Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
369
 

“Kuzu”lar bile uyandı…

“Kuzu”lar bile uyandı…
 

Demokrasi paketinde “q”,“w”, ”x” harflerinin serbest bırakılması, basında normal bir olay gibi servis edildi. Paket’in ana konusunun “türban” ve “seçim barajı” ile ilgili maddeleri olduğu vurgulandı, ekranlarda bu konular, akıl daneler (!) tarafından enine boyuna tartışıldı. Türk alfabesinin içinde bulunduğu tehlike göz ardı edildi.

Gerçek ise görüldüğü gibi değil. Paket, terör örgütünün Kürtçe konusundaki dayatmalarına (hatta toprak talebine) büyük ölçüde cevap veriyor. Şimdilik özel okullarda okutulması serbest bırakılan Kürtçe, zamanı geldiğinde tüm okullarda da serbest bırakılacak gibi görünüyor.

Vakvakları ürkütmemek için yapılan açıklama ise evlere şenlik! Sözüm ona, Kürtçede yer alan ve Türk Alfabesi’nde kullanılmayan "q,”w”,”x" harfleri, alfabe’ye alınmayacakmış! Sadece klavye de özgür bırakılacakmış!

Yerseniz!

Bu durum dilde birlik esasını yok edecektir. Millet olma bilinci kaybolacaktır.

Elbette her etnik ya da azınlık unsurlar, kendi ana dillerini kullanacaklardır. Ancak, bunun için hâkim unsurun kullandığı dilin yapısını bozacak bir tutum içine girmek ne demek oluyor? Bu uygulamanın Batı’da bir örneği var mı? Fransa’da, Fransızcayı Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Uymayanlara ağır cezalar getirilmiştir. Fransa Dışişleri Bakanı Avrupa Birliği toplantısında İngilizce konuştuğu için devlet başkanı J. Chirac salonu terk etmiştir. Onlar ‘Fransa’yı bin yılda Fransız dili yarattı’ fikrini savunurlar kendi milletlerinin oluşmasında dillerini ilk sıraya koyar ve bu nedenledir ki dillerini kutsal kabul ederler. Fransa’da müseccel markalar dışında dükkân, mağaza, sokak, restoran isimleri Fransızca olmak zorundadır. Bin yıllık Fransız dilinden Türkçenin ne eksiği var?  

Ülkemizde ise, Türkçenin korunması kanunu çıkartılacağına tam tersi yapılmakta, Türkçemiz; Arapça, İngilizce ve bu yetmezmiş gibi şimdi de Kürtçe ile melezleştirilmekte, yozlaştırılmaktadır.

Kürt kökenli Türk vatandaşlarının yaşadığı yerleşim yerlerinin adları da Kürtçe olacakmış! Bu da federatif yapıya zemin hazırlamak demektir.

BDP’li vekil, Şubat 2013’ de,  “ê, î, x,w,q” harflerinin alfabede kullanılması için kanun teklifi vermişti. Şimdilik üç harf tamam, sırada, “ê” ve “î” harfleri var.

İktidar bu paket ile Terör Örgütü’nün taleplerine cevap vermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, federatif bir yapıya dönüştürülüyor. İki resmi dilli bir yapı ortaya çıkıyor. Binlerce insan nüfus müdürlüklerine müracaat ederek, adlarına bu üç harfi eklemek isteyecektir. Nüfus ve tapu kayıtları değişerek, resmi kayıtlara girecektir. Hatta askerî kayıtlardaki kimlikler de değişebilecektir. BDP’ nin verdiği kanun teklifinde tüm bu unsurlar yer almaktadır. Hal böyle olunca da halk ikinci bir dile alışacaktır. Zamanı geldiğinde de bu harfler, Türk alfabesinin içine monte edilecek, Kürtçe ile Türkçenin bütünleşmesi sağlanacaktır. İktidar mensupları ne demişti?

“Paketler devam edecek”

(!..)

Bu gidişten muhalefet partileri CHP ve MHP’ de sorumludur. Tehlikeyi önleyememişlerdir. Atatürk’ün partisi ve varisi olmakla övünen CHP, kurucusunun devrimlerine ve Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkamamıştır. MHP ise laf siyaseti yapmaktan, meydanlarda esip gürlemekten, AKP sıkıştığında ona stepne olmaktan başka bir işe yaramamıştır. (Bkz. son olarak Suriye tezkeresine  “Hayır!” diyememiş,  çekimser kalmıştır. Genel başkan yardımcısı ise “Evet” oyu kullanmıştır.)

*

Türk diliyle oynamak ve Andımızı kaldırmak, Millet olma bilincini yok etmektir!

AKP’li Burhan Kuzu bile dayanamamış ve “Anadilde eğitim bölücüdür. Ülkeyi böler…” diyerek bir gerçeği dile getirmiştir. Umarız ki iktidarın içindeki diğer “kuzular” da uyanır ve bu sözde demokrasi paketlerinin ülkeyi nasıl bir uçuruma sürüklediğini anlarlar.

On bir yıldır, “kuzeye bakıp, güneyi görmeyen” bu iktidar, Türk milletini görmezden gelmektedir. Başbakan bir kez bile “Türk milleti“ dememiş, diyememiştir. İktidar son yıllarda Batı’ya da bakmamaktadır. Gözlerini direkt olarak Doğu’ya çevirmiştir… Bugüne kadar Atatürk ve Cumhuriyet bağımlılarının taleplerini de görmezden gelmiş, sadece kendi tabanının ve Terör Örgütü’nün isteklerini dikkate almıştır.

Ancak, unutulmamalıdır ki;

Bu Cumhuriyeti, çoğunluğa sahip olanlar yani Türkler kurmuştur. Bu vatan, son Türk Yurdu’dur. Bu böyle bilinmeli ve böyle kabul edilmelidir.

Azınlığın talepleri, çoğunluğa dayatılamaz!

Tülay Hergünlü

04 Ekim Eylül 2013

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Süper bir yazi. Almanya'da Plattdeutsch var, bir sürü diyalekt var, Bavyera'nin kendine ait bir dili bile var ama burada almanca konusulur ve de yazilir. Prusyalilar, Saksonyalilar, Bavyeralilar ve digerleri mutlu mesut yasiyoruz. Herkes ben almanim der sonra da nereli oldugunu söyler. Kimse ben almanim demekten gocunmaz. Millet Türkiye'de türküm demeye korkar oldu.

Hürol Türen 
 09.10.2013 14:47
Cevap :
Merhaba. Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim. İyi bayramlar diliyorum.   13.10.2013 17:51
 

Merhaba Tülay Hanım. Peki sizin çözüm öneriniz nedir? Cumhuriyet tarihi boyunca, 80 yıl, Kürt realitesini inkar ettik de elimize bir şey geçti mi, terör, göz yaşı ve acıdan başka? Türk alfabesi niye değişsin ki? Bırakalım da insanlar anadilini konuşsun ve yazabilsin. Sizin fikrinize saygı duyarım ama benim kanatime göre demokratik açılımlar ve özgürlükler birlik ve beraberliği sağlar. Zaten bugün güneydoğuda fiili bir durum var, orası sanki ayrı bir ülke. Orayı yurdun bütününe nasıl entegre edebiliriz acaba? Özgürlükleri kısıtlayarak mı, yoksa bugün yapılmaya çalışıldığı gibi daha fazla demokrasi getirerek mi? Bütün mesele budur. Selam ve saygılarımla.

Dr Lokman Doğruöz 
 08.10.2013 8:46
Cevap :
Merhaba, Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. "Zaten bugün güneydoğuda fiili bir durum var, orası sanki ayrı bir ülke. Orayı yurdun bütününe nasıl entegre edebiliriz acaba?" Siz zaten şu anki mevcut durumu yukarıdaki cümlelerinizle saptamışsınız. Olayın vahameti işte burada yatıyor; Kabullenmek...   08.10.2013 12:52
 

Müthiş bir yazı. Tek kelimeyle Müthişsiniz Tülay Hanım. Yüreğinize,kaleminize sağlık.

TC Ilker Ertan 
 07.10.2013 16:24
Cevap :
Teşekkür ederim. Siz sağ olun. Sevgiler...  08.10.2013 12:52
 

Sayın Hergünlü, AKP işine gelen her konuda, sine-i millete başvurmayı dile getirirken, çoğunluğun yüreğinde yer bulmayan, işaret ettiğiniz üzere, bölünmeyi, çatışmayı beraberinde getirecek, Türkiye'ye karanlık günler yaşatacak böylesine önemli bir konuda, neden referanduma başvurmayı göze almıyor. Öte yandan, her milletin ülke birliğini terennüm eden, milli marşı, milli kimlik ifadeleri bulunurken, ülkemizde milli söylemlerden, Türk'lükle ilgili ifadelerden kaçış ve dönüş yolundaki düzenlemeler hangi amaca yöneliktir. BDP'nin ve PKK'nın alkışları arasında alınan bu kararlar, Türk Ulusunun %90'ının yüreğini parçalarken, bunun adına demokrasi diyebilir misiniz. Almanlar, milli marşlarında "Deutschland, Deutschland über Alles" ifadesiyle, "Almanya , her şeyin üzerinde Almanya" derken, kendilerinden geçmekteler. Nice ayrı ırkı bünyesinde bulunduran ABD'de, her şey Amerikalı olmakta birleşiyor. Bizde ise bu ayrıştırıcı kararlar akıllara durgunluk veriyor. Selam ve saygılarımla. Refik Başde

Refik Başdere 
 07.10.2013 0:11
Cevap :
Merhaba, Alınan kararlar Türk Ulusu'nun yüzde 90'ının yüreğini parçalasaydı, söz konusu kararları alamazlardı. Belki yüzde 30 ya da 40' ının yüreğini parçalamış olabilir. Onlar da seslerini duyuramadı. Değerli paylaşımınız için teşekkür ederim. İyi bayramlar...   13.10.2013 17:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 496
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1100
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster