çok iyi insanlarla karşılaştık. Hiç beklentileri olmadan bizleri ağırladılar, ikram ettiler. Hatta yemek, çay paralarını bile almadılar. Sizler, bizim misafirimizsiniz dediler… Geri çevirdiler… İnanın, İstanbul Dışına çıkın, böyle insanlar çoğunlukta… Saf, temiz, dürüst, gururlu ve çok iyi niyetli insanlarla karşılaştık… Bu yazı dizimizi okuyan olursa, buradan kendilerine yardımlarından ve ilgililerinden dolayı teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunarız. Devamı var…  

ergun-oskay.blogspot.com/2011/07/gunluk-5.html 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 03.07.10
 
 

Uzun Yol Tur Bisikletçisi. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster