Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '16

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
85
 

“Lüksün dününden bugününe”

“Lüksün dününden bugününe”
 

“Sandıkla başlayan marka serüvenin raflara yükselişi”


Son zamanlarda vaktimin birçok kısmını sosyal medya ile harcıyorum. Avantajı ve dezavantajı olan bu alan, farkındayım ki sizi de meşgul etmekte. Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat gibi tabiri caiz ise ortalığı sallayan iletişim organlarına sizin de benim kadar vakıf olduğunuza inanıyorum. Takip ettiğimiz sosyal medya hesaplarında, telaffuzu birçok İNSTAGRAM ve VİNE fenomenlerine konu olmuş, dünyanın dev markalarından biri olan LOUIS VUITTON’u gerek çantaları gerekse saatleri ile tanıyoruz. Bir atasözü derki dünya küçük LOUIS VUITTON büyük JYani bu markaya kafanızı nereye çevirseniz rastlamanız mümkün. Gerek replikaları, gerekse orijinalleri toplumun her kesiminde severek giyilen desenleri ile kimi zaman statü göstergesi olarak kimi zaman ise pazar tezgahlarının vazgeçilmezi olan bu markayı, markalar dünyası sayfamızda anlatacağız. Daha evvelde dediğimiz gibi siz onu epey yakından tanıyorsunuz.
 
Markaya ismini veren “LOUIS VUITTON” her markada olduğu gibi başarı öyküsünü içinde gizliyor. Erkeklerin bahçıvanlık yaptığı bir aileden gelen VUITTON, 14 yaşına geldiğinde bu makûs kaderinden Paris’e doğru kaçar. Yolculuğunu yürüyerek yapan VUITTON, sonunda hayallerinin şehri olan Paris’e bir sene sonra varmıştır. Paris’te bulunduğu dönem, karmaşanın yavaş yavaş el etek çektiği sakin zamanlardır. Toplumun bu yeni yapılanma durumu, LOUIS VUITTON markasını bulunduğu zamandan, bu zaman taşıyacak en güzel fırsat haline getirir.
 
Markanın büyümesi bulunduğu dönem ile paralellik gösterir. Bulunduğunuz coğrafyanın fiziki özellikleri, bulunduğunuz yüzyıl yaptığınız atılım ile alakalı, çok iyi bir fırsat ya da sizi batıracak bir kriz anına dönüşebilir.
 
O zamanların Paris’ine bakacak olursak  “Midnight in Paris” filmini bilirsiniz işte o filmden çok daha ilgi çekici ve moda kokan bir şehirdi. Evet diyeceksiniz o zamanlarda oralarda mı bulundunuz? Hayır tabi ki bulunmadım.
 
Büyük büyük annelerimizin o zarif ve estetik kıyafetlerine, enteresan şapkalarına, ayağı olduğundan daha ince kadınsı gösteren ayakkabılarına baktığımızda Paris’in moda esintilerinin buralara kadar gelmiş olduğunu görüyoruz. Boşuna dememişler modanın kalbi Paris’te atar. O esintilerin gölgeleri olabiliyoruz şu anda o ayrı, ama dönemleri incelerseniz 2016 modasının 19. yy’a kadar nasıl dayandığını göreceksiniz.Lüksü dünden bu güne getiren, modayı Paris’ten dünyanın her yerine taşıyan LOUIS VUITTON 2016 modasının hala en gözde markalarının başında gelmektedir.
 
Döneme ve şartlarına dönecek olursak, gözlerinizi kapatın ve bir şehir hayal edin, endüstri devrimini yeni kabul eden bir şehir. O zamanlar endüstri devri yeni yeni başlamış. İnsanlar büyük bir devrim ile hayatlarına da yeni renkleri katmaya pek bir meyilliler. Evet değişimler bir diğerine de her zaman öncü olmuştur. Tabakaların hiyerarşik konumları her zamankinden çok daha farklı. Zenginleşme gün geçtikçe daha da artıyor. Modanın kalbi bir kadın kalbi ile aynı ritimde atarJBu ortamdan en çok memnun olanlar o dönemim kadınlarıdır. Refah seviyesinin artması biraz daha gardroplarında yer açmalarını sağlamıştır. Dönemin kıyafetleri çok geniş ve hacimliydi. Seyahatler çoğaldıkça, bu giysilerin ustalıkla sandıklara yerleştirilmesi ihtiyacı arttı. İşte Louis Vuitton'un geleceği bu meslekteydi. Mr. Marechal adlı sandık ustasının yanına çırak olarak girdi. Zaman içinde şık lady'lerin vazgeçemediği ünlü bir uzman oldu, İmparatoriçe Eugenie'nin sandıkçılığına kadar yükseldi. 1854'te kendi şirketini kurdu. Sandıkları gri renkli özel bir kanvasla kapladı ve iç kısımlarına sadece elbiseler için değil, eldiven ve diğer aksesuarlar için de özel bölmeler yaptı. Böylece modern sandıkları icat etmiş oldu. 1859'da atölyesini Asnieres'ye taşıdı. Şehirlerin kokuları ve ruhları olduğuna inanlardanım. Şimdi sizinle küçük bir gezintiye çıkacağız. Her şeyin başladığı yerde Asnieres’e LV atölyesine gidiyoruz.Georges Pierre Seurat’ı hiç duydunuz mu bilmem ama kendileri gayet yetenekli dünyaca ünlü bir ressam olup, bir tablosuna şu ismi verir “Asnières'de Yıkananlar” burada bahsedilen ressamın tablosuna konu olan yer meslektaşı sayılan diğer sanatçı VUITTON’un atölyesini açtığı yerdir. Size şehirlerin kokularından ve ruhlarından bahsetmiştim. Bu şehre dokunduğunuzda her yerin sanat koktuğunu hissedeceksiniz. Çeşitli alanlarda sanatçıları ağırlayan şehirde atölyesini açamaya karar veren LOUIS VUITTON’a Asnieres adeta şans getirdi diyebiliriz.Sandıkları o kadar çok ilgi gördü ki, sahteleri üretildi. Gri kanvas çok fazla kopya edilince çizgili versiyon yapıldı. O da taklit edilince George Vuitton geometrik desen kullanması gerektiğine karar verdi. Birçok denemenin ardından monogram deseni ortaya çıktı. İlk kez bir şirket bu kadar güçlü bir şekilde kendi kimliğini sembolleştiriyordu. Tescil ettirildi. Bilinenin aksine L ve V harflerinin birlikte kullanıldığı Damie deseni daha sonradan yaratıldı. Louis Vuitton bu deseni görmeden vefat etti.Louis Vuitton tarafından üretilmeye başlanan valiz, çanta, cüzdan ve bavullar, yıllar içinde dünyanın en meşhur, kaliteli ve lüks markasından biri haline geldi.Yıllara meydan okuyan marka standartlarından hiç vazgeçmedi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 125
Kayıt tarihi
: 09.06.16
 
 

Uludağ Üniversitesi Sanat Tarihi Mezunu. Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Editör&Designer Ye&DuaE..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster